Cumartesi, 11 Temmuz 2026

Dizeleri Ölümsüzleşen Ahmet Telli’yi Kaybettik!



Serüvencilerin serüvenleriyle imgeler devşiren, hüznü de melankoliyi de direniş ve umudun imbiğiyle buluşturan toplumcu gerçekçi şiirin önemli isimlerinden Ahmet Telli’yi kaybettik


Toplumcu gerçekçiliğin ikinci kuşak şairlerinin önemli isimlerinden Ahmet Telli’yi de kaybettik.

Kalbi ve ruhuyla “serüvenciler”leydi hep. Dünyanın anlamını onların varlığında buldu. O dizeler onlara onlar kadar yakın olduğu için o denli nehirleşti, dört nala koşabildi. Kavgadan uzak kalanın aşktan da uzak kalacağını bilecek kadar o kavganın parçasıydı. Bu yüzden de kavgadan uzak durmaktan korktu.

Kıyısında olduğunda bile içindeymiş gibi hissetti onun lirik anlamını. O nedenle dizeleri “serüvenciler” dediği devrimcilere, komünistlere güç verdi, çıkınlarında taşıdıkları anlam denizinin parçası oldu. Yanı başlarında düşen yoldaşlarının hüznünü, acısını o dizelerle haykırdılar. Çünkü o dizeler coşku kadar hüznü, acıyı, kaybetmenin dayanılmaz ağırlığını onların hislerine tercüman olursacına dile getirdi.

Mücadelede durağanlaştıklarını, tıkandıklarını hissettiklerinde “serüvencileri” anlattığı Soluk Soluğa dizelerinden ilham alıp “hayatın ve mücadelenin patikalarına yol almalıyım, daha cüretli, daha ısrarcı…” dediler. Faşist terör yıllarında yaşanan çok yönlü çöküşü döktüğü ve “su çürüdü” dediği dizelerde uyarıcı oldu. O yaşananların bir daha yaşanmaması için direnme zorunluluğunu hissettirdi. Biraz melankoli, biraz hüzün vardı belki ama kavgaya davet eksik değildi.

O dizeler kimbilir kaç devrimciye işkencede-zindanda direnirken, dağda savaşırken, kentlerde bir “manifestoyu” yüreği pır pır ederek taşırken, barikat başlarında dövüşürken, bir bildiri ya da metin kaleme alırken… yani kısacası yaşamın ve mücadelenin her alanında katık oldu, güç verdi. Olmaya da devam edecek…

Telli’nin Çankırı’dan başlayan hikayesi…

2 Aralık 1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde (bugün Karabük’e bağlı) doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan, Kayseri Pazarören ve Pınarbaşı Öğretmen Okullarında eğitim gördü.

Öğretmen okulunu bitirdikten sonra dört yıl köylerde ilkokul öğretmenliği yaptı.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nü tamamladıktan sonra Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt, Kırıkkale ve Ankara Atatürk Lisesi gibi çeşitli yerlerde Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği görevlerinde bulundu.

1981’de Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaparken sıkıyönetim döneminde tutuklanan Telli, görevinden alındı.

Yargılama sürecinde TCK’nın ilgili maddelerinden yargılandı; bir bölümünden beraat etti, Kürt şair Cegerxwîn’un şiirleri üzerine yazdığı bir yazı nedeniyle kısa süre hüküm giydi. Bu süreçte yayıncılık, editörlük ve kitapçılık alanlarında çalıştı. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe dönen şair, bir süre sonra emekli oldu.

Şiir yolculuğu 1961’de ilk şiirinin yayımlanmasıyla başladı. 1972’de Cengiz Tuncer’in Kerkenez romanı üzerine yazdığı yazıyla Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü’nde ikincilik kazandı.

1970’li yıllarda deneme ve kitap tanıtım yazılarıyla dikkat çeken Telli, 1979’dan itibaren şiir kitaplarını ardı ardına yayımlamaya başladı.

Başlıca şiir kitapları arasında Yangın Yılları (1979), Hüznün İsyan Olur (1979), Dövüşen Anlatsın (1980), Saklı Kalan (1981), Su Çürüdü (1982), Belki Yine Gelirim (1984), Nida (2010) ve Veda Divanı gibi eserler yer alıyor.

Şair, Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Hüznün İsyan Olur, 1980), Yazko Şiir Özendirme Ödülü (Saklı Kalan, 1982), Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü (Su Çürüdü, 1982), Altın Portakal Şiir Ödülü (Nida, 2011) ve PEN Türkiye Şiir Ödülü (2020) gibi ödüller almış bir şair Ahmet Telli.