Anayasa Mahkemesi, Kırıkkale F Tipi^nde tutuklu bulunan Gökhan Gündüz’ün kolunun kırılmasına ilişkin daha önce yürütülen soruşturmalarda gereğinin yerine getirilmediğine, savcılığın kamera görüntülerini incelemeden sadece gardiyanların ifadelerini dikkate alarak karar verdiğine hükmederek, soruşturmanın yeniden yapılmasına ve Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Gündüz cezaevindeki hak gasplarına karşı 25 Mayıs 2017’de kantin önünde oturma eylemi yaparken nöbetçi müdür ve yanındaki beş gardiyanın saldırısına uğramış, yerde tekmelenip kafası betona vurulmuş, bükme sonucu kolu kırılmış, bu şekilde kolundan tutulup sürüklenerek hücresine götürülmüş olmasına rağmen gardiyanların ifadesi dikkate alınarak idari soruşturma da Cumhuriyet Başsavcılığı’nca açılan soruşturma da kapatılmıştı.
Kolu kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verilmişti.
Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıkınca avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.
Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutsağın kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, gardiyanlar hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
‘Eziyet olarak nitelendirilmesi mümkün’müş!
Savcılığın etkin soruşturma yapmamasına eleştiren Yüksek Mahkeme, olay yerine ilişkin kamera görüntülerine de atıfla, şunları belirtti:
Adli soruşturmada da Cumhuriyet savcısı tarafından kamera görüntülerinin içerikleri ortaya konulmamış ve infaz koruma memurlarının beyanlarının görüntülerle uyumlu olup olmadığı tespit edilmemiştir. Dolayısıyla bu görüntüleri çözümleyerek gerçekte neler yaşandığını ortaya koyup olayı aydınlatabilecek imkâna sahip olan soruşturma makamlarının bu konuda sessiz kalması, onlara düşen -açıklama yapma şeklindeki- ispat yükümlülüğüne aykırılık oluşturmaktadır. Bu durumda başvurucunun iddiaları doğrultusunda kamu görevlileri tarafından kolunun bükülerek kırıldığının kabulü gerekmektedir. Somut olayın gerçekleşme koşulları, başvurucunun kolunda meydana gelen kırığın niteliği ve bu durumun başvurucu üzerindeki muhtemel fiziksel etkileri birlikte değerlendirildiğinde eylemin eziyet olarak nitelendirilmesi mümkündür.
‘Savcılığın gerçeği ciddiyetle öğrenme çabası içinde olduğu konusunda kuşku uyandırmaktadır’
“Öte yandan Savcılığın kararından, başvurucuda bir yaralanma meydana gelip gelmediği veya geldiği kabul edilse dahi söz konusu yaralanmanın kamu görevlilerinin müdahalesi sonucunda mı gerçekleştiği hususunda açık bir değerlendirme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle yaralanmanın niteliği ve nasıl gerçekleştiği aydınlatılmış değildir. Dolayısıyla soruşturmadaki eksiklikler ve ulaşılan sonuç Savcılığın gerçeği ciddiyetle öğrenme çabası içinde olduğu konusunda kuşku uyandırmaktadır. Tüm bu eksiklikler birlikte değerlendirildiğinde başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddia edilen eylemlere yönelik olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!