TÜPRAŞ’ta beklenen oldu!



TÜPRA’ın 6 aydır devam eden toplu sözleşme süreci patronların esnek-ucuz-uzun çalışma sistemini dayattıkları 3 maddenin Yüksek Hakem Kurulu’nca aynen onaylanmasıyla noktalandı


Koç’lar ve üyesi oldukları Türkiye Kimya Petrol Lastik ve Plastik Sanayi İşverenleri Sendikası (KİPLAS) patronlarının TÜPRAŞ’ta çalışma düzenini temelden değiştirecek 3 sözleşme maddesinde geri adım atmayarak süreci Yüksek Hakem Kurulu’nda noktalama çabaları sonuç verdi. Bugün toplanan YHK patronların dayattığı 3 maddeyi aynen onaylayarak, TÜPRAŞ işçisine dayatılan uzun-ucuz-keyfi çalışma sisteminin altına imza attı. YHK’dan başka bir karar da beklenmiyordu zaten!

YHK sözleşme süresini 3 yıla çıkardı, vardiya sisteminin değişmesine karar verdi, mazeret izinlerini amirlerin onayıyla 8 günde bıraktı. Ücret zammını ise yüzde 6 olarak belirledi.

YHK’nın bu kararı işçiler tarafından alkışlar, yuhalamalar, sloganlarla karşılandı.

Andolsun ki unutturmayacağız!” pankartı açan İzmit rafineri işçileri kararı “Bu işçi bu ihaneti unutmayacak, bu kararı asla unutmayacak, unutturmayacağız!” sözleriyle karşıladılar. “Bu işçi sizleri asla unutmaz!”, “İş, ekmek yoksa barış da yok!” sloganlarıyla öfkelerini dile getirdiler.

Karardan sonra Petrol-İş yöneticilerinin tutunduğu ipse son 4 gündür yapılan fabrikalara kapanma eylemleri oldu. Sürecin başından beri üretimden gelen gücü daha kapsamlı eylemlerle hissettirmek yerine, süreli ve kısmi biçimlerle adeta idare etme tutumlarını; bu son eylemle perdeleme yoluna gittiler. Bu eylem üzerinden “biz son ana kadar direndik, boyun eğmedik” tiratları çektiler.

Süreç boyunca yaşananlara kısaca baktığımızda Petrol-İş’in son eylemi neden daha önce karar haline getirip uygulamadığı, süreç artık YHK’dayken son anda böyle bir eylem gitmesinin nasıl bir anlam taşıdığı sorularının yanıtlanması gerektiği ortaya koyuyor.

TÜPRAŞ işçisi süreci bilerek Yüksek Hakem Kurulu’a (YHK) getiren patronların bu tutumlarına karşı geri adım atmadı. Patronların kolektif tutumla 3 yıllık sözleşme, vardiya sisteminin değiştirilmesi, mazeret izinlerinin azaltılması şeklinde özetleyebileceğimiz 3 maddedeki ısrarlarının 40 yıllık çalışma düzeninin bozulması ve esnek-uzun-ucuz çalışmanın dayatılması anlamına geldiğini bilerek grev yasağı handikabını çeşitli eylemlerle aşmaya çalıştılar. Bugüne kadar süreli-kısmi iş bırakma, basın açıklamaları ve yürüyüşlerle kararlılıklarını ifade etmek isteyen TÜPRAŞ işçileri, cuma günü de YHK toplantısından hemen önce tanker dolumunu durdurarak fabrikaya kapandılar.

İşçilerin sendikayla birlikte bir direniş kampına dönüştürdükleri fabrikadaki direnişleri polis tehdidine rağmen YHK görüşmelerinin yapıldığı bugün de devam etti. İşçiler bu direnişle YHK’ya ve patronlara kararlılıklarını hissettirmek ve sözleşme patronların istediği biçimde biterse üretimin selameti açısından yaşanabilecekleri hatırlatmak istiyorlardı.

Fabrikaya kapanma eylemlerinin 2. gününde Koç’lar yeni bir teklif getirmişti. Esasında 3 maddenin mantığını kabule zorlayan 2 maddelik bu teklifte, “3 maddeyi geri çekeriz ancak işveren ve sendika ortak komisyon kurarak bir uzlaşmayla vardiya sistemi değiştirilecek ve enflasyon oranında (yüzde 10) ücret artışı yapılacak. Vardiya sistemi şirketin istediği gibi olursa enflasyon artı iki puan ve yüzde 3 işletme pirimi verilecek.” demişlerdi.

TÜPRAŞ işçisi biraz daha karışık ifade edilerek de olsa 3 maddenin dayatılmaya devam ettiğini belirterek, “3 madde net bir şekilde geri çekilsin, ücrette kırmızı çizgi çekmeyeceğiz” diye belirtmişti.

Patronların işçiye dayattıkları esnek-ucuz-uzun çalışma YHK üzerinden bugün resmileşti.

Petrol-İş yöneticilerinin öfkeli işçilere, son 4 gündür gerçekleştirilen fabrikalara kapanma eyleminin verdiği güçle konuşma yapması, gereken her şeyi yapmışlar ama olmamış tablosu çizmeleriyse, “TÜPRAŞ işçisi fabrikaya kapanma eylemini süreç YHK’ya gitmeden önce yapmış olsaydı nasıl bir sonuç ortaya çıkardı?” sorusunun yanıtsız kalması gerçeğini değiştirmiyor.