Toplumsal kıpırdanmalara tahammülsüzlük



Moral üstünlüğü kaybetmeyi hazmedemeyen hükümet, vakit kaybetmeden karşı saldırılara başladı


Seçimlerin YSK darbesiyle iptal edilmesinin toplumda yarattığı öfke ve hemen akabinde yükselen moral üstünlüğünü hazmedemeyen hükümet vakit kaybetmeden karşı saldırılara başladı. Bu ruh haliyle konuşan hemen tüm toplumsal kesimlere sopa sallamakta gördüler çareyi. Geniş toplumsal kesimler üzerinde etkide bulunma gücüne sahip sanat cephesi ise bu saldırganlığın ön cephesine oturtulanlardan biri oldu.

AKP’nin verdiği emirler doğrultusunda çıkan YSK kararı, hükümet cephesinden beklenin aksine toplumsal bir tepkiyle karşılandı. Toplumda yaratılan bazı korku eşiklerinin aşılarak, insanların tekrar bir araya gelip sokaklara çıkması, toplumun çeşitli kesimlerinin seslerini daha özgüvenli, daha gür bir biçimde çıkarıyor olmasının yarattığı gerilim, devlet cephesinde de çok net bir biçimde gözleniyor.

Daha önce de yaptıkları gibi yine tehdit, baskı ve zor yoluyla toplumsal tepkiyi bastırma, sindirme amacıyla ardı ardına açıklamalar yapılıyor. Yine en ufak bir hak arama eylemine dahi müsaade edilmeyeceğini göstererek SES emekçilerinin eylemine, LGBTİ öğrencilerin yürüyüşüne, açlık grevindekilerin ailelerine azgınca saldırıyor. Bir taraftan da YSK kararına tepki göstererek seslerini yükselten sanatçılara gözdağı veriliyor.

Önce bakan Ömer Çelik konuşup sanatçıları “15 Temmuz’da neredeydiniz? “sözleriyle hedefe çakarken, ardından AKP’li medya tetikçisi Cem küçük sahne alarak “Bu ülkede bedel ödeme kültürünü oturtacağız” sözleriyle, sanatçılara hesap soracağını, bedel ödeteceğini söylüyor.

Bu saldırgan tutum bile toplumda tekrar canlanan birlik olma, baskıya karşı durma umudunun hükümet cephesinden yarattığı depremin, bu birliktelik arttıkça daha da yıkıcı sonuçlara gebe olacağını gösteriyor.