Çankaya Belediyesi’ne bağlı taşeron şirket Çanpaş’ta çalışan işçiler bu korona günlerinde sorunların ayyuka çıktığını ve herhangi bir çözüm getirilmediğini, kendilerinin görmezden gelindiğini anlatıyorlar
Aslında yaşadıkları sorunların yıllardır sürdüğünü, çözüm geliştirilmesi için sendikaya üye olduklarını, fakat kendi çalıştıkları alandan kendilerini temsil edecek doğru düzgün bir işçi temsilcisinin de bulunmadığını anlatıyor Çankaya Belediyesi’nde park-bahçelerde çalışan bir işçi.
Park-bahçelerde çalışan işçi en büyük sorunlarının tuvalet, barınak, yemek olduğunu anlatırken, “Daha önce çalıştığım bölgede 6 parka bakmakla görevliydim. Neyse ki 4’e düştü” diyor.
En büyük sorunumuz tuvalet sorunu
Park-bahçelerde en büyük sorunun tuvalet sorunu olduğunu ifade ederken, “Salgınla birlikte her yer kapandı. Kafeler, lokantalar, simitçiler, camiler, AVM’ler kapanınca sorunumuz çözümsüz bir hal aldı. Çünkü yıllardır bu sorunu yaşıyorduk. Ancak kafelere, pastanelere, camilere vs. giderek bir şekilde çözüyorduk. Şimdiyse resmen bu sorunla baş başa bırakıldık. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Belediyenin de üyesi olduğumuz Genel-İş 1. Nolu Şube yöneticilerinin de sorunun nasıl çözülmesi gerektiği konusunda hiçbir öneri ve çabaları yok maalesef. Biz ne yapacağız şimdi? Tuvaletimiz geldiğinde kimsenin evinin kapısını çalamayız; herhalde sendika yöneticileri ve belediye başkanları donumuza yapmamızı bekliyorlar. ‘Çalışma saatlerini düzenleyin’ dedik ancak yine sabahtan işe başlayıp öğleden sonra saat 15:00’e kadar mesai tamamlamamız gerekiyor. Bu saatler içinde bizim bu sonumuzu nasıl çözeceğiz bir muamma, sesimizi duyan da yok maalesef.
2 ay boyunca 7 maske verildi
Başka bir sorun ise hijyen meselesi. Bize 7 adet maske verildi. Maskeler verileli iki ay oldu. İki ay boyunca bu maskeleri yıkayıp yıkayıp kullanmamızı bekliyorlar sanırım. Fakat her iki saatte bir bu maskelerin değişmesi gerekiyor. Parklardaki çöpleri toplamamız, çöp kovalarını yıkamamız gerekiyor. Bunları yaparken bize verilen hijyen malzemeleri bu kadar yetersiz hatta yok derecesinde iken, üstelik ellerimizi yıkayabileceğimiz ne bir sabun ne bir doğru düzgün çeşme var. Şaşal şişesine doldurduğumuz suyla hadi diyelim ellerimizi bir şekilde yıkadık. Ama biz nasıl koronavirüsten korunmuş olup sağlıklı hizmet yapabileceğiz? Bu sorunun cevabını belediye ve sendikacılar verirlerse çok seviniriz.
Kulübelerde sosyal mesafeyi nasıl koruyalım?
Sosyal mesafeyi bir metrekarelik bile olmayan kulübelerde nasıl koruyacağız. Üstelik kulübeler hijyene de uygun değil. Dinlenme saatlerinde burada biraz oturalım, dinlenelim, yemek yiyelim desek iki kişi resmen burun burana geliyoruz. Zaten dezenfektan da yapılmıyor. Sorumluları arıyoruz çok meşgul olduklarını söylüyorlar. Peki biz ne olacağız?
Parklar bomboş, ama çalıştırılıyoruz, üstelik yol ve yemek paramız da kesiliyor!
Konuştuğumuz işçi arkadaşa şunu sorduk: Park bahçelerde yoğunluk hala var mı? Park bahçeler zorunlu çalışması gereken iş koluna giriyor mu?
İşçi arkadaşımızın verdiği cevap aslında bizlerin de bildiği bir cevaptı:
Koronavirüs salgını başladığından beri ve özellikle 60-65 yaş yasağı, sosyal izolasyon, hijyen gibi konularda açıklamalar ve yasaklar geldiğinden beri parklar boş. Kafeler kapalı, AVM’ler, yani esnaf kapalı olduğundan kaynaklı sokaklar da boş, parklarda in-cin top oynuyor. Boş parkları her gün dolaşmamız gerekiyor. Bizim aslında ücretli izine ayrılmamız gerekiyordu. Ama maalesef çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Üstelik akşama kadar ben dört parkı dolaşmak zorundayım. Dört parkın her biri bir yerde, uzak mesafelerde. Yaşadığımız sorunlar yetmiyor gibi bir de park park tabana kuvvet yol tepiyoruz. Ayrıca Koronavirüs salgını bahane edilerek yemeklerimiz, yol paralarımız da kesildi. Geçen ay aldığım maaş ile bu ay aldığım maaş arasında 700- 800 TL fark var. Yani kesinti yaptılar. Bunu da anlamış değiliz. Kimse bizi duymuyor, ilgilenmiyor. Bizim sesimizi duyurun lütfen
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!