Her Newroz, Kürt halkının dünü-bugünü ve geleceğine ilişkin bir fotoğraf gibidir.
Türkiye kentlerindeki ve özellikle de İstanbul’daki Newroz ise, Türk ve Kürt halkının birbiriyle -sınıfsal yönü şimdilik silik kalsa da- özgürlük talepleri düzleminde buluştuğu bir platformdur. Bu yılki Newroz’a damgasını vuran da bu oldu.
Alan, her iki halkın özgürlük sorununun ne kadar iç içe geçtiğini, saldırıların bu iç içeliği maddi bir gerçeğe dönüştürdüğünü de açıkça gösterdi. Newroz alanına yansıyan, bunun geniş halk kesimleri açısından bir bilince dönüştüğü gerçeğiydi.
Newroz alanında ortaya çıkan fotoğrafta Kürt halkının yaşadığı onca acının gölgesi ve yorgunluğu da vardı; buna rağmen yenileyebildiği bir dirilik, gelecek umudu ve özlemleri de… Yaşananların yarattığı öfke de vardı, bu öfkenin yıkıcı gücünün nasıl bir yapıcılığa dönüştürüldüğü de…
İstanbul Sözleşmesi’nin bir geceyarısı kararnamesiyle iptal edildiği günde kutlanan Newroz’a bu kadın düşmanlığına yönelik tepkinin yanı sıra, HDP’nin kapatılması talebiyle açılan dava, İmralı tecridi ve cezaevlerinde devam eden açlık grevleri, faşist saldırganlığın türlü kılıklarda boy vermesine duyulan öfke damga vurdu. Kürt ve Türk halklarının bu saldırganlık karşısında ortak bir irade yaratma çabası alandaki rengarenk flamalarla dile geldi. Kürt halkının Türkiye sol hareketinin ileri bölükleriyle yan yana olmayı sıcak bir ilgi ve sevinçle karşıladığı görüldü.
Kürt halkının milyonlar olup yaşadığı bir kenttir İstanbul. 2021 İstanbul Newroz’una bu noktadan bakınca ilk göze çarpanın atölyelerden, şantiyelerden, gündelik işlerden, yoksul evlerden, işsiz kahvehanelerinden çıkıp gelmiş kadını erkeğiyle on binlerin damgasını vurduğu bir Newroz olduğu söylenebilir. Bu on binlerin çok önemli bir kesiminin henüz 20’lerine bile varmamış gençlerden oluştuğunun altı çizilebilir.
Rengarenk giysileri, mağrur duruşlarıyla Kürt kadınlarının her yıl olduğu gibi bu yıl da alanın özneleri olduğunuysa belirtmeye bile gerek yok. Kürt özgürlük hareketinin kesintisizliğinin teminatı olan kadınlar, aynı zamanda erkek egemen toplumsal kalıplara olduğu kadar devletin erk politikalarına karşı da önemli bir barikat olduklarını bir kez daha hissettirdiler.
İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı alana damgasını vuran öfke, Kürt kadınlarının sadece Kürt özgürlük mücadelesinin değil, genel olarak özgürlükler mücadelesinin de önemli bir motor gücü olduğunu bir kez daha hissettirdi.
Yaşlısı, genciyle beden dilleriyle o mağrur duruşu konuşturan Kürt kadınlarının kazandığı özgürlük bilincinin Kürt halkının özgürlüğünü kazanmasının teminatı olduğunu bir kez daha hissetmek, bunun güvenini duyumsamak Newroz’daki en anlamlı mesajlardan biriydi.
Akın akın gelen kitlenin en diri bölüklerini oluşturan henüz 20’lerine varmamış gençler, Kürt halkının onlarca yıllık acılarının bakiyesini artık daha fazla taşımak istemediklerini her halleriyle gösteriyorlardı. İşçi sınıfının, özellikle de hiçbir güvencenin olmadığı enformal sektörlerin (konfeksiyon, inşaat, hizmet ve işsiz işçilik) omurgasını oluşturdukları anlaşılan bu gençler, önderleri Abdullah Öcalan’a olan bağlılıkla büyüdüklerini, coşku ve öfkeyle haykırdıkları sloganlarla ifade ediyorlardı. Ezilmişliğe, yoksunluklara, ille de özgürlük yoksunluğuna, ötelenmeye duydukları öfkeleri elle tutulacak kadar sahici ve diriydi. Başka bir kuşak oldukları ve gerçekten de şimdiye kadarki alışılmış kuşaklardan farklı bir kopuşu simgeledikleri o bitimsiz öfkelerinden anlaşılıyordu. Bu gençleri izlerken yılların biriken acılarının, baskı ve zorbalıklarının son kuşaklarda nasıl bir sosyolojik dönüşümle birlikte farklı bir kopuşu mayaladığını, “yeter artık” duygularının ne kadar baskınlaştığı açıkça görülebiliyor.
Birleşik Mücadele Güçleri’nin Newroz pankartını alanda ilk açan bu gençler o pankartı bu özelliklerini tüm çıplaklığıyla ifade edecek şekilde taşıdılar. Yanlarında yer alan kurumları ve flamalarını aynı duyarlılıkla kendilerininmiş gibi sahiplendiler. Sloganlarını haykırırken bu bütün vücutlarıyla, tüm benliklerini açıkça ortaya dökerek haykırdılar. Birlikte olmanın manasını kavramışlar gibi büyük bir heyecanı hissettirdiler.
2021 İstanbul Newroz’u bu baskın çizgilerin yanı sıra Kürt halkına dönük baskı ve zulme duyulan öfkenin muhafazakar Kürt kesimlerinde bile farklı bir kopuşu tetiklediğini gösteriyordu. Alanda kitlenin içine katılmayan, fakat olanı biteni dikkatle izleyen bu kesimler vücut dilleriyle bile bu ikili duruşlarını hissettiriyorlardı.
2021 İstanbul Newroz’undan Kürt halkının acıları kadar büyük direnciyle Türkiye işçi ve emekçilerinin soluklarını, şovenizm zehrinden temizleyerek birleştirme görevini bir kez daha hissederek ayrıldık…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!
