Kavel deyince…



Türkiye işçi sınıfı tarihinde toplu sözleşme ve grev hakkının fiilen kazanılmasında bir dönüm noktasını ifade eden Kavel direnişi, 28 Ocak 1963’te 170 işçinin katılımıyla 36 gün sürmüş unutulmaz bir grev ve direniştir. 


Bugün Carrefour’un bulunduğu yerde yükselen Kavel Kablo Fabrikası’nda çalışan Türk-İş’e bağlı Maden-İş Sendikası’nda örgütlü olan 173 işçinin 1963 yılının Ocak ayında başlattığı gözüpek mücadele emek tarihine altın harflerle geçti.

İstinye’de kurulu bulunan fabrikada işçiler Türkiye Maden-İş Sendikası’na üyedir. Patron kimi işçilerin ücretlerinin yüksek olduğunu, bunların düşürüleceğini ve ikramiyeleri ödemeyeceğini söyleyince işçiler önce oturma eylemine başlar. Eylemin başlamasının ardından tüm işçilerin işine son verildiği açıklanır.

31 Ocak’ta işçiler fabrikayı terketmeden bahçede greve başlar. Ancak grev ve toplu sözleşme hakları anayasada bulunmasına rağmen özel bir hükme tabidir, kısacası daha yasalaşmış değildir. Polis grevi yasadışı ilan eder. İşçiler polisle çatışır. Dokuz işçi cop ve tabanca darbeleriyle yaralanır. Önce iki, daha sonra da yedi işçi tutuklanarak Sultanahmet Cezaevi’ne gönderilir. 

Bu saldırıya işçiler, aileleriyle birlikte polisin karşısına çıkarak yanıt verir. Grevin etkisi daha bir yayılır. İşçiler İstinye halkıyla bütünleşir. Mahalle halkı direnişi çeşitli biçimlerle destekler. Aynı patronun diğer fabrikalarında da işçiler direnişçiler için kendi aralarında para toplar. Grev ve direniş tüm bir İstinye’ye ve fabrikalara etkide bulunur. 

27 Şubat’tan sonra tüm işçiler mahkemeye verilir. Ancak, patronun oyunları tutmaz. Direniş sürer. Sonunda dönemin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’in de aralarında bulunduğu bir arabulucu heyetle grev nihayete erdirilir. Böylece 36 gün süren direniş kazanımla sonuçlanır. İkramiyeler ödenecek, atılan işçiler geri alınacak ve ücretlerde indirime gidilmeyecektir.

Bundan tam 58 yıl önce toplumcu şair Hasan Hüseyin Korkmazgil‘e “Kavel Grevcilere ithafen bu şiiri yazdıran işte bu direniştir:

Şairin Kavel’i

İşime karım dedim, karıma Kavel diyeceğim.
Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada,
Güneşe karışmadıkça etim
Kavel Grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim.
Ve izin verirlerse Kavel Grevcileri,
İzin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim,
İzin verirlerse Kavel Grevcileri,
Ve ben kendimi tutabilirsem eğer, sesimi tutabilirsem
O çoban ateşinin yandığı yerde Kavel’de,
O erkekçe direnilen yerde, Kavel’de
Karın altında nişanlanıp dostlarımın arasında
Öpeceğim nişanlımı Kavel kapısında
Ve izin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim.”