Sivas Katliamı’nın 33. yılındayız. 33 yıl önce (2 Temmuz 1992) Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden 33 yazar, ozan ve sanatçı ile 2 otel çalışanı kışkırtılan dinci gerici-faşist tarihsel-toplumsal gericilik eliyle yakılarak katledildi. Saatler süren gerici kuşatmaya polis seyirci kaldı.
Çiller ve Demirel sözleriyle failleri ifşa etti
Dönemin başbakanı ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” ya da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş… Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır… Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır” sözleri nefretle hafızalara kazındı.
Katliamın failleri belliydi yani! Katliam üzerinden toplumsal direniş dinamiklerine ve öncü güçlere bir kez daha mesaj veriliyordu. Tıpkı Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Yozgat’ta ve diğer yerlerde olduğu gibi… Faşist baskı ve teröre, tarihsel gericilik birikiminin karanlığı eklenmek isteniyor, gerici bir iç savaş tehdidinin ucu gösteriliyordu.
Soluğu direnen işçinin, memurun ensesinde hissedilsin, gençliğin yükselen hareketini boğsun, kentlerde mayalanan anti faşist direnişe sallanan sopa olsun isteniyordu.
Dönem, ‘80’lerin sonundan başlayarak yükselişe geçen işçi-memur-gençlik hareketinin 12 Eylül karanlığını orasından burasından deldiği bir dönemdi çünkü.
Emekçi mahallelerinde anti faşist duyarlılık ve örgütlenmenin büyüdüğü, Türkiye Devrimci Hareketi’nin ağır yılların yükünü yavaş yavaş atmaya ve varlığını, politik moral etkisini konuşturmaya başladığı bir dönemdi.
Kürt özgürlük hareketinin serhildanlarla sistemi sarstığı, gerilla hareketinin yükselişe geçtiği bir ruh taşıyordu.
Faşist burjuva iktidar blokunun kaybetmeler, işkenceler, zindanlar, suikastlarla “kontralaştığı” böylesi bir dönemde gökten şimşek çakar gibi ani bir taşkınlık biçiminde gerçekleşmeyecek kadar organize bir katliam tezgahlandı Sivas’ta.
Alevi emekçilere “devrimden, anti faşist duruştan, devrimci demokrasinin dinamiği olmaktan vazgeçin” denilirken tüm toplumsal direniş dinamiklerine, onların öncü güçlerine de “ayağınızı denk alın” deniliyordu.
Ama ne Sivas’ın acısı dindi içimizde 33 yıldır ne de mücadeleden geri durdu Alevi emekçiler.
Davalar zamanaşımına uğradı
Katliam failleri hakkında açılan davalar “zaman aşımıyla” düşürülürken, katil avukatları milletvekilliğiyle ödüllendirildi. Davanın zaman aşımına uğramasının ardından Erdoğan “Hayırlı olsun” diyerek katilleri kutlamıştı.
Katiller özel afla salıverildi
Daha sonra Madımak Katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, sağlık sorunları gerekçesiyle 31 Ocak 2020’de AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaldırıldı. Erdoğan af yetkisini ikinci kez 6 Eylül 2023’te Hayrettin Gül için kullandı. 2000’de idama mahkûm edilen, 2003’te Almanya’dan sınır dışı edilerek cezaevine konulan Gül, yalnızca 20 yıl cezaevinde kaldı. Müebbet hapis hükümlüsü Âdem Kozu’nun kalan cezası da “sürekli hastalık hali” gerekçesiyle Erdoğan’ın kararıyla kaldırıldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!