Cuma, 4 Eylül 2026

Mutlak Butlan, Mutlak Faşizmdir!



Bugün aynı rejim, “mutlak butlan” adı altında siyasal yaşamı tamamen sarayın denetimine sokmaya çalışmaktadır. Oysa 19 Mart’ta barikatları yıkan irade hâlâ ayaktadır!


Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayına ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir parti içi tartışmanın konusu değildir. Bu karar faşist saray rejiminin toplumsal muhalefeti bütünüyle teslim alma girişimidir. Bugün mahkeme cübbesiyle yapılan şey, düpedüz siyasal darbedir. Halkın iradesi gasp edilmekte, milyonların tercihi sarayın talimatları doğrultusunda yok sayılmaktadır.

Bu karar kayyım rejiminin yeni halkasıdır. Dün Kürt halkının belediyelerine kayyım atanıyordu, bugün aynı mekanizma ana muhalefete yöneltilmektedir. Dün seçilmiş belediye başkanlarını polis zoruyla görevden alanlar, bugün mahkeme sopasıyla partileri dizayn etmektedir. Çünkü faşist tek adam rejimi için sandığın, hukukun, anayasanın hiçbir anlamı yoktur. Onlar için tek yasa sarayın çıkarıdır. Ama bu ülkenin gençliği artık korku duvarlarını aşmıştır.

19 Mart’ta barikatları yıkan irade hâlâ ayaktadır!

O gün gençlik yalnızca polis bariyerlerini parçalamadı, yıllardır topluma dayatılan teslimiyet zincirlerini de kırdı. Üniversitelerden meydanlara taşan öfke, geleceksizliğe, yoksulluğa, baskıya ve faşizme karşı biriken halk öfkesinin dışavurumuydu. Gençlik gösterdi ki bu düzen yenilmez değildir. Sarayın copları, TOMA’ları, gazları halkın birleşik direnişi karşısında çaresiz kalacaktır.

Bugün aynı rejim, “mutlak butlan” adı altında siyasal yaşamı tamamen sarayın denetimine sokmaya çalışmaktadır. “Butlan” dedikleri şey hukuki değil siyasaldır. Amaç muhalefeti felç etmek, toplumsal öfkeyi kontrol altına almak, yaklaşan büyük ekonomik ve siyasal krizin öncesinde tüm direnme kanallarını kapatmaktır.

Çünkü sermaye düzeni çöküyor.

Gençlik işsizdir. Üniversiteler sermaye tekellerinin arka bahçesine çevrilmiştir. Diplomalar değersizleşmiş, barınma krizi büyümüş, milyonlar açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Kadınlar güvencesizlik ve erkek-devlet şiddeti altında yaşam mücadelesi verirken işçi gençlik kölece çalışma koşullarına itilmektedir. Rejim bu krizi çözememektedir.

Çözemedikçe baskıyı artırmaktadır. Faşizm tam da budur.

Kapitalizmin krizini zorbalıkla yönetme biçimi…

Bu yüzden bugün görev yalnızca bir mahkeme kararına itiraz etmek değildir. Görev, faşist rejimin bütününe karşı birleşik mücadeleyi büyütmektir.

Buradan tüm üniversite gençliğine, liselilere, işçi gençliğe çağrımızdır: Boyun eğmeyin!

Saray rejiminin yarattığı korku iklimini parçalayın!

Kampüslerde forumlar örgütleyin, boykot komiteleri kurun, gençlik meclislerini büyütün! İşçi sınıfının direnişiyle gençliğin isyanını birleştirin!

Çünkü bu düzen yalnızca geleceğimizi değil yaşamımızı çalmaktadır. Bugün CHP’ye yönelik gerçekleştirilen operasyon yarın sendikalara, öğrenci kulüplerine, devrimci yapılara, grevlere ve tüm toplumsal muhalefete yönelik daha da pervasızlaşacaktır. Faşizm geriletilip, yıkılmadıkça büyür. Bu yüzden birleşik, kitlesel, militan bir mücadele kaçınılmazdır.

Ama unutulmasın: 19 Mart gösterdi ki halk ayağa kalktığında barikatlar yıkılır.

Gençlik harekete geçtiğinde sarayın duvarları çatırdar.

İşçi sınıfı örgütlendiğinde faşizm yenilir.

Biz Devrimci Proleter Gençlik olarak ilan ediyoruz: Ne sarayın mahkemelerini tanıyoruz ne cübbeli darbelerini! Ne düzen içi teslimiyet siyasetine ne de liberal hayallere güveniyoruz! Kurtuluş örgütlü gençliktedir, örgütlü işçi sınıfındadır, sokaktadır, direniştedir, devrimdedir!

Şimdi görev kampüslerden fabrikalara, mahallelerden meydanlara birleşik mücadeleyi büyütmektir.

Faşizme karşı omuz omuza!

Barikatları yıkan gençlik kazanacak!

Yaşasın işçi sınıfının devrimci savaşı!

Kahrolsun faşizm!

21 Mayıs 2026