İHD İstanbul Şubesi ‘Marmara Bölgesi SINIRDAKİ MÜLTECİLER’ raporunu açıkladı. İpsala ve Pazarkule, Bosnaköy, Çanakkale Assos-Ayvacık ve Kapıkule sınır noktalarında bekleyen mültecilerle yapılan görüşmeler ve gözlemlerle oluşturulan raporda hem anlatımlara yer verildi hem de gözlemlerle birlikte çözüm önerileri sunuldu.
Mülteciler neden sınıra yığıldıklarını anlattılar
Her sınır noktasındaki gözlemlere ayrı arı yer verilen raporda, görüşülen mültecilerden çoğunun devletin sınırları açtığı duyurusundan sonra neden oraya geldiklerini şöyle özetledikleri kaydedildi:
Savaştan kaçarak Türkiye’ye sığındıklarını ancak, bulundukları illerde yoksulluk çektiklerini, çalışma izni verilmediğini, iş bulamadıklarını, iş bulsalar dahi maaşlarını alamadıklarını, yaşam alanlarında kötü muameleye ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını, kimliklerinin verilmediğini, sağlık hizmetlerinden, eğitim hizmetlerinden yararlanamadıklarını, her an savaş bölgesine sınır dışı edilme korkusu yaşadıklarını bu nedenle Avrupa’ya gitmek istediklerini, televizyondan hükümetin sınır kapılarını açtığını duyunca da hemen en yakın sınır kapısına geldiklerini.
İnsanlık dışı koşullarda bekliyorlar
Raporda mültecilerin sınıra geldiklerinden bu yana hiçbir ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve çevrede bulunan ağaçları yakarak soğuktan korunmaya çalıştıklarını, sık sık (iki saate bir/ 5 dakikada bir) Yunanistan tarafından üzerlerine gaz bombası atıldığını, bu nedenle özellikle çocukların ve yaşlıların hastalandığını, çıkan arbede nedeniyle yaralananlar olduğunu, sağlık hizmeti alamadıklarını söyledikleri belirtildi.
Pazarkule ve İpsala sınır kapısında bekleyen Suriyeli, Afgan, Iraklı ve İranlı 19 mülteciyle yapılan görüşmelerin özetlenerek aktarıldığı raporda, her bir mülteci Türkiye’den neden çıkmak istediğini yaşadıkları zorlukları, karşılaştıkları muameleleri, yoksulluk-yoksunluk ve çaresizliklerini anlatarak özetliyor.
Kapıkule, Pazarkule, İpsala, Bosnaköy, Çanakkale Assos sınır noktalarına ilişkin gözlemlere ayrı ayrı yer vererek devam eden raporda, mülteciler arasında çok sayıda çocuk, yaşlı, engelli ve hamile kadının bulunduğu, hiçbir hijyen-ısınma-beslenme koşullarının sağlanmadığı, Yunan asker ve polisinin saldırısıyla yaralananların pansumanlarının bile yapılanmadığı, atılan gazlar ve yakılan ateş nedeniyle havanın nefes alamaz hale geldiği, resmi kurumların halen hiçbir yardımda bulunmadığı kaydedildi.
‘Yaşananlar büyük bir suçtur’
Her sınır kapısı için farklı gözlemlere de yer veren raporun sonuç bölümünde şunlar ifade edildi:
Anlatımlarına göre; Mülteciler Türkiye’yi sevdiklerini ancak iş bulamamak ya da angarya koşullarında çalıştırılmak, sosyal destek sisteminin olmaması ve hukuki korumanın bulunmaması nedeniyle, kendilerini daha güvende hissedecekleri fikriyle Avrupa’ya geçmek istemektedirler. Hükümet yetkililerinin açıklamalarına güvenerek Avrupa’ya geçeceklerine dair kesin bir umutla sınır bölgesine gelmiş bulunuyorlar. Birçoğu evini ve işini bırakarak tüm ailesi ile birlikte, çocukları ile anne babaları, hamile eşleri ile birlikte gelmiş durumda ve dönecek bir evleri, kurulu bir düzenleri yok. Bu yüzden ölümü göze alarak karadan, nehirden ya da denizden kaçak yollarla Avrupa’ya geçiş yollarını kullanıyorlar. Avrupa devletlerinin mültecilere sınırlarını açması konusunda bir mutabakat olmaksızın mültecilerin sınırlara ve riskli geçiş noktalarına yönlendirilmeleri, hiçbir insani ihtiyaçlarının giderilmeyerek mağdur edilmeleri, yaşanan ölümler de dikkate alındığında büyük bir suçtur.
Hükümet yetkililerinin, 100 bin üzerinde mültecinin sınırı geçerek Avrupa’ya ulaştığı yönündeki açıklamaları, gözlemlerimizle ve basına yansıyan haberlerle örtüşmemektedir.
Yaşanan bu büyük insanlık dramının sorumluları yargı önünde hesap vermeli, mültecilere insani yaşam koşulları sağlanmalıdır.
Talep ve öneriler
Raporun talep ve öneriler bölümünde şu noktaların altı çizildi:
Mültecilerin Avrupa ile pazarlık aracı olarak kullanılmasına son verilmeli, bu tutumu ile mültecilerin hak ihlali yaşamasına neden olanlar hakkında hukuki ve cezai işlem başlatılmalı, mültecilerin yaşadıkları mağduriyetler giderilmelidir.
Mültecilere insani yaşam koşulları sağlanmalı, eğitim, sağlık, barınma, beslenme, iş gibi temel ihtiyaçları karşılanma, mültecilere yönelik ayrımcılık ve nefret saldırıları önlenmelidir.
Avrupa ile imzalanmış olan Geri Kabul Anlaşması feshedilmelidir.
1951 Cenevre Sözleşmesine konulan coğrafi çekince kaldırılmalıdır, Türkiye’de bulunan mültecilere, mültecilik hukuki statüsü verilmelidir.
Avrupa ve dünya devletleri sınırlarını mültecilere açmalı, mültecilerin serbest dolaşım ve yerleşim hakkı kabul edilmelidir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!