Biliyor musun anne?



Çok sonraları anladım ki katedilen yolların uzunluğu kilometrelerle ölçülmüyormuş, yorgunluğu mesafelerden kaynaklanmıyormuş, yüreğinde taşıdıkların bir de yolda yaşadıklarınmış yolculuk…


Rane

Yalınayak, yan yana ve bitmeyen bir yol… Ömrümde çok yolculuğa çıktım, arşınlayarak adımlarımla ya da yorgun başımı yaslayarak buğulu camlara. İnsanın ömründe unutamayacağı bir yolculuk olur mu? Oluyormuş…

Çok sonraları anladım ki katedilen yolların uzunluğu kilometrelerle ölçülmüyormuş, yorgunluğu mesafelerden kaynaklanmıyormuş, yüreğinde taşıdıkların bir de yolda yaşadıklarınmış yolculuk…

Titreyen bir çocuk kalbi hayal edin, her adım başında korkarak arkasına bakan, kirli kanlı eski püskü pijamasıyla temiz giysili ak pak sokaklarda oynayan meraklı çocukların bakışları altında, yüzünde kocaman hüznüyle yalınayak küçük bir kız çocuğu, gözünüzü kapatın ve hayal edin.

Her yer o kadar aydınlık ve parlaktı ki ne kan izlerini ne de yoksulluğunu saklayamıyordu küçük kız. Yol aydınlık olmasına aydınlıktı da kendi karanlığından nasıl kaçacaktı? Okuduğu hikayeler, masallar, hayalleri daha ne kadar koruyacaktı, daha ne kadar kaçabilecekti gerçeklikten? Gözünü kapattığında hayal ettiklerine neden hiç benzemiyordu yaşadıkları?

Bir yerde büyük bir yanlışlık yapılıyordu, ama o bulamıyordu. Karanlık çökünceye kadar bir ağacın kovuğunda gizlenebilseydi keşke tıpkı masallardaki gibi.

Korkma, ben varım” diyen kendinden 5 yaş büyük abisinin elini sımsıkı tutmuş, tüm dünyaya karşı sadece ikisi kalmış gibi düşmeden hızlı adımlarla yürüyüp gittiler, ama yol hiç bitmedi.

Sonradan öğrendim ki elini çok sıkıp acıtmışım, tutunacak tek dalı olan biri başka nasıl yapar ki? Büyüyünce fark ettim ki sen şehirde, yakınımda olmayınca öyle ürkekleşiyorum, şimdi kim tutacak elimi, kim koşup gelecek diyorum. Nasıl da kalmış izi!..

Meraklı gözlerin içine bakamıyordu küçük kız, utanıyordu. Annesi, giysileri eski de olsa hep temiz çıkmasını söylerdi sokağa. Hele pijamalarla asla çıkılmazdı.

Pis olmak, kirlenmek neden kötü bir şey olsun ki? Çocuğum, koşar oynarım sokaklarda, sulara basar çıkarım, kirlenirim. Çocuk ruhunu kirletmek daha kötü bir şey değil mi anne? Bir ekmek kavgası yüzünden çocuğunu yüzünde morlukla bakkala gönderen bir baba neden utanmıyor da, elbisemin kirinden utanan başını öne eğen ben oluyorum anne? Abisini kurtarmak için püsküllü süpürgeyle babasına vuran kızını duvara fırlatan bir baba nasıl yürüyebiliyor sokaklarda anne? Bir piç gibi yalın ayak kovulduğum o günden sonra benim hiç evim olmadı biliyor musun?

Kaldır başını” dedi abisi küçük kıza. “Biz utanılacak birşey yapmadık.” “Biliyorum” dedi küçük kız içinden. Bu hayatta başkalarının yaptıkları yüzünden öyle çok utandım ki anne, oysa ne çok haykırmak isterdim yüzlerine. Abisi kardeşiyle konuşuyordu, kız da annesine hiçbir zaman soramadıklarını soruyordu kalbinin derinliklerinde.

Elbisemdeki kirle, karnımın tokluğuyla değil de yaralarımla ilgilenmeni ne çok isterdim anne. Mutlu olabilmeni, sevilmeni ne çok isterdim. Seni pamuklara sarıp şefkatle sevgiyle sarmalamayı ne çok isterdim anne. İstemediğin bir evliliğe zorlandığında ağlamaktan öteye haykırmanı, kaçıp gitmeni, okuldan alındığında yediğin dayağa direnmeni, inat etmeni, güçlü durmanı ne çok isterdim anne. Yediğin dayağa, onca eziyete dayanmak yerine gitmeni isterdim, avunurdum en azından aramızdan birinin mutlu olma ihtimaliyle.

O küçük kız büyüdü, bir adamı sevdi, hikayesini bir tek ona anlatabildi, anlatırken utandı yine. Adam küçük kıza Rane adını verdi, şiirler yazdı ona, yaralarını sarmaya çalıştı. Biliyor musun anne, ne kadar sararsa sarsın o yaraları da izleri silinmedi.

Yolcular büyüdü, meraklı gözler sessizce seyretmeye devam etti, ama o yol hiç bitmedi, bitmedi anne…

Aydoğmuş, aydoğmuş Rane’nin saçlarına

Rane’nin gözlerine

çırpınır düşleri

vurulur vurulur maviye

Bir martı sesinde

Bir ağaç kovuğunda

biriktirdim gözyaşımı

gidenlerin kıyısında

Bulutlardan düşler ıslanır

Nehirlerde büyür sevda

Yalındır ayağı Rane’nin

yüreğinin yalnızlığında

Kanar hayal, hayalleri kanar

Yalındır ayağı Rane’nin

yüreğinin yalnızlığında

Kanar hayal, hayalleri kanar

Bir martı sesinde

Bir ağaç kovuğunda

biriktirdim gözyaşımı

gidenlerin kıyısında