Doğa Koleji ve ticarileştirilen eğitimin hali pür melali



MEB’in Doğa Koleji’ndeki tablo karşısında öğretmen ve velilere ticari mahkemeleri adres göstermesinin ardından; Eryaman’da faturaları ödenmediği için elektrikleri kesilen okulun önünde protesto eylemi yapacak aileler, karşılarında polis ablukasını buldular!


Eğitimi ticarileştirip dinselleştiren AKP’nin yarattığı yıkım; özel okulların iflası, devlet okullarından imam hatipleştirilmeyenlerin adeta dökülmesiyle alenen ortaya çıkıyor. Bu gerçek son zamanlarda ardı ardına yaşanan özel okul-kolej iflaslarıyla dudak uçuklatacak nitelikler kazandı. 124 kampüs, 82 bin öğrenci ve 13.500 personeliyle Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonraki en çok okula sahip olduğu belirtilen Doğa Koleji’nin öğretmen ücretlerini ve faturalarını ödeyemez hale gelmesi bunun çarpıcı yansıması oldu.

Yaklaşık 1 yıldır düzensiz ücret alan, son 3 aydır da hiç alamayan öğretmenlerin dersleri boykot etmesi, velilerin de onları destekleyen çeşitli eylemlerle seslerini duyurmasıyla gündeme gelen kolejde sorunun boyutları her geçen gün daha açık bir nitelik kazanıyor.

Oluşturulan eğitim sistemiyle sınavı kazanamayan öğrencinin imam hatip ya da meslek lisesine mecbur bırakılması; on binlerce aileyi dişinden tırnağından keserek çocuklarını özel okullara göndermeye adeta mecbur bırakıyor. Doğa Koleji gibi dev bir ticaret kurumunun gelinen noktada velilerden topladığı onca paraya, öğretmenlere dayattığı kölelik sistemine rağmen bu noktaya nasıl geldiği ayrı bir merak konusuyken; bu tabloyu yaratan devletin sorumlusu olduğu yıkımın onarılması için şimdiye kadar anlamlı bir girişimde bulunmayıp, olup biteni adeta seyretmesi; ailelere ilk elde ticaret mahkemelerini adres göstermesi (CİMER bunu yaptı!) “kral çıplak” dedirtecek cinste gelişmeler oldu.

Bu, neoliberalizmin evrensel diliydi! Öyle ya sömürünün-yağma ve talanın en vahşi biçimlerle gerçekleşmesinin özeti olan neoliberal ekonomi-siyaset-kültür politikalarının ilk laboratuvarı İngiltere’de de üniversitelerin sorumluluğu Eğitim Bakanlığı’ndan Ticaret Bakanlığı’na devredilmemiş miydi! CİMER’in, metalaştırılan eğitim için aynı ayak izlerini takip ederek ticaret mahkemelerini işaret etmesi, eşyanın mantığına en uygun yanıt oldu!

Fakat öğretmenler ve aileler ısrarlı tutumlarıyla sorunu kamuoyunun gündemine getirmeye devam etti. Bu gerçek karşısında lütfederek açıklama yapan MEB, herkesin yüreğine su serpip “merak etmeyin” dedi! MEB nihayet soruşturma açtığını açıklarken, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın da “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilk yapacağı öncelikle öğrencilerin mağdur olmayacağı, velilerin de endişeye kapılmayacağı bir formül üretmektir.” dedi ve bakanlığın bir hazırlığının olduğunu müjdeledi! Ailelerin yatırdığı paranın ne olacağı, öğretmenlerin ücretleri ve işsizlik durumuna nasıl bir formül bulunacağı ve en önemlisi de binlerce öğrencinin nereye yerleştirileceği sorularına yanıt elbette verilmedi.

Gerçi MEB’in açıklamasında bunların her birine oldukça muğlak yanıtlar verilmişti. Öğretmenlere ticaret mahkemesi gösterilmiş, velilerin ödediği para konusunda bilmem hangi maddeye işaret edilmiş, öğrencilerin ne olacağına da “devlet ve diğer özel okullara dağıtacağız” gibi velilerin de öğrencilerin de istemediği bir vaatte bulunulmuştu!

Açıklama şöyle:

Özel okullarda görev yapan bir personelin ücretinin tam ve zamanında ödenmemesi veya sigorta primlerinin yatırılmaması gibi hususlar hakkında işverene uygulanacak idari yaptırımlar ilgili kanunlarda açıkça düzenlendiği gibi görev yapan personelin karşılanmayan özlük haklarını dava yoluyla ilgili okulun kurucusundan talep etme hakları da bulunmaktadır.

 

Bir özel öğretim kurumuna devam ederken kurumdan ayrılan öğrencilere daha önce ödenen ücretlerin ne şekilde iade edileceği hususu Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde düzenlenmiştir.

 

Bakanlığımız, söz konusu özel öğretim kurumunda yaşanan finansal sorunun yol açtığı sıkıntıları ilgili kanun ve yönetmeliklerin verdiği imkan ve yetkiler dahilinde çözmek için gerekli her türlü tedbiri almaktadır. Eğitim öğretim sürecinin aksamaması için tüm olasılıklar göz önünde bulundurularak gerekli önlemler alınmıştır. Olası bir durumda öğrencilerimizin resmi veya özel okullara nakillerinin gerçekleştirilebilmesi için tüm planlamalar yapılmıştır.

Kısacası bu açıklamayla aslında “en kötü ihtimalle mahkemede çözersiniz” denilerek gerek öğretmenlerin gerekse veli ve öğrencilerin sorun konusunda geliştirecekleri fiili tutumların da önü alınmaya çalışılmış oldu. Nitekim bugün okulun Ankara Eryaman’da bulunan kampüsünün elektrikleri, faturalarının ödenmediği gerekçesiyle kesildi. Aileler bu duruma karşı okul önünde buluşarak tepki göstereceklerdi. Fakat onlardan önce polis okulu ablukaya alarak, bu tepkilere izin verilmeyeceği mesajı vermiş oldu.

“Yeşil sermayenin” ticarileştirilen eğitimdeki izdüşümü olan Doğa Koleji’nin el değiştireceği belli, bir bakarsınız denildiği gibi Süzerlere ya da Demirören’e değil de Bilal’in başında olduğu vakfa devredilerek, eğitim piyasasındaki merkezileşme katılaştırılmış olur!

Ailelere de öğretmenlere de ticari mahkemelerini adres gösteren, olmadı üstüne bir bardak soğuk su için mealine gelen bir tutuma işaret eden MEB de CİMER de Cumhurbaşkanlığı da eğitimin, neoliberal yağma ve talandaki ustalıkları ölçüsünde daha fazla ticarileştirilmesi ve içeriğinin de daha fazla dindar ve burjuvazi için daha fazla araçsal olması dışında bir plana sahip değil. Ortaya çıkan yıkımın teşhir olmasına da tahammülleri yok! Bu yıkımı eğitim piyasasında daha katı bir merkezileşmeye gitme ya da Doğa Koleji gibi büyük okulları uluslararası eğitim tekellerinin denetimine sunmak dışında bir vaatleri de…