Sınırlar çiziyor, sınırlar bozuyorlar. Adeta domino taşı gibi rejimleri deviriyor, sınırları kanla çiziyorlar. Bu kanlı model arayışının en büyük mağduru emekçi halklar oluyor. Yerinden yurdundan edilen insanlar köleleştiriliyor ya da topluca denizlere gömülüyor. Çürüyen kapitalizmin paslı iskeleti dünyayı zehirliyor. Ortadoğu’da sınırları yeniden çizmek için en kanlı yöntemleri uygulayan emperyalist-kapitalist barbarlık, Siyonist rejim ve bölge gericilikleri bitmek bilmeyen bir gerici boğazlaşmanın fitilini de ateşledi. Ne yazık ki on yıllardır bu kan girdabında emekçi halklar yeterince örgütlenme ve donanıma sahip olmadığı için gerici-cihatçı taşeron çetelerin hedefi oluyor. El Kaide, IŞİD, HTŞ gibi örgütler eliyle adeta Ortaçağ yaşatılıyor. Nitekim beklenen oldu ve Suriye’de büyük bir Alevi katliamı başladı.
Kravat, Katilden Devlet Başkanı Yaratmaya Yetmedi
Geçtiğimiz aylarda Esad burjuva diktatörlüğünün aniden çözülmesi ve Esad’ın belli ki uluslararası bir anlaşma sonucu ülkeyi terk etmesinin ardından HTŞ bir anda ülke yönetiminde söz sahibi oldu. El Kaide kökenli bu örgüt selefi bir anlayışa sahip ve adı değişse de katliam tarzı ve barbar yöntemleri değişmiyor doğal olarak.
Emperyalistler, yıllardır terör örgütü olarak niteledikleri ve onlara karşı mücadele etme bahanesiyle ülkeleri işgal ettikleri selefilerden bir devlet kurulmasının zeminini hazırladı. Irak’ta pazar yerlerinde onlarca insanı katleden Colani’ye kravat takıp yeni Suriye’nin başkanı yaptılar. Her ne kadar tüm halklara eşit yaklaşacaklarını iddia etseler de misyonlarını yerine getirerek Alevilere ve diğer halklara karşı her fırsatta katliamlar düzenlediler.
Özellikle Alevi halktan Esad döneminin intikamını alıyorlar adeta. Oysa Esad döneminde Alevi halkın bir ayrıcalığı yoktu. Bu onlar için önemli değil tabii. Her katliamın bir bahanesi bulunur. Bulundu da. Birkaç gün önce kuruluşunu ilan eden Suriye Kurtuluş Askeri Konseyi’nin HTŞ’yi vurması ve desteğe giden HTŞ birliğini de pusuya düşürmesini bahane eden çeteler adeta Alevi soykırımı başlattı. Lazkiye, Humus ve Tartus kırsalında silahsız Alevi köylerini basıp adeta keyifle insan öldürüyorlar.
Rejimin ilk günlerinde medeni bir yönetim imajına zarar gelmesin diye katliamları gizliyor, video çekmeyi yasaklıyorlardı. Şimdi ise gözdağı vermek için özellikle işkenceli katliam videolarını servis ediyorlar. Zaten kravatlı selefi Colani’nin açıklaması da bu yönelimi destekliyor. “Bizi sınamaya çalıştılar ama çok büyük bir karşılık alacaklar” tarzında bir çıkış yaptı. Çatışmayı Esad kalıntılarıyla Suriye arasında gibi göstererek katliama meşruiyet zemini yaratıyorlar.
Halklar Kendi Göbeğini Kendi Kesmeli
Suriye’nin başına paraşütle indirilen kukla HTŞ yönetiminden iç savaşın ateşini düşürmesi bekleniyordu. Onun bu misyonu ne ölçüde yerine getirebileceği, dolayısıyla ne kadar ayakta kalabileceği hala belirsiz. Görünen o ki, İsrail’in güney Suriye’deki işgalini genişletmesine gıkı çıkmayan bu cihadist çete asıl olarak Suriye’de yaşayan farklı etnik kimlik ve dinsel inançları denetim almakta kullanılacak. Bunu başarmanın bir yolu olarak pervasız bir şiddet ve kan dökme dışında bir “yeteneği”nin olmadığını da görüyoruz. Dolayısıyla bu barbarlara karşı halkların birliği ve özgüce dayanan bir mücadele yürütmesi tayin edici önemde.
Öte yandan Suriye’deki bu vahşete seyirci kalmamak gerekiyor. Hele de katliamı alçakça alkışlayanların olduğu bir ortamda. Yeni Şafak gazetesi her zamanki gibi bu uğursuz rolde başı çekenlerden oldu. İsmail Kılıçaslan isimli tetikçisi adeta irin kustu. “Siyasal Alevicilik” zırvasıyla Alevi halka karşı nefret örgütleyen alçak sürüsü de boş durmadı. Muhalif kabul edilen yayınların bazıları bile olayı Esad’çılarla HTŞ çatışması gibi gösteren bir haber dili kullandı. Veli Ağbaba yaptığı komik ve ürkek açıklama ile tepki topladı. Yine bütün politik hayatını faşistlere yaranmakla geçiren Kılıçdaroğlu açıklamasında “Ramazan’da Müslüman kanı dökmek caiz mi” gibi saçma bir ifade kullanarak çakma Erbakan moduna girdi. Yaşananlar gösteriyor ki, halklar kendi göbeğini kendi kesmek zorunda. Onları bu kanlı girdaptan kurtaracak başka bir yol yok!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!