Cuma, 4 Eylül 2026

Emek Haberciliğinin Öncüsü Şükran Soner’in Ardından…



Türkiye’nin önde gelen işçi-sendika muhabiriydi. Cumhuriyet gazetesinde tam 60 yıl boyunca yazdı. Gazetecilerin sendikalaşma mücadelesinde de elini taşın altına koyanlardandı Şükran Soner…TGS’nin ilk kadın genel başkanı oldu. Önemli bir döneme tanıklık eden ve medyanın hafızasında yeri hiç silinmeyecek bir kadın gazeteci olarak ışık olmaya devam edecek


Ayla Önder

Gazeteci-yazar Şükran Soner’i yitirdik. Mesleğe başlamasından bu yana uzun yıllar Cumhuriyet’te yazdı. Önce emek muhabiriydi, yazarlık daha sonra eklendi kalemine. İşçi gündemine dair haberleri, yazıları, yorumları ve analizleriyle öne çıkan bir isimdi. Emek ve işçi haklarını onun kaleminden okuduk. 1946 yılında Priştine’de doğdu. O dönemde Priştine, Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti sınırları içindeydi. Soner, ailesiyle birlikte 1956 yılında Türkiye’ye göç etti. Gazeteciliğe 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başladı. Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun oldu. İşçi eylemlerinde, grevlerde ve çalışma hayatında ne varsa Soner oradaydı. Mesleğe girdiğinde, Türkiye’de işçi sınıfı en hareketli dönemini yaşıyordu. Yaklaşık 60 yıl boyunca Cumhuriyet gazetesinde görev yaptı.

Emeği ve işçiyi yazdı

Sefalete itilen işçiler, aşağı çekilen ücretler, sağlıksız işyerleri gibi ağır çalışma koşullarını ve yoksullaşmayı ele alırken çözümlere de yer veriyordu. O dönem ulusal basında işçi sorunlarını yazan tek gazeteciydi. Zonguldak madenci direnişinde ön saflarda yer aldı. Üniversiteler, eğitim ve sağlık alanlarındaki haberlerde de uzmanlaştı. Emek çerçevesinde bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarmaya adayan Soner birçok ödül de kazandı.

Daha ilk yıllarda okuyucu kitlesini genişletti. Emek dünyasına kitaplarıyla da projektör tutmak istiyordu. Dönemin güncel konularını ele alan kitaplar üzerinde de çalıştı. Yugoslav göçmeni olarak geçmiş izlerini not olarak düştü. “Göçün Göbeğinde” kitabında, Osmanlı’nın Balkanlar’dan çekilişini, birbirinden kanlı savaşları, yılları, çekilen acıları, kayıpları, Balkan topraklarından Anadolu topraklarına doğru akan o büyük göçü anlattı. Birkaç kuşağın belgesiydi adeta. Ama yine de gazeteci olarak en çok bugüne odaklıydı; “Göçlerin gelgitlerinde, yaşamımızın noktası yok. Masalı, daha doğrusu çocukluğun içinden belgeli tanıklıkları tadında bırakmak gerek” diyordu.

Mesleğin etik değerlerine bağlı kaldı

Yayın camiasındaki kadın kalemlerden biri olarak, birçok işçi eylemini haberleştirdi. Soner ayrıca İnsan Hakları Derneği, Ada Dostları Derneği ve Ekonomik Toplumsal Tarih Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının kuruculuk ve yönetim kadrolarında görev aldı. 2026’ya kadar yazmayı sürdürdü. Ta ki hastalanana kadar. Siyasetten toplumsal meselelere, dış politikadan emek dünyasına uzanan geniş bir çerçevede görüşlerini okurlarıyla paylaşmaya devam etti. Yarım yüzyılı aşkın sürdürdüğü gazetecilikte o da mesleğine tutkuyla bağlıydı. Etik değerleri önde tutarak ilerledi. Sorumlu gazetecilik değerleri ve ilkeleri bıraktığı en önemli mirastı. Kitaplarıyla da okurunu aydınlattı. İşçi haklarının korunmasının sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimiydi Soner için. Geride bıraktığı kitaplarından biri olan “İşçiyim Haksızım” adlı eserinde de işçilerin hak yolculuğunu anlattı. Fabrikalardaki sendikalaşma mücadelesinin, grevlerin, toplu sözleşmelerin takibindeydi.

TGS’nin ilk kadın genel başkanı

 

1968 kuşağı olarak öğrenci ve işçi hareketlerinin tam içindeydi. “O dönemde işçiler, sınıf çıkarlarının farkındaydılar. Sokaklara çıkmaya, greve gitmeye ve örgütlenmeye hazırdılar. Bugün, işçilerin haklarını ellerinden alma ve seslerini susturma girişimlerinin daha incelikli ve tehlikeli hale geldiğini görüyoruz” diyordu. Basın çalışanlarının hak savunuculuğunda aktif rol oynadı, sendikal çalışmalar yaptı. Sendikacılık faaliyetleri onun gazeteciliğinin doğal bir uzantısı oldu. Altı çizilecek diğer özelliği ise TGS’nin ilk kadın genel başkanı olarak da sendikal basın tarihine geçmesiydi. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda (TGS) iki dönem genel eğitim sekreterliği yaptı. 2001 yılında ise kongrede TGS Genel Başkanı seçildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de üyesiydi.

“Medya, sermayenin sözcüsü olmaktan vazgeçmeli”

İşçi hakları ve örgütlenme sorunu onun için her zaman önemli bir gündem olmaya devam etti; Kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle diyordu:

Bazen genç gazetecilerin yazdığı haberlere bakıyorum ve üzülüyorum. Onlar da işçi olduklarını unutuyorlar. Medya, sermayenin sözcüsü olmaktan vazgeçmeli ve gerçek misyonuna geri dönmeliydi. İnsanlar sorunlarıyla yalnız başlarına olduklarına ve başarı veya başarısızlığın yalnızca kendilerine bağlı olduğuna inanmaya yönlendiriliyor. Bu büyük bir aldatmaca. İşçi hakları tarihi, hiçbir hakkın yukarıdan hediye olarak verilmediğini, kolektif mücadeleyle kazanıldığını göstermektedir. Örgütlenmekten korkmayın. İster bir fabrika ister modern bir teknoloji şirketi olsun, bir sendikaya katılın, haklarınız için ayağa kalkın ve unutmayın ki dayanışma, sermayenin baskısına karşı koyabilecek tek güçtür.

“Mirası DİSK’e ışık tutmaya devam edecek”

Ardından binlerce yazı kaleme alındı gazetelerde ve sosyal medyada. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da şöyle diyordu:

DİSK davasının kamuoyunda bilinmesinde, belgelerle arşivlenmesinde, dava takibinde gazeteciler büyük bir rol oynadı. Bu döneme tanıklık eden gazetecilerden olan Şükran Abla ve gazetesi Cumhuriyet, davayı gün gün izledi. Şükran abla, o günlerde yaptığı haberleriyle, arşiv niteliği taşıyan çok değerli bir gazetecilik mirası bıraktı. DİSK Tarihi 3 kitabımızın mimarlarından oldu. İşçi sınıfına katkısı yalnızca DİSK davasıyla da sınırlı değildi. Son ana kadar hep yanı başımızda oldu, işçi sınıfını, direnişleri, mücadelesini izlemeye ve yazmaya devam etti. Aklıyla, fikriyle, duruşuyla, enerjisiyle bizlere ufuk açtı. Şükran ablanın bizlere bıraktığı miras her zaman basın emekçilerine, işçi sınıfının mücadelesine, DİSK’e ışık tutmaya devam edecek.

Her zaman güler yüzlü ve nazikti Şükran Soner. En önemlisi bugün adeta mumla aradığımız o dayanışma, onun karakterinin en belirgin özelliğiydi. Meslektaşlarını her zaman destekledi ve yardım sunmaya hazır oldu. Vefatı büyük üzüntü yarattı. Farklı kuşaklardan gazeteciler tarafından çok sayıda paylaşıma konu oldu. Şükran Soner hem onurlu gazetecilik misyonunu hem değeri çok yüksek mesleki deneyimini bizlere miras bıraktı. Önemli bir döneme tanıklık eden ve medyanın hafızasında yeri hiç silinmeyecek bir kadın gazeteci olarak ışık olmaya da devam edecek. Saygı ve sevgiyle uğurluyoruz.

Kadın İşçi