Gergerlioğlu Ankara Newroz’unda: Kolektif bir sahtekarlık var



Gergerlioğlu ifadesinden sonra serbest bırakıldı: Çok ahlaksızca bir gözaltı yapılmıştır. Meclis Başkanı bunu organize etmiştir. Bahçeli emri vermiştir, tak diye emretmiş şak diye yapılmıştır. Ülkede artık bir yönetim ciddiyeti kalmamıştır. Ne yönetim vardır ne Meclis başkanlığı ne de Meclis vardır.


Vekilliğinin düşürülmesinin ardından günlerdir “Adalet Nöbeti” tuttuğu HDP odasından çıkarak sabah namazı için tuvalette abdest alırken; üstünü giymesine, namazını kılmasına bile müsaade edilmeden sürüklenerek, itilip kakılarak gözaltına alınan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Gergerlioğlu serbest bırakılır bırakılmaz Ankara Newroz’una katılmak üzere yola çıktı. Gergelioğlu’nun gerek gözaltına alınış süreci gerek ifade işlemleri esnasında yaşananlara ilişkin anlattıkları oldukça çarpıcı. Darbedildiğini, itilip kakıldığını anlatan Gergerlioğlu, savcının darp izlerini “başka bir suç duyurusunda bulunursunuz” diyerek ifadeye geçirmediğini, ifadesi sırasında sivil giyimli bir şahsın ismini ve ünvanını da belirtmeden müdahalelerde bulunduğunu, verdiği ifadeyi sildirttiğini, verdiği ifadeye müdahale ettiğini belirtti. Avukatların bu durumu şaşkınlıkla karşıladığını söyleyen Gergerlioğlu, gözaltına alınmasının kolektif bir sahtekarlıkla gerçekleştiğini vurguladı.

Gergerlioğlu’nun çıkar çıkmaz yaptığı açıklama şöyle:

Bir zorbalıkla, kurguyla, yalanla, iftirayla sabahın 7’sinde gözaltına alındık. Hakkımızda kesinleşmiş bir hüküm varken niye serbest bırakıldık peki diye sorulabilir. Gözaltına alınmamız kesinleşmiş hüküm nedeniyle değil. Bizi Meclis’ten çıkarmak için suç uydurmuşlar, iftira atmışlar. Daha sonra beraatle sonuçlanan bir davaya ilişkin görüntüleri paylaşarak bir algı oluşturmaya çalışmışlar. Sabahın köründe, sabah 07:00’de “ya 5 dakika durun, namazımı kılayım, üstümü giyeyim çıkıp gidelim tamam” dedim. Ama büyük bir gayretle beni gözaltına almaya çalışıyorlar. ‘Karakolda kılarsın’ dediler ‘vakit dar’… ‘Burada kılayım çıkalım, bakın insanca söylüyorum size’ dedim. Ama dinlemediler, hemen bir hamle yaparak koluma sarıldılar ve koşturarak asansörlere götürdüler. Asansörlerde yine aynı şekilde çekiştiriyorlar, darbediyorlar ve bu esnada merdivenlerden inerken trabzanları tutarak ‘ne yapıyorsunuz’ dediğimde yine çekiştirerek, hatta bu sefer bacağıma hamle yaparak, karga tulumba götürme hamlesi yaptılar. Ama başaramadılar ve yürüyerek polis otosuna bindik. Hastanedeki doktor kontrolünden sonra -ki orada sol ön kolumdaki kızarıklıklar, ekimoz, sağ ikinci parmağımdaki travma, boynumdaki kas ağrıları da tespit edildi- ardından ifade verdik.

İfademiz de bir skandaldı. İfademde bana yapılan darpları ifadeye yazdırmaya çalıştığımda ifadeye yazdırmak istemediler. ‘Git başka suç duyurunda bulun’ dediler. 6-7 saat bunun tartışmasını yaptık. Sivil bir kişi ifademe müdahale etti verdiğim ifadeyi sildirdi. Amirlerinden bir talimat alıyordu herhalde. ‘Sen sildiriyorsan, kimsen adını sicilini de yazalım tutanağa’ dedik, yazdırmadı. Böyle esrarengiz işler döndü. Yani orada bile avukat arkadaşlar, görevliler hayatta görmedikleri bir olayı gördüklerini söylediler. İfadeye müdahale, şu ifadeyi veremezsin gibi muamelelerin kabul edilemez olduğunu söylediler.

Ben en başta şunu söyleyeyim. Çok ahlaksızca bir gözaltı yapılmıştır. Meclis Başkanı bunu organize etmiştir. Bahçeli emri vermiştir, tak diye emretmiş şak diye yapılmıştır. Ülkede artık bir yönetim ciddiyeti kalmamıştır. Ne yönetim vardır ne Meclis başkanlığı ne de Meclis vardır. Meclis Başkanlığı birilerinin emriyle milletvekilliği düşürmekle meşguldür. Birilerinin emriyle bu haksızlığa karşı direnen bir milletvekilini Meclis’ten yalan, dolan, iftira iddialarla attırmaya çalışmaktadır. Gözaltına aldırmaya çalışmaktadır.

Bütün bunlardan sonra yazıklar olsun, başka bir şey demiyorum. Kolektif bir sahtekarlık vardır. Devlet belgelerinde resmi belgelerde bile bile sahtekarca görüntüler kullanmışlardır ve bunun üzerinden bir algı oluşturup, zulmettikleri bize başka bir zulüm daha yaşatmak istemişlerdir. Ama tüm kamuoyu bu zulmü görüyor, A’dan Z’ye yargılanmamızın başladığı andan Meclis’ten alınmamıza kadar olan her şeyi görüyor. Kamuoyu teslim olmayacak, kamuoyu zulme uğrayanın yanındadır, zalimin karşısındadır.

Ankara Newroz’una gidiyoruz. Sesimizi kısamadılar uyduruk gözaltından sonra çıktık ve halkımızla buluşmaya gidiyoruz. Bayram yapmaya gidiyoruz. Belki beni bu prosedürel işlemlerden sonra tekrar gözaltına alabilirler Ama biz kanımızın son damlasına kadar hayatımızın son anına kadar, son nefesimize kadar hakkı, hakikati söylemeye devam edeceğiz. Bunu da bütün kamuoyu bilsin.