Piyasalaşan eğitimde pandemi ve öğretmenler!



Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran’ın başkanı olduğu Milli Eğitim Vakfı okullarında öğretmenler, pandemiye rağmen 6 saat derse giriyor, dersi olmadığı halde okulda tutuluyor, itiraz edene kapı gösteriliyor.


Eğitim Sen’in 11. Genel Kurulu, eğitim emekçilerinin gerçek sorunlarıyla ilgili tek bir söz edilmeden koltuk kavgalarıyla tamamlanırken, piyasalaşmış eğitimin pandemiyle birlikte derinleşen sorunları da her gün yeni bir örnekle dile gelmeye devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre; örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısının (2019-2020 eğitim öğretim yılında) 1 milyon 117 bin 686 olduğu, bu öğretmenlerin 942 bin 936’sının devlet okullarında, 174 bin 750’sinin özel okullarda görev yaptığı, bu sayı içinde kaç on binin kölelik anlamına gelen ücretli öğretmen kaçının sözleşmeli ya da kadrolu olduğuna dair rakamların her zaman muğlak kaldığı bu koşullarda, eğitim de her geçen gün piyasalaşmanın çarpıcı sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

Parayı veren müşteri, hizmeti satan patron ve aldığı ücretin karşılığını gani gani ödemek zorunda olan, itiraz ettikleri noktada “kapı orda” denilen özel okul öğretmenlerinin pandemiyle birlikte neler yaşadıkları, Doğa Koleji’nde ücretlerini alamayan öğretmenlerin kamuoyuna da yansıyan tepkileriyle gündeme gelmişti.

Özel okullarda öğretmenlerin dersleri olmadığa halde bir görev zimmetlenerek uzun saatler boyunca okulda kalmaya mecbur edildikleri, parayı ödeyen velilerin gecenin bir saati de olsa telefonla arayıp çocuklarına dair bilgi alma keyfiliği gösterebildiği, ücretlerin düzensiz ödendiği, öğrencilerin bile öğretmene tepki gösterdiklerinde “babama söyler, seni okuldan attırırım” diyebildikleri koşullarda çalıştıkları çeşitli örneklerle gündeme gelmişti.

Turizm ve ulaştırma bakanlıklarında olduğu gibi eğitimin de başına özel okul sahiplerinin getirildiği Türkiye’de son olarak Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran’ın vakıf başkanı olduğu Milli Eğitim Vakfı’na bağlı okullarda öğretmenlerin pandemiye rağmen saat 08.30’dan 14.30’a kadar derse girmeye devam ettikleri hatta dersi biten öğretmenlerin okuldan ayrılamadıkları, okulun kapanış saatini belemek zorunda bırakıldıkları öğrenildi.

Pandemi döneminde uzaktan eğitime geçilirken Safran’ın başında bulunduğu vakfın okullarında böyle bir uygulamaya gidilmesini Milli Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Büyük tüm patronlar gibi, “Velilerden para alıyoruz. Öğretmenlerimize ders sayısı kadar ek ders ücreti veriyoruz. Şikâyetçi olanlar yıl sonunda başka bir okula gidebilirler” diye açıklıyor.

Öğretmenler ise pandemi koşullarında uzaktan eğitim mümkünken bu kadar yoğun bir tempoyla her gün okula giderek meslektaşlarıyla aynı yemekhaneyi ve aynı öğretmen odasını kullanmak zorunda kaldıkları için virüse yakalanmaktan korkuyorlar.

Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın telefonla ulaştığı Yusuf Büyük, vakfa bağlı okulların özel okul statüsünde olduğunu belirterek, piyasa kaygılarını şu sözlerle dile getirmekten çekinmiyor:

Özel okulların bütün öğretmenleri okulda. Programların işleyişi ve takip var. Velilerden para alıyoruz. Onlar da bizim işimizi düzgün yapmamızı isterler. Ancak biz diğer okullardan farklı olarak bu öğretmenlere maaş dışında ders ücreti de veriyoruz. Okullarımız düzenli olarak temizlenmekte. Temaslı öğretmenler olunca ivedikle hareket ediyoruz. Öğretmen arkadaşlarımız neye itiraz ediyorlar. Öğretmen arkadaşlar diğer özel okullarda 2 bin 500 TL’ye çalıştırılırken bizim öğretmenler 5 bin TL maaş alıyorlar. Bundan şikâyet eden arkadaşlarımız yılsonunda ayrılıp, başka bir okula gidebilirler. Velilerimiz bizden çok memnun.