Diyanet İşleri Başkanlığı bu seferki Cuma Hutbesinde aileyi merkeze koydu. Burjuva ailenin çözülüşü karşısında dini, milli değerleri referans göstererek bu çözülmeyi dış mihraklara bağladı. Her satırında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin fıtrat olduğu ideolojik argümanına işaret eden Diyanet, ailenin bu sömürü düzeni açısından nasıl bir değer ve anlam taşıdığını özetleyerek kadın ve erkek arasındaki rollerin ve hiyerarşinin bozulmasının yarattığı sonuçlar karşısında hedef gösterici bir dil kullandı. LGBTİ+’ları, hayatı üzerine söz söyleyip karar alan kadınlardı her zamanki gibi bu hedef gösterilenler.
Manifest Grubu’nun aslında “Hak, hukuk, adalet!” sloganına eşlik ettiği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” kılıfıyla soruşturmaya-kovuşturmaya uğramasına da gönderme yapılan hutbede “Çıplaklık, teşhircilik hayatın bir parçasıymış gibi lanse edilmemelidir” denilerek kadınların giyim-kuşamına da bir kez daha ayar çekildi.
Diyanet’in LGBTİ+’lardan kadınlara kadar geniş bir hedef kitleyi menziline aldığı hutbesinde “güçlü aile” olarak tanımlanan burjuva ailenin sistem açısından taşıdığı yaşamsal önem “Aile, insanlık tarihinin en kadim ve en sağlam kurumudur. İnancın, kimliğin ve kişiliğin şekillendiği, millî ve manevi değerlerin gelecek nesillere aktarıldığı eşsiz bir mekteptir” cümleleriyle özetlendi.
Kadın ve erkeğin aile içindeki rolleri zayıflıyormuş!
Diyanet’in de tüm dünya gericiliği ve özelde de Türkiye’deki faşist iktidar bloku açısından temel meselelerden biri haline getirilen kadın ve erkeğin aile içindeki rollerinin toplumsal cinsiyet hiyerarşisini bozacak kadar sarsılmasından ödü kopuyor belli ki. Kapitalizmin bizzat kendisinin de çözdüğü ama çözerken de en gerici ve saldırgan biçimlerle tutkallamaya çalıştığı bu rollerin zayıflamasına ilişkin Diyanet bir kez daha Kur’an’ı referans göstererek şöyle dedi:
Kadın ve erkeğin aile içindeki rolleri zayıflatılmak istenmektedir. İslam’ın haram kıldığı, fıtrata aykırı sapkınlıklar medeni birliktelik adıyla masum; nikâhsız beraberlikler normal, evlilik ise bir yük ve külfet olarak sunulmaktadır. (…) Neslin ve milletin devamı için zaruridir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde evliliğe şöyle teşvik etmektedir: Evlenmek, gözü haramdan çevirmek ve iffeti korumak için en iyi yoldur.
“Aileyi korumak sorumluluktur”
Sarsılan aile kurumundaki bu sarsıntının nedenini “lobilere”, “dış mihraklara”, “şer odaklarına” bağlayan Diyanet, ailenin korunmasının “dini, ahlaki ve insani bir sorumluluk” olduğuna işaret ederek aslında kadın ve LGBTİ+ cinayetlerine, şiddete de toplumsal davetiye çıkardığını şu cümlelerle ifade etti:
Bugün, aile yapısı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar küresel lobiler, çıkar çevreleri ve emperyalist güçlerin kuşatması altındadır. Bu şer odakları; aile bağlarını zayıflatmayı, nesilleri şahsiyetsiz ve kimliksiz bırakmayı, öz değerlerinden ayırmayı bir hedef haline getirmiştir. Hal böyleyken, aile kurmak, aileyi korumak ve güçlendirmek yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, iman, vicdan ve izan sahibi her insanın; dini, ahlaki ve insani sorumluluğudur.
Diyanet, grev hakkından kadınların giyiminden miras hakkına, tatile kadar her konuda hedef gösterici fetvalar çıkarıyor!
Diyanet 27 Haziran’da sefalet dayatmasına karşı iş bırakan “kamu” işçilerini “Kamu Hakkı Dokunulmazdır” başlıklı bir fetvayla hedef aldı. “Kamuya ait işleri yavaşlatmak ya da aksatmak, verilen görevleri layıkıyla yerine getirmemek hem vebal hem de günahtır” ifadelerini kullanarak kendisinin “kamu” görevini ne kadar iyi yerine getirdiğini de kanıtlamıştı: Grev kırıcılığı, hakkını arayan işçiyi düşmanlaştırmak ve hedef haline getirmek!
*Diyanet’in artık marazileşmiş dertlerinden biri kadınların kılık kıyafeti! 1 Ağustos 2025 tarihli Cuma hutbesinde bu derdini daha açık ve vurgulu cümlelerle dile getirmişti: “Günümüzde giyim sektörü, modacılar ve bazı medya çevreleri, ‘özgürlük’ ve ‘çağdaşlık’ adı altında çıplaklığı özendirmekte, örtünmeyi değersizleştirmektedir” ifadelerinin kullanıldığı o fetvada adı konulmamış şekilde şeriat değerleri vazedilmişti.
*Kendisi lüks araçlarla dolaşıp 5 yıldızlı otellerde toplantılar yapan, kızı Feyza Erbaş babasının BMW marka aracının anahtarını ve tatil için yurtdışına çıkardığı çocuklarıyla havalimanında çektirdiği fotoğrafı paylaşarak lüks ve israfın dibine vurduğunu adeta haykıran Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın başında olduğu kurum, işçi ve emekçiler için bırakalım tatili kent içinde bir yerden başka bir yere gitmek bile lüks haline gelmişken bir tatil hutbesi de yayınladı, pişkince’
8 Ağustos’taki o hutbede emekçilere ‘otele değil, köyünüze gidin’ dedi, “Lüks ve israfın zirve yaptığı, helal ve haram hassasiyetinden uzak, nefsani arzu ve isteklerin sınır tanımadığı bir tatil anlayışının dinimizde yeri yoktur” ifadelerini kullandı.
*15 Ağustos’ta verilen hutbede ise kadınların miras hakkı hedefe kondu. Hutbede “Kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadelerini kullanarak kız çocuklarının mirasta erkeğin yarı hakkına sahip olduğu şerri yasaya işaret etti!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!