Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
Depo İşçisi / İstanbul: Her şeyden önce yıllardır gündemde olan ve bir türlü gerçekleşemeyen birleşik mücadele fikri umarım önümüzdeki günlerde gerçekten pratikleşir ve işçi ve emekçilerle birlikte ezilen, yok sayılan herkes için yararlı olur.
Birçok devrimci kurumun birçok konuyu gündemleştirdiği ve her gün bir şeylerin değiştiği, insanların sürekli birbirlerine öfke duyduğu bir dönemde bu odak, bu öfkeyi kişiselleştirmekten çıkarıp merkezi bir odağa yöneltebilmekte umarım başarılı olur.
Türkiye coğrafyasında o kadar çok sorun var ki hangisinden başlanmalı sorusu aslında yetersiz bence. Ekonomi ayrı bir dert, sağlık sistemi ayrı bir dert, hukuk desen zaten yok! Bir de bunlara ek son dönemde yaşanılan işçi haklarının tamamen (neredeyse) ellerimizden alınmış olması durumu var. Salgınla birlikte artan mobbingler, hafta sonu yasakları, insanların-halkların ve inançların birbirine her zamankinden daha fazla düşman edilmeye çalışlması, gençliğin temel demokratik haklarının gasbı ve hukuksuzca uygulanan kayyum politikalarının üniversitelere kadar yönelmesi, kadın katliamları ve tecavüzleri,.. say say bitmez.
Fakat bunların çözümünden de önce insanların birbirlerini dinleyebilmesi anlayabilmesi ve artık yok olma eşiğine gelen insanlık ve gelecek beklentisini diriltmek gerekiyor. İnsanca yaşanabilecek bir dünya için el ele vermek gerekliliğini daha yakıcı hissettiren eylem biçimleriyle yaşamın içinden daha örgütlü adımlar atabilmeli…
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?
Depo İşçisi / İstanbul: Aslında bu sorunların tek bir merkezi odağı bulunuyor. Kapitalizm ve uygulamaları…Yaşadığımız her süreç ve her ayrıştırıcı politika bir merkeze hizmet ediyor, sermaye sınıfına …
Aslolan da bu oluşumun hangi yöntem ve tarzları kullanarak nasıl bir örgütlenme modeli ve pratiğini sergileyebileceği. Evet, yıllardır birleşmesinden yana olunan kurumların birleşmesi umut ve heyecan verici. Fakat bunun yöntem ve araçlarının, kıstaslarının belirlenmesi, pratik hattın şekillenmesi önemli. Bu, kitlelerin gerçekten ne istediğinin bilinmesiyle mümkün…
“Devrimin olabilmesi için, sömürülen ve ezilen yığınların eskiden olduğu gibi yaşamanın olanaksız olduğu bilincine varmaları ve değişiklik istemeleri yetmez;
“Devrimin olması için, sömürenlerin eskiden olduğu gibi yaşayamaz ve yönetemez duruma düşmeleri gerekir” der Lenin. Buradan da hareketle her şeyden önce halk ve ezilenlerin işçi ve emekçilerin kendileriyle birlikte birbirlerine güvenmesinin yolunu açmalıyız!
***
Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
Yayıncı / İstanbul: Kapitalist üretim biçimlerinin Marx’ın öngörülerini bile aşıp yeryüzünde ulaşamadığı kara parçasının kalmadığı günümüzde üretilen değerlerin paylaşılmasındaki eşitsizlik de had safhaya ulaştı. Sermayeden aslan payını alanların sayısı neredeyse bir elin parmakları kadar azalırken yoksulların sayısı da bir o kadar arttı. Günümüzde kapitalist sistemin işçi sınıfı ve emekçilere saldırısı hiç görülmediği kadar yükselirken komünistler ve diğer emekçi güçlerin örgütlülüğü de bir o kadar zayıfladı. Geçmişin güçlü komünist partileri ve sendikaları tüm dünyada neredeyse işlevsizleşerek tabela örgütlerine dönüştü.
Sermayenin saldırısının acımasız bir şekilde artmasına rağmen emek güçlerinin bu kadar dağınık ve zayıf olduğu böylesi bir dönemde yedi devrimci yapının Birleşik Mücadele Güçleri adıyla birleşik bir platform oluşturması elbette memnuniyet verici bir gelişme. Yine biliyoruz ki bu tarz birleşme girişimleri tarihi epey eskilere dayanıyor ve çağrışımları da pek olumlu değil. Dilerim BMG başarılı olur, bir iyiniyet çabası olarak kalmaz.
Bu sorunuzu Beckett’ın veciz bir sözüyle bitireyim: Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, işçiler, gençler, Aleviler, ezilen halklar, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapmalı?
Yayıncı / İstanbul: Mücadelenin yükselmesinde de yenilgisinde de hepimizin bir payı olduğu açık. Öncelikle de her şey kendi sorumluluğumuzu kabul etmekle başlar. Temennim BMG, örgütlü ve birlikte mücadelenin önemini yeniden hatırlamamıza vesile olmakla kalmaz elimizi taşın altına koymamızı da sağlar. Malumun ilamı sayılmazsa sözümü başarının en önemli anahtarını söyleyerek bitireyim: Kadınların mücadeledeki yerini alması.
***
Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
Belediye Emekçisi / İzmir: Ülkeyi ele geçirmiş faşist ittifaka karşı sosyalistlerin birlikte mücadele edecekleri anti faşist blokta buluşma kararı değerli.
Her geçen gün faşist blok tarafından muhalif olan herkesi sindirmek için en temel insan hakları dahil tüm özgürlük alanlarımıza ve değerlerimize saldırılar düzenleniyor. Ülkenin üzerine çökmüş bu karanlığı durdurmak hatta parçalamak için beraber olmak, birlikte mücadele etmekten başka çare yok.
Devletin rejim kriziyle beraber ekonomik krizin yakıcılığı her geçen gün artmakta. Halkı ekmek alamazken ülkenin kaynaklarını haksız savaşlara, orduya ve kendi yandaşlarına akıtan, gözümüzün önünde gerçekleşen, toplumun büyük bir kısmının sindirildiği için neredeyse hiç ses çıkarmadığı hatta kanıksadığı nefret dili iş ve kadın cinayetleri, haksız ve hukuksuz tüm saldırılara karşı sesimiz yükseltilmeli ve teşhir edilmeli. Bir süredir kaybettiğimiz sokakları geri alacak aktif eylemliliklerle, umudunu yitirmiş kitlelere yeniden cesaret vermeye ön açıcı olmalı, tüm mücadele alanlarında önderlik ihtiyacına öncülük etmelidir.
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?
Belediye Emekçisi / İzmir: Bize düşense, tüm bu nefret diline, ayrımcılığa ve faşist saldırılara karşı bilinç düzeyimizi geliştirmek, bulunduğumuz her yerde bu mücadeleye omuz vermektir.
Alınteri’nin notu: Bu iki soru doğrultusunda görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız ortak mücadelemize katkıda bulunmuş olursunuz:
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!