AB’de ‘hırsızlık’ çatlağı



Avrupa Komisyonu’nun Belçika Başbakanı’nca “hırsızlık” olarak adlandırılan bir “baypas” operasyonuyla Rusya’nın dondurulmuş varlıklarını Ukrayna’ya aktarma kararı Birlik içindeki görüş ayrılıklarını derinleştirdi. Ruslar misillemeye hazırlanıyor


Akdoğan Özkan

AB’nin, Rusya Merkez Bankası’nın Avrupa’daki 210 milyar avronun üzerindeki varlıklarını süresiz dondurarak, bu fonların Ukrayna’ya devredilmesinin önünü açmayı hedefleyen sürece start vermesi, Birlik üyeleri arasındaki çatlakların büyümesine yol açmış görünüyor.

AB Konseyi’nin (Birlik Antlaşması’nın 122. Maddesi’nin kendisine verdiği ama) nadiren kullandığı “acil durum” yetkilerini devreye sokarak konuyla ilgili AB Parlamentosu’nda her altı ayda bir yapılan oylamaları önlemeyi ve bu şekilde Macaristan ile Slovakya’nın vetolarını baypas ederek aşmayı hedefleyen adımının ardından Birlik üyesi bazı ülke hükümetleri ile finans çevreleri ve hukukçulardan tepkiler geldi.

İngiliz bankaları, ellerinde tuttukları 8 milyar pound tutarındaki dondurulmuş Rus varlıklarının İşçi Partisi hükümeti tarafından Ukrayna’ya verilecek kredileri finanse etmede kullanılması yönünde yapılan planlara, hukuki riskler barındırdığı, yarın belirebilecek olası tazminat talepleri karşısında zor durumda kalabilecekleri gerekçesiyle karşı çıkarak hükümete uyarıda bulundular.

‘Daha önce böyle bir hırsızlık yapmadık’

Belçika Başbakanı Bart De Wever ise, Belçika merkezli Euroclear finans kuruluşunda bulunan ve yaptırımlar kapsamında dondurulan Rus varlıklarına dokunulmaması gerektiğini, böyle bir adımın başta ülkesi için olmak üzere büyük riskler içerdiğini ve mutlaka alternatiflerin araştırılması gerektiğini dile getirdi. Fransızca yayın yapan La Libre gazetesine verdiği röportajında da de Wever, “başka bir ülkenin dondurulmuş varlıklarını, egemen servet fonlarını almak ya da çalmak daha önce hiç yapılmış bir şey değil,” diye konuştu. Belçika Başbakanı, dondurulmuş varlıklara el konulması halinde Moskova’nın Belçika’ya ve şahsına “sonuçlarını ebediyen hissedersiniz” uyarısında bulunduğunu da anımsatarak Rusya’nın da bazı Batı varlıklarına el koyabileceği uyarısını yaptı.

İtalya, Bulgaristan ve Malta da Rus varlıklarına el koyma hamlesine alternatiflerin araştırılması konusunda AB’ye çağrı yaptı. Konuyla ilgili “kararın liderler düzeyinde alınması gerektiğini” vurgulayan ülke temsilcileri, Rus varlıklarına el koymanın AB’nin finansal sistemine olan güveni zedeleyebileceği, sermaye kaçışına yol açabileceği ve üye devletleri yasal birtakım risklere açık hale getireceği konusunda uyarıda bulundu.

Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının büyük bir kısmını elinde bulunduran Belçika da dahil olmak üzere bu üye ülkeler, “Komisyon’u ve Konsey’i, Ukrayna’nın finansal ihtiyaçlarını karşılamak için AB kredisi veya köprü çözümleri temelinde, öngörülebilir parametrelerle, önemli ölçüde daha az risk sunan, AB ve uluslararası hukuka uygun alternatif seçenekleri araştırmaya ve tartışmaya devam etmeye davet ediyoruz,” mesajı verdi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, geçen cuma günü yapılan oylamayı hukuka aykırı olarak nitelendirdi ve komisyonu “Avrupa hukukunu sistematik olarak ihlal etmekle” suçladı. Orbán, “AB, Macaristan’ı baypas ederek ve Avrupa hukukunu açıkça ihlal ederek, dondurulmuş Rus varlıklarına el koymaya yöneliyor. Bu, fiilen bir savaş ilanı anlamına gelir. (…) Tarih gösteriyor ki bir ülkeden 200–300 milyar avronun alınması cevapsız kalmaz,” dedi.

Slovakya Başbakanı Robert Fico da söz konusu adımı kınayarak, “on milyarlarca avronun askeri harcamalar için sağlanmasının Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşı uzattığını” savundu.

AB bankalarını kurtarma operasyonu mu?

Almanya’nın önde gelen ekonomi gazetesi Frankfurter Allgemeine, 10 Aralık tarihli haberinde, Rus varlıklarına dokunulmaması gerektiğini dile getiren Belçika Başbakanı Bart De Wever’i destekleyen şu yorumu yaptı: “Belçika Başbakanı haklı. De Wever’in kendi ülkesinde, aşırı soldan aşırı sağa kadar geniş bir desteğe sahip olması, kasıtlı olarak göz ardı ediliyor. Euroclear’ın karşı karşıya olduğu riskler sadece Belçika’ya özgü bir sorun teşkil etmeyecek; bu mekanizma aksarsa, tüm Avrupa ve hatta küresel finans piyasası sarsılacak.”

Bir başka Alman gazetesi Berliner Zeitung ise, 8 Aralık tarihli haberinde “Bir şirket, yatırımcının parasını eski alacaklısına olan borçlarını ödemek için kullanırsa, bu uygulama genellikle suç sayılır. Finans dünyasında buna Ponzi şeması denir,” denildi ve “AB, Rusya Merkez Bankası’nın dondurulmuş varlıklarına erişimini uygularken bu prensibe göre hareket etmeyi planlıyor,” şeklinde yazdı. Gazete haberinde, “Bankalar, Ukrayna’nın geri ödeme yapmasının artık çok düşük bir ihtimal olması nedeniyle (garantörlerden) paralarını geri istiyor,” yorumunu yaparak şu ifadelere yer verdi:

AB, Ukrayna’ya geçen yıl verilen 45 milyar avroluk G7 kredisini geri ödemek için dondurulmuş Rus varlıklarına ihtiyaç duyuyor. 115 milyar avro Ukrayna silah sanayisini finanse etmek için kullanılacak. Sadece 50 milyar avro Kiev’in bütçe ihtiyaçları için kullanılacak.

Bir başka deyişle, gazete, Avrupa Komisyonu’nun bu hamlesinin akla “bu, AB bankalarını kurtarma operasyonu mu,” sorusunu getirdiğini yazdı.

‘AB’nin böyle bir yetkisi yok’

Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinden, AB Dış Politikası uzmanı Prof. Dr. Cristina Vanberghen, Avrupa Komisyonu’nun Birliğin İşleyişine Dair Antlaşmanın (TFEU) 122. maddesine atıfta bulunarak aldığı Rusya varlıklarını süresiz dondurma kararının “hem hukuki hem de siyasi açıdan yanlış bir adım” olduğunu belirterek Birlik içinde “oybirliği kuralının ihlali” anlamına da geldiğini belirtti. Vanberghen “Modern Diplomacy” için kaleme aldığı 13 Aralık 2025 tarihli makalesinde şöyle dedi: “Komisyonun yaklaşımı ayrıca Birliğin yetkilerini anayasal sınırlarının çok ötesine taşımaktadır. AB’nin genel bir acil durum yetkisi yoktur ve üçüncü bir devletin merkez bankasına karşı yarı el koyma tedbirleri alma yetkisi de bulunmamaktadır. Geleneksel uluslararası hukuka göre, merkez bankası varlıkları neredeyse mutlak dokunulmazlığa sahiptir; birçok uzmana göre, ortada bir yargı süreci veya bir barış anlaşması olmaksızın bunları kredi teminatı olarak kullanmak, yasadışı kamulaştırma anlamına gelir.”

Kararın bloğun güvenilirliğine ciddi zarar vereceğini dile getiren Avrupa Parlamentosu’nun Lüksemburglu üyesi Fernand Kartheiser ise, “Avrupa, dünyanın dört bir yanındaki insanlar için bir yatırım alanı olarak güvenilirliğinin büyük bir kısmını kaybedecek. Bu sadece hukuken sorgulanabilir bir karar olmakla kalmayacak, aynı zamanda AB ve diğer ülkeler için zararlı birçok ekonomik ve kurumsal sonuç doğuracaktır,” dedi.

Rusya’dan misilleme hazırlığı

Bu arada, Rusya Merkez Bankası’nın Belçika menşeli uluslararası merkezi takas ve saklama kuruluşu Euroclear Bank’a karşı hukuki süreç başlattığı öğrenilirken, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Rusya’nın varlıklarının AB tarafından müsaderesine karşı misilleme yapacağını ve şimdiden bir mukabeleye hazırlandıklarını söyledi. Lavrov, Rusya’yı “soymanın”, Kiev yönetimine dair ümitlerini giderek yitiren Avrupalı destekçileri için Ukrayna Ordusu’nu savaşta tutmak için ellerinde kalan son seçenek olarak belirdiğini dile getirdi. Rusya, Brüksel’deki Euroclear’da tutulan dondurulmuş varlıklarına el konulması halinde bundan Belçika’nın sorumlu tutulacağını belirtiyor.

Konuyla ilgili görüşmelerin 18-19 Aralık’taki Avrupa Konseyi toplantısında devam edeceği sanılıyor. Avrupa Komisyonu ise bu toplantılar öncesinde üye devletlere planı onaylamaları yönünde baskı yapmayı umuyor.

Kişisel yorumum, eğer plan uygulamaya konur ve AB, Rusya’nın 210 milyar avrosunu “kamulaştırırsa,” bu durumda Rusların finansal misillemeyle yetinmeyecekleri, bunun yanı sıra Ukrayna’daki operasyonunu da genişletebilecekleri ve hatta Odessa ve Harkov’u da planları arasına katabilecekleri yolunda.

Evet, Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen ve ekibinin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sonlanmasını engellemeye yönelik kerameti kendinden menkul kararları, barışı geciktirdiği gibi, AB’yi biraz daha kırılgan hale de getiriyor. Ancak Starmer, Macron ve Merz gibi görev onayları hayli düşük hale gelmiş Avrupalı liderlerin tüm gayretlerine rağmen Avrupa’yı Rusya’ya karşı savaşa sokabilmek yönünde kendi toplumlarında bir rıza üretemedikleri de görülüyor.

Yangına körük NATO Şefinden

Hal böyleyken NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin, İttifak’ın Rusya’nın bir sonraki hedefi olduğunu ve bunun birçok ülke tarafından yeterince ciddiye alınmadığını belirterek, “büyükbabalarımızın ve büyükannelerimizin yaşadığı boyutta büyük bir savaşa hazırlıklı olmalıyız,” şeklinde konuşması hayra alamet değil. Eski ABD Başkanı Joe Biden’ın Özel Danışmanı ve Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Direktörü Amanda Sloat bile, sorunun kaynağının NATO genişlemesi olduğu ifade edip “Ukrayna tarafsızlığı seçmiş olsaydı, savaş ve işgal muhtemelen önlenebilecekti,” demişken, savaşı önleme, milyonların hayatını kurtarma şansını öldürenler bir de yangını yeni bir Dünya Savaşı’na çevirme iştahıyla Avrupalıların ellerine körük vermeye çalışıyor. Tabii bunları yaparken bir amaç da Ukrayna Yolsuzluk Bürosunca Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi’nde yapılan aramalarda Andriy Yermak’a ait 14 milyon dolar nakit para, offshore hesaplara yapılmış 2,6 milyar dolar değerinde banka transferlerine ilişkin kayıtlar ile İngiltere, Batı Hint Adaları ve Bahamalar’dan adına düzenlenmiş çok sayıda sahte pasaport bulunduğuna yönelik ayrıntıları da gündemden uzak tutmak.

Rutte’nin arada sırada bu şekilde yüksek perdeden yaptığı konuşmalarda söylediklerinin Avrupa halkları tarafından çok inandırıcı bulunduğunu zannetmiyorum. Ama şimdilik tabii… Yeter ki savaş lordlarının tek ihtiyaç duyduğu husus rıza üretimi olsun! Gerekirse, Avrupa ve ABD’de Rusofobiyi derinleştirmeye yarayacak ve uluslararası toplumda “şok etkisi” yaratarak kamuoyu desteğini arkalarına almalarına olanak tanıyacak kanlı “sahte bayrak” operasyonları, provokasyon tertipleri girer devreye! Biz böyle çok filmler gördük! Umarım gördüklerimiz yeterli olmuştur!

T24