İstanbul Kadıköy’de 1 Eylül Barış Mitingi!



İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Kadıköy’de gerçekleşen 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginde bir araya gelenler “Savaşsız, sömürüsüz bir dünyayı ellerimizle kuracağız” diye vurguladı


Bugün birçok kentte olduğu gibi İstanbul’da da 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla miting düzenlendi. İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Kadıköy’de gerçekleşen miting için Söğütlüçeşme’de kortejler oluşturan siyasi parti ve kurumlar, sendikalar, kitle örgütleri sloganlarla Kadıköy rıhtıma yürüdü.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, “Savaşa sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak” pankartıyla kortejin önünde yer alırken, çok sayıda parti ve kurum da barışa yaklaşımlarını ifade eden pankart ve dövizlerle yerini aldı.

Yürüyüş boyunca, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi!”, “Nehirden denize özgür Filistin!”, “Biji aşiti!”, “Jin, jiyan, azadî!”, “Savaşa değil, emekçiye bütçe!” sloganları haykırıldı.

Mitingte açılan PKK lideri Abdullah Öcalan posterinin indirilmesini isteyen polisle kitle arasında yaşanan gerilimin ardından poster zorla kaldırıldı. “Demokratik toplum için barışa ses ver” şiarıyla düzenlenen mitinge, polis tarafından TJA’nın flamalarının alana girmesinde de sorun çıkarıldı.

Miting, barış ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşuyla başlayan mitingde Sırrı Süreyya Önder’in mücadele yaşamını anlatan bir sinevizyon da izletildi.

Daha sonra hazırlanan ortak metnin Kürtçesini Zeynep Yıldırım, Türkçesini Nebil Sarıkaya okudu.

Tek yol mücadele

Çatışma ve savaşların, yoksulluğa, sömürüye ve göçe neden olduğu belirtilen açıklamada, tüm bunlara karşı halkların eşit ve demokratik şekilde yaşaması için mücadele edildiği ifade edildi. Açıklamanın devamında ise şunlar yer aldı:

Savaş halinin getirdiği yıkımların son örneği Filistin’de yaşanıyor. Soykırım, dünyanın gözleri önünde açıkça ilan edilerek yapılıyor. Uluslararası kuruluşlar katliama engel olacak etkili bir tutum ortaya koymuyor hatta katliama destek veriyor. Halklar ise dünyanın her yerinde ayakta, insanlık mirasına sahip çıkıyor. Türkiye’deki siyasi iktidar daha önce İsrail’e karşı göstermelik olarak verdiği tepkileri bile vermez durumda. Ayrıca komşumuz Suriye’de de geçici hükümet, Dürzi ve Alevilere yönelik saldırılardan ve katliam denemelerinden geri durmamaktadır. Tüm bunlar bölgemizde halkların ne kadar zor koşullar altında var olmaya çalıştığının kanıtıdır. Bölgemizde katliamları durdurmanın tek yolu halkların eşit, adil ve barış içinde bir dünya için verecekleri mücadeledir.

Demokrasi ve barış için yıllardır başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların yürüttüğü mücadelenin sonucu olarak tarihi bir imkan doğdu ve barış tartışılıyor. Ancak bir yandan barış tartışılırken diğer yandan baskılar sürüyor. İçeride hukuksuzlukların ve baskının, dışarıda savaş politikalarının sürdüğü bu çelişkili atmosferde barış hedefleyen bir sürecin hakkıyla ilerlemesi mümkün değildir. Tarafların, siyasi aktörlerin kendilerini rahat ifade edebilmeleri ve çalışma yürütebilmeleri adına gerekli hukuki altyapının kurulması gerekmektedir. Tüm demokratik kanalların sürece katılımının önünün açılması zorunludur. İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri olarak, savaşsız, sömürüsüz, laik, eşitlikçi bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Zeytinlikleri, ormanları madencilik faaliyetlerine açıp doğaya, yeşile, ekolojik bir yaşam bile savaş ilan eden bu zihniyeti yeneceğiz. Halkların güvenlik ve refah içinde yaşamasının tek yolu barıştır. Savaşsız, sömürüsüz bir dünya bizlerin elleriyle kurulacaktır. Herkesi bu umudu büyütmeye çağırıyoruz.

‘Barış sesini daha çok yükseltmeliyiz’

Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Gazze’deki soykırıma, Suriye’deki Alevi katliamlarına değinerek “Bizler de buradan onların sesine ses oluyoruz. Suriye’de bir an önce barış tesis edilmeli. Selam olsun mücadele verenlere” diyerek başladı sözlerine. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta çağrısına işaret eden Hatimoğulları, bu tarihi fırsatın güçlü bir şekilde karşılık bulmasının daha hızlı adımların atılması gerektiğini vurguladı ve komisyondan beklentileri şöyle özetledi:

Ancak şunu da belirtmeliyiz ki iyi niyet mesajlarıyla ve hele şu gün de geçsin yarın bakacağız, yarın yapacağız, yaklaşımıyla ipe un seriliyorsa bunu kabul etmek mümkün değildir. Bugün bu komisyonun acil bir biçimde süreci hızlandırmak üzere yasal düzenlemeleri yapması lazım. İnfazda eşitlik yasasından tutalım da kayyım yasası ve demokratik yerel yönetimler yasasına kadar, bunun yanı sıra özellikle infazı yakılanlar ve aslında bir yasa çıkarmaya gerek olmadan, atılması gereken çok önemli adımlar var. Hasta tutsaklarla ilgili adımlar var. Can Atalay’ın, Osman Kavala’nın, Çiğdem Mater’in, onlar hakkında verilmiş AYM ve AİHM kararlarının hayata geçmesi lazım ve Kobani kumpas davası tutsakları derhal serbest bırakılmalıdır.

“Barış demokrasisiz demokrasi barışsız olmaz”

Tülay Hatimoğulları komisyonun atması gereken ilk adımın baş müzakereci konumundaki Öcalan’la bir an önce görüşme sağlanması olduğunu belirterek şöyle devam etti:

Bu süreç bizim için hem Türkiye’nin barışı hem Ortadoğu’nun barışı için tarihi önemde bir fırsattır. Korkmaya, çekinmeye, basitçe parti çıkarı hesabı gütmeye gerek yoktur. Heyetimiz Sayın Öcalan’la geçtiğimiz perşembe günü bir görüşme gerçekleştirdi. Ve Sayın Öcalan’ın sizlere selam ve sevgilerini buradan iletmek istiyorum. Seçilmiş Belediye Başkanları İstanbul’un ve ilçelerinin iradesi, Mardin’in, Van’ın, Hakkari’nin iradesi acilen serbest bırakılmalıdır ve görevlerine hepsi acilen iade edilmelidir. Kayyımı da kabul etmiyoruz. Muhalefete baskıyı da kabul etmiyoruz ve bize düşen en büyük görev bu ülkede demokrasiyi tesis etmek. Biz biliyoruz ki barış demokrasisiz demokrasi barışsız olmaz. Burada bütün bedel ödeyenlere analara bir kez daha sözümüz olsun barışı el ele vererek hep beraber inşa edeceğiz.

‘Barış gemisi limana varacak’

Türkiye’de bizler barışı ve demokratik toplumu tesis ederken kadınlar bunun ana öznesidir” diyen Hatimoğulları en büyük bedeli Cumartesi Anneleri’nin, Barış Anneleri’nin ödediğini, ödemeye devam ettiklerini kaydederek onların mücadelelerini selamladı, Kürt kadın hareketinin dünya kadınlarına armağan ettiği değerlere işaret etti.

İşçilere seslenen Hatimoğulları, “Değerli işçi kardeşlerim, savaşa, çatışmaya, özel harp politikalarına ayrılan bütçe senin alınterinden, ekmeğinden kısılan bütçedir. Çünkü senin aldığın ücretin vergisiyle gidiyorlar, tank alıyorlar, silah alıyorlar, İHA alıyorlar, SİHA alıyorlar. Değerli işçi kardeşim şunu bilmelisin ki, barış senin ekmeğin için ve senin emeğin için. Barış için senin dayanışmana ihtiyacımız var. Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği. Barış sadece silahların susması değildir. Barış adalettir, eşitliktir, kardeşliktir, özgürlüktür. Hiç kimse barışı bize altın bir tepsiyle sunmayacak. Mücadele edeceğiz. Sözümüz olsun ki o barış gemisi limana varacak” diye belirtti.

Öcalan: Çağrımız stratejik bir adım ve tarihsel dönüm noktasıdır’

Mitingde Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu. Öcalan’ın mesajını, DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit okudu. Öcalan’ın mesajında şu ifadeler yer aldı:

Barış ve demokrasi için mücadele edenlere…

Barış ve demokratik çözüm çağrımız, sıradan bir siyasi hamle değil; stratejik bir adım ve tarihsel bir dönüm noktasıdır. Bu çağrıyla birlikte hem Türkiye’de hem de Ortadoğu genelinde, savaşların ve yıkımların yerini barışa dayalı demokratik bir yaşamın alacağı yeni bir dönemin kapıları ardına kadar açılmıştır.

Bu, yalnızca bir temenni değil; güçlü bir imkan ve ciddi pratik adımlarla inşa edilmesi gereken somut bir gerçekliktir. Çünkü gerçek barış, yalnızca silahların susması ya da çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış; özgürlüğün, demokrasinin ve toplumsal adaletin yaşamın bütün alanlarında vücut bulmasıyla mümkündür. Bu toplumsal dönüşüm, halklarımız için sadece bir hak değil; aynı zamanda önümüzdeki yeni dönemin temel görevidir.

‘Halklarımızın mücadelesiyle barış mutlaka karşılık bulacak’ 

Halklarımızın mücadelesiyle barış, demokrasi ve özgürlük değerleri mutlaka kökleşecek, toplumsal yaşamda karşılığını bulacaktır. Artık bu ülke, barışı ve demokratik yaşamı hem hakkı hem de görevi olarak görenlerin yurdu olacaktır.

1 Eylül vesilesiyle halklarımızı bu tarihi göreve sahip çıkmaya, barış ve özgürlük yürüyüşünü daha da büyütmeye çağırıyorum. Herkesin bu dönemin ciddiyetini kavrayarak kendini gözden geçireceğine ve barışın ruhuna uygun hareket edeceğine olan inancımla hepinizi bitmeyen sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Barış Anneleri: Onurlu barış istiyoruz

Ardından Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Bedia Gökyüz, konuşma gerçekleştirdi. Bedia Gökyüz, annelerin savaş istemediğini belirterek, “Yıllardır savaş oldu ama iki taraf da bu savaşı kazanamadı. Bugün barış günüdür. Çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. Onurlu bir barış istiyoruz. Barış Anneleri olarak kanımızın son damlasına kadar barışı bekleyeceğiz. Buradan şunu belirtmek istiyorum: Dilimiz de yasaktır biz kendi dilimizi de istiyoruz. Barış anneleri olarak bütün bu yasakların ve acıların son bulmasını istiyoruz” diye konuştu.

‘Filistin direnişi halkların dayanışmasıyla kazanacak’

BDS aktivisti Enes Erdem ise, “Filistin’de 2 yıla yakın süredir devam eden İsrail’in soykırım saldırılarına karşı Filistin halkı ve dostlarının direnmeye devam ettiğini belirtti. Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerini sürdürdüğüne işaret eden Erdem, Filistin direnişinin ezilen halkların dayanışmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı. Tutsak edilen Filistin dostu İsmail Çelik’e de dikkat çeken Erdem, herkesi 5 Ekim’de İsrail’e tam ambargo” şiarıyla Taksim’den Dolmabahçe’ye yapılacak yürüyüşe çağırdı.

Alevi kurumlarının ortak mesajı okundu 

Alevi kurumlarının ortak mesajı da mitingte okundu. Mesajda şu ifadeler yer aldı: “Dünyanın dört bir yanında ezilenlerin, hak arayanların, özgürlük isteyenlerin ortak çığlığını Kadıköy meydanından haykırıyoruz. Savaşlara karşı, basıklara karşı özgürlük, asimilasyona karşı eşit yurttaşlık. Biz Aleviler, tarih boyunca zulmün, ayrımcılığın ve inkarın ne olduğunu ağır bedeller ödeyerek yaşamış bir topluluğuz. Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı, Gazi’yi unutmuyoruz. Bu katliamların gölgesinde bile barış demekten, eşitlik demekten, kardeşlik demekten geri durmadık. Çünkü biliyoruz ki sadece barış sadece silahların susması değil aynı zamanda eşitliğin, adaleti, özgürlüğün ve rızanın hakim olmasıdır. Bugün buradan bir kez daha söylüyoruz, barışın turnusol kağıdı Alevilerdir. Eğer bir ülkede barıştan söz ediliyorsa Alevilerin inancı, kimliği, kültürü ve talepleri gözardı ediliyorsa o barış sahici değildir. Bu topraklarda çözüm sürecinin turnusolu da Aleviler olmuştur. Olmaya devam edecektir. Çünkü Aleviler yok sayıldığında kimsenin eşitliğinden ve kardeşliğinden bahsedilemez.”

Konuşmaların ardından Babetna ve Özlem Bağlayan’ın sahne almasıyla miting son buldu.