Prof. Dr. Ali Arayıcı / Paris
Dünyadaki Çingenelerin toplam sayısı 40-45 milyon arasında değişiyor. Bunların 30 milyonu anavatanları Kuzey-Batı Hindistan’ın Penjab, Rajasthan ve Banjara eyaletlerinde 10-13 milyon arasında değişen bir kesimi Avrupa’da ve geri kalanı ise dünyanın farklı ülkelerinde “göçebe” olarak ya da “yerleşik” düzende yaşıyor. Çingeneler, yaşadıkları ülkelerde her türlü ayrımcılık, “ötekileştirme”, dışlama, ırkçılık ve ırkçı saldırılarla karşı karşıyadır.
Covid-19 salgını nedeniyle Avrupa’nın neredeyse bütün ülkelerinde Çingeneler, unutularak kendi kaderleriyle baş başa bırakıldı. Bu salgın, özellikle Orta ve Güneydoğu Avrupa’da yaşayan milyonlarca Çingene için baş döndürücü bir felaket oldu. Birçok ülkede yöneticiler onlara yardım yapmak yerine, zorla uygulanan kısıtlayıcı önlemler aldı. Bu salgınla birlikte, önceden tıbbi durumları olan kişiler, sağlık sektöründe çalışanlarla sözleşme yapma riski altındadır.
Irkçı yaklaşımlar
Bugün, Avrupa’daki en büyük azınlık olan Çingeneler, çoğunlukla gözden kaçırılarak ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Orta ve Güneydoğu Avrupa’da milyonlarca yoksul Çingene, çoğu temel sağlık hizmetlerine erişmeksizin sıkışık ve çok zor maddi koşullarda yaşıyor. İnsani bir felâketin eşiğindeler. Önemsiz işler yaparak, plastik toplayarak, yiyecek, ev ürünleri ve çiçek satarak çok az para kazananlar, şu anda bu gayri resmi işi bile yapamaz durumdadır.
Avrupa’da yıllardır her türlü ırkçılık ve ayrımcılığa maruz kalan Çingene azınlığı, bugün covid-19 salgını nedeniyle zor koşullarda varlığını sürdürüyor. Salgının önlenmesine yönelik genel tedbirlerin yanı sıra, Yunanistan, Türkiye, Slovakya, Romanya ve Bulgaristan’daki yöneticiler; Çingeneleri karantina altına almak için bazen polis ve askeri güç kullanımına başvurarak, ek kısıtlamalar getirdiler. Bu durum karşısında, Avrupa’daki “Çingene Hakları Grupları” alarma geçti.
Alman Sinti ve Roma Merkez Konseyi, “Orta ve Güneydoğu Avrupa’daki aşırı sağcı ve milliyetçi politikacıların, mevcut korona krizini ırkçı hükümet eylemlerini meşrulaştırmak ve uygulamak için kullanacakları” endişesini dile getirdi. Çingenelere karşı ayrımcılık ve ırkçılık konusunda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Raportörü Çek Milletvekili Frantisek Kopriva, “Toplumumuzun özellikle savunmasız bu üyelerini, koronavirüs yayılırken korumak için ek yollar aramak yerine, bazı politikacılar aktif olarak Anti-Çingeneliği körükledi” dedi.
İhmâl edilme
Avrupa’da yaşayan tahmini 10-13 milyon Çingene’nin, yaklaşık yarısı 7 ülkede yaşıyor: Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Sırbistan ve Kuzey Makedonya. Aynı zamanda, buralar en meşhur Roma yerleşimlerinin de bulunduğu yerdir. Örneğin: Doğu Slovakya’daki Kosice eteklerindeki Lunik IX, Plovdiv, Bulgaristan’daki Stolipinovo, Romanya’nın başkenti Bükreş ve Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp yakınlarındaki Shuto Orizari’dir
Avrupa’da yaşayan Çingeneler, son derece zor ve sıkışık koşullarda yaşıyor. Onlarca insan 1 ya da 2 odayı paylaşıyor. Altyapı zayıf, temiz ve akan suya az erişim var. Kanalizasyon sistemleri düzensiz, bozuk ve ilkel. Bunlar, bulaşıcı covid-19 salgınının yayılması için ideal koşullardır. Bazı ülkelerin yöneticileri, bu koşulları ortadan kaldırarak salgının yayılmasını önlemek yerine Çingene topluluklarını daha da sıkılaştırmak için, aşırı baskıcı ve tedirgin edici önlemler alıyor.
Berlin Açık Toplum Çingeneleri Girişimi Ofisi Müdürü Zeljko Jovanoviç, Çingene nüfusun ihmâl edilmeye devam etmesinin felâket olacağını dile getirdi. Deutsche Welle‘de “Toplumun çoğunluğu, Çingeneler arasında işsizliğin tüm ekonomi için kötü olduğunu ve Çingenelere yönelik aşırı sağcı saldırıların demokrasi için kötü olduğunu henüz anlamadı, Çingeneler için kötü sağlık koşullarının Çingene olmayanlar için, doğrudan ve acil sonuçları olduğu açıktır,” dedi.
AB’nin yetersizliği
Avrupa’da, covid-19 salgını dolayısıyla, Çingeneler çok güç koşullarda ayakta durmaya çalışıyor. AB’nin birçok ülkesi bu durum karşısında yetersiz kaldı. İspanya, Fransa, Almanya ve İngiltere’de covid-19 salgınından etkilenen Çingeneler ağır bir bedel ödüyor. Binlerce Çingene yaşamını yitirdi. On binlerce kişi, yardımla hayatta kalmaya çalışıyor. Fransa’da “Bizi unutma, biz de Fransızız!”, çığlıkları atıyorlar. Bu durum, “göçebe” olarak yaşayan Çingeneler için daha vahimdir.
Slovakya ve merkez sağ halkçı koalisyon hükümeti, Çingenelere karşı AB’nin yetersizliği gerçeğini benimseyen ilk ülke oldu. Ancak sorunu ele alırken şüpheli yöntemlere başvurdu. Başbakan Igor Matovic, geçen haftalarda 33 Çingene yerleşim yerinde, yurtdışından yeni dönen insanlar için askeri doktorlar tarafından yapılan toplu covid-19 salgını testlerini açıkladı.
Sonuçlara bağlı olarak, insanlar ya da tüm yerleşim birimleri karantina altına alındı. Igor Matovic, bu önlemleri uygulamak için ordunun kullanılmasının “devletin bir güç gösterisi” olmadığı, ancak Çingenelerin kendilerinin güvenliğini sağlamak için ısrar etti. Hükümetin Çingene sorumlusu eski elçisi Abel Ravasz; Slovak haber portalı Parameter‘a “Ordunun kullanımının, devletin ortağı olduğu izlenimini vermek yerine, Çingeneleri daha da damgalayacağını” söyledi.
Bununla beraber, Romanya ve Bulgaristan’da polis, büyük Çingene yerleşim birimlerinin bir kısmını kordon altına aldı. Son günlerde, birçok kişi yurtdışından gelmiş ve karantina düzenlemelerini ihlâl etmişti. Romanya’nın güneydoğusundaki Tandarei’nin Çingene topluluğunda, onlarca maskeli polis bugünlerde bile sokaklarda devriye geziyor. Bulgaristan’daki Nova, Sagora, Kazanlak ve Sliven’in Çingene bölgelerinde de durum aynıdır.
Acil sosyal programlar
Çingenelerin covid-19 salgınının yanında açlık ve yoklukla mücadele ettiği bir gerçektir. Çingenelere karşı her türlü ayrımcılığa ve ırkçılığa artık kesin olarak son verilmesi, sosyal yardımlar kapsamında covid-19 salgını mücadelesi süresince “göçebe” Çingeneler başta olmak üzere yoksul halk kesimlerine yiyecek-içecek, giyecek ve düzenli nakit yardımında bulunulması, yoksulların ulaşabileceği mobil ve gezici sağlık hizmeti sunulması kaçınılmazdır.
Çingeneleri, “Karavanları”nda ya da “Çadırları”nda sınırlamak olanaksız. Çingenelerin çığlığı, Çingene Dernekleri’ni çok endişelendiriyor. Sınırlamayla birlikte, bazı insanlar artık yaşamak için yeterli kaynak bulamıyor. Bu durum virüsün yayılmasını teşvik ediyor. Yöneticiler Çingenelerin “Çadırları”nı sökmek ve “Karavanları”na zarar vermek yerine bu insanlara her türlü maddi ve manevi ekonomik yardımı yapmalı ve sağlığa parasız erişimlerini sağlamalıdır.
Avrupa’nın en yoksul kesimini oluşturan Çingeneler, kötü yaşam koşulları nedeniyle, covid-19 salgınına karşı savunmasız bir durumdadır. Bu nedenle, acil eylem plânıyla kalıcı çözüm yolu bulmalıdır. Bu konuda bazı istisnalar da vardır. Slovakya’nın bazı bölgelerinde yerel makamlar mobil birimlerle temiz suya erişim sağlarken Romanya’da, Cluj’da, kent depolama sahasının yakınında yaşayan 300 Çingene ailesine yiyecek ve sıhhi ürünler içeren paketler dağıtıldı.
Çingeneler için, ivedilikle sosyal programlar yaşama geçirilmelidir. Macaristan’ın Çingene Hakları Aktivistlerinden Aladar Horvath, Çingeneler için özel bir sosyal program çağrısında bulundu. Hükümete ve Başkan Janos Ader‘e yazdığı bir mektupta dokuz maddelik bir kriz yönetim programı önerdi. Bu programda “Gettolaşmış bölgelerde insanların birikimi, hükümleri ve tıbbi bakımı yok. İnsanlar yakında çocuklarını besleyemeyeceklerinden endişe ediyorlar,” diye belirtti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!