Bir atımlık barut etkisi bile yaratamayan doğalgaz “müjdesi”yle eşgüdümlü olarak gündemleştirilen kimi düzenleme ya da kararlar, mevcut burjuva iktidar koalisyonunun ve führerci tipte faşist rejimin sıkışmalarını, korkularını olduğu kadar, önümüzdeki günlere ilişkin nasıl bir hazırlık içine girdiğini de gösterdi.
Yerel yönetimlerin merkezi iktidara bağlanmasını içeren yasa taslağının Meclis tatilinin hemen ardından gündeme alınması hazırlıkları ya da Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla poliste Ankara’nın ardından İstanbul’da da doğrudan merkeze bağlı ‘takviye hazır kuvvet müdürlüğü’ kurulması bunlardan sadece görünenleri. Yerel yönetimlerin elde kalan son yetkilerinin de ya devlet partisine dönüşmüş AKP’nin elinde kalan ilçelere devredilmesi ya da merkezi iktidarın yerel ayağı olan mülki idarelere bağlanması tasarısının uzun süredir fiilen uygulandığını biliyoruz.
Merkeze bağlı “özel polis örgütü” tartışmalarına neden olan “Takviye Hazır Kuvvetlerin” ne anlama geldiğini de Ankara’daki uygulamalarından biliyoruz. Şimdi İstanbul ve ardından İzmir, Bursa, Adana, Diyarbakır gibi tüm büyük kentlerde benzer bir birimin kurulacak olması (Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü), iktidarın nasıl bir haleti ruhiyeyle hareket ettiğinin özeti gibi. Belli ki, bir taraftan seçim hazırlığı yaparken diğer taraftan bu katmanlı kriz ikliminde sandığı kaybetme olasılığına karşı olduğu gibi mevcut toplumsal patlama dinamiklerine ilişkin de kanlı bastırmalar da dahil kapsamlı bir polisiye hazırlık içinde.
Belirttiğimiz gibi bu “takviye hazır kuvvetleri” şimdiye kadar Ankara’daki uygulamalarıyla tanıdık. Yerel polis müdürlüğünün yetki alanına girmeyen, doğrudan merkeze bağlı çalışan ve donatıldıkları yetkileri en pervasız biçimde kullanan bu birimlerin kadın eylemlerindeki saldırganlığı ya da HDP’nin kendi merkez binası önündeki basın açıklamasına dönük saldırganlıkları akıllardadır. Yerel polisi anında devre dışında bırakarak olaylara “sivil bir güruh” gibi “müdahale” eden bu birimlerin yarın sınıf mücadelesinin sertleştiği koşullarda neler yapabileceğini kestirmekse güç değil.
Erdoğan’ın yetkileri, kapsamı açık olamayan bir kararnameyle İstanbul’da da kurulmasına hükmettiği bu birime ihtiyaç duyulması bile nasıl bir sıkışmışlık ve saldırganlık içinde olunduğunu göstermesi kadar bu saldırganlığa dönük nasıl bir hazırlık yapılması gerektiğini de çıplak bir biçimde gösteriyor.
Erdoğan’ın; gerekçesiz, kapsamı belli olmayan, görev ve yetkilerinin ne olduğu konusunda hiçbir bilgi içermeyen kararıyla kurulan bu birim, alternatif polis örgütüne dönüştürülen bekçi ordusu ya da özel bir takviyeyle güçlendirilen PÖH Başkanlığı gibi “vurucu” güçlerle toplumsal tabanını rıza üreterek genişletmek ya da konsolide etmek yerine zor ve baskıyı tırmandırarak süreçleri yönetme yaklaşımının yeni bir tezahürüdür.
Belli ki, mevcut rejim koalisyonunun (führerci faşizmin) başka çaresi de yok. Bu sıkışma anını ya Ayasofya ve son olarak Karya’nın medyatik bir yaklaşımla camileştirilmesi afyonuyla ya “doğal gaz bulduk” gazları ya da baskı ve zorbalık dışında işçi ve emekçilere verebileceği bir şeyin kalmadığının ilanı olan bu yaklaşıma yanıtsa; işçi ve emekçilerin biriken öfkelerini, açlık ve işsizlikle renk kazanan soluklarını açığa çıkarmakla verilebilir. En çok korktukları şeyi gerçeğe dönüştürmekle…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!