Birleşik Mücadele için ne dediler -XVII



İşçi ve emekçilere, kadınlara ve gençlere, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan, herkesin elele vererek sömürü ve zorbalığa karşı dikilmesi gerektiğini düşünenlere Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentilerinin ne olduğunu birleşik mücadelenin nasıl büyütüleceğini sorduk.


Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?

Belediye Çalışanı – Kadın / İzmir: Öncelikle kurulan birlik güven vermeli. Birleşen örgütlerin ortaklıklarını ve farklılaştıkları noktaları netlikle ortaya koymaları gerek. Farklılıkları eritmeden ortak yollar bulmak konusunda şeffafça yol alabilmeli. İkinci olarak kapsayıcı olmalı. Hakları gasp edilmiş olan tüm emekçilerin hangi partiye oy veriyorsa versin yanında olunmalı, mücadelenin sınıfsal boyutu öne çıkarılmalıdır.

Ayrıca Türkiye’de devletin baskıcı politikalarının benzerlerine Batı da dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde şahit oluyoruz. Yurtdışında aktif mücadele içinde olan sendikalar ve kitle örgütleri ile temasa geçilmeli, deneyim alışverişi yapılmalı, yürütülen mücadeleler konusunda bilgilenmeli ve karşılıklı destek sağlanmalı.

Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?

Belediye Çalışanı – Kadın / İzmir: Boyun eğdirme değil belki ama açıkçası rejimin toplumun büyük çoğunluğuna etki ettiğini düşünüyorum. Elbette dağınık şekilde LGBTİ+, kadın, çevre gibi konularda direnişe rastlıyoruz ancak bu direnişler büyüyerek kitleselleşemiyor, ülkenin geneline yayılamıyor.

Öncelikle uzlaşmacı bir dilden asla vazgeçmemeliyiz. Hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Kutuplaştırıcı dile izin vermeden bir arada olmak, birbirimizi ve ihtiyaçlarımızı anlayabilmek başlangıç noktası olmalı. Örgütlenme/örgütleme süreçlerinde aktif yer almalı, yeni ve yaratıcı pratik eylem biçimleri geliştirmeliyiz.

***

Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?

Tiyatrocu-Kadın / Almanya: Dönemin değişimini ve yeniyi görebilmek, geçmişin eski toplumsal ideolojik sakatlıklarına takılı kalmamak. Ekonomik ve kültürel değerlendirmeler günümüze uygun yapılmalı ve bunun insanların üzerindeki etkileri de objektif olarak değerlendirilmeli. Örneğin, dünyanın bir ucundan diğer ucuna iletişimin (ki bu her bilgiyi kapsıyor doğru ya da yanlış) anlık olabilmesi, eylem biçimlerinin geliştirilmesi ve de belki değişimlere uğraması gibi. Ne ülke eski ülke ne de dünya. Artık eski sol hastalıklardan kurtulmak gerek. Yine küçük bir örnek, halkı kaybetmemek adına halkın geri yönlerinin beslenmesinin daha fazla gericiliğe neden olduğunu düşünüyorum. “Z kuşağı” diye tabir edilen kuşağı da küçümsememek lazım. Cinsiyet ayrımcılığına ve ırkçılığa karşı olan LBGTQİ’yi destekleyen dünya çocukları var.

Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?

Tiyatrocu-Kadın / Almanya: Kendilerinin de dönüşümlerine kendileri izin vermeli, sağlıksız basmakalıp artık bu yeni dönemde hükmü olmayan çözümsüzlük yollarından vazgeçmelidirler. Mücadele eden insanların psikolojik travmalarına, yıpranmalarına ve maddi problemlerine de çözümler üretilmesi. Sanırım bu son cümle birinci soru için de geçerli.

Alınteri’nin notu: Bu iki soru doğrultusunda görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız ortak mücadelemize katkıda bulunmuş olursunuz:

alinterimb@gmail.com

alinteriyle@gmail.com