Cuma, 4 Eylül 2026

İstanbul’da 1 Eylül Yürüyüş ve Basın Açıklamasına Katıldık



İstanbul’da Emek, Demokrasi ve Barış Güçleri’nin çağrısıyla 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle yapılan yürüyüş ve basın açıklamasına savaş politikalarına karşı mücadele çağrısı damgasını vurdu. Açıklamaya Alınteri ve Köz imzalı “Kürtlere özgürlük, Ortadoğu’ya barış!” yazılı pankart ve sloganlarımızla katıldık


Nazi Almanyası’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgaliyle başlayan 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’na atıfla haksız-emperyalist savaşların yarattığı yıkıma dikkat çekmek için “barışa” adanmış gün olan 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle birçok kentte sokağa çıkıldı. Yürüyüşler ve basın açıklamaları biçiminde gerçekleşen eylemlerden biri de İstanbul Kadıköy’de yapıldı.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Boğa’da buluşan çok sayıda siyasi parti, kurum ve sendika “Savaşa ve sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak” şiarıyla Kadıköy İskelesi’ne yürüdü. Sloganlar, ajitasyon konuşmaları eşliğinde gerçekleşen yürüyüşün ardından İskele Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi.

Emperyalist kapitalizmin dünyayı yeni bir paylaşım savaşına doğru sürüklediği bu koşullarda gerçekleştirilen eyleme; savaşa, militarizme, baskı ve sömürü politikalarına karşı yükselen sloganlar damgasını vurdu. Kürt ulusal sorununun çözümünün genel olarak demokrasi ve özgürlükler sorunundan bağımsız ele alınamayacağı, silahların susmasıyla sınırlı bir yaklaşımın kabul edilemeyeceği belirtilip demokratikleşme ve barışın toplumsallaştığı oranda karşılık bulabileceğine dikkat çekildi.

Sık sık “Katil ABD Ortadoğu’dan defol!”, “Emperyalistler yenilecek direnen halklar kazanacak!”, “Filistin’de düşene, dövüşene bin selam!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Barış hemen şimdi!” gibi sloganların haykırıldığı eylemde, Kürt gençleri de “sürecin” temel taleplerinden biri olan Abdullah Öcalan’a özgürlük talebini ifade eden sloganlarıyla yer aldı. Bu sloganların haykırıldığı her defasında polis “yasadışı slogan atmayın” uyarıları yaparak devletin kendisiyle çelişen tutumunu bir kez daha ortaya koydu.

Alınteri ve Köz ortak imzalı “Kürtlere özgürlük, Ortadoğu’ya barış” pankartının taşındığı eylemde alandan yükselen sloganlara katılmanın yansıra “Kürtlere özgürlük, Ortadoğu’ya barış!”, “Filistin’e özgürlük Ortadoğu’ya barış!” sloganlarını haykırdık.

Irkçı kafatasçı bir güruhun yürüyüşe yönelik örgütlü saldırı girişimi de “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Faşizme karşı tek yol devrim!” sloganlarıyla karşılandı.

Türkçesini DİSK Marmara Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, Kürtçesini ise DEM Parti İstanbul İl Örgütü’nden Figen Yaşar’ın okuduğu açıklamada Filistin, Lübnan, İran, Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insanın katledildiği, yaralandığı ve yerinden edildiği belirtildi.

Savaşların yalnızca cephelerde yaşanmadığına vurgu yapılan açıklamada, kentlerin, hastanelerin ve okulların yerle bir edilmesine, çocukların ve sivillerin uğradığı yıkıma dikkat çekildi:

Bölge halklarının insan onuruna yaraşır biçimde yaşamasını sağlayacak kaynaklar, insanların kanını oluk oluk akıtmak için harcanıyor. Savaşlar yalnızca cephelerde yaşanmıyor. Savaşın faturası acının düştüğü evlerde, sofralarımızda, iş yerlerimizde, okullarımızda ve hastanelerimizde karşımıza çıkıyor. Ekolojik denge yerle bir ediliyor. Kadınlar, çocuklar ve gençler savaşın en ağır sonuçlarına karşı yeni bir saldırı altında kalıyor.

Türkiye’de ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğünün sınırlandığı, siyasetçilerin, gazetecilerin, sendikacıların, kadınların ve gençlerin baskılarla karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Açıklamada, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü açısından yeni bir dönemin tartışıldığı belirtilerek “Çerçeve Yasa”nın ardından demokratikleşme ve barışın toplumsallaşması yönünde daha ileri adımlar atılması çağrısı yapıldı.

Eyleme katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da Türkiye’de ortaya çıkan barış imkânının demokratik bir dönüşüme bağlanması gerektiğini söyledi.

Bakırhan, barışın kimlik ve hak taleplerinden vazgeçilmesi anlamına gelmediğini belirterek, tersine, barış ortamının Kürtlerin dilini, kimliğini, onurunu ve haklarını daha güçlü biçimde savunabileceği bir zemin yaratması gerektiğini söyledi. “Barış imkânının demokrasiye evrilmesi” çağrısı yaptı.

Eylem konuşmaların ardından sonlandı.