Attila József 1905 yılının 11 Nisan’ında güçlüklerle dolu bir dünyaya doğar. Çamaşırcılık yaparak, büyük bir dirençle, sabırla çocuklarına bakan can şenliği, annesi Borbála Pöcze’nin yaşama veda edişiyle, 14 yaşındaki Attila József’in çilesi daha da artar. (İlerde yazacağı şiirlerde annesi direncin, ortak özlemlerin simgesine dönüşür.)
Önce akrabalarının yanında kalır. İzleyen dönemde Miklos Horthy diktasının şiddeti artar. Bu arada sürekli okur. Şiirlerini yerel gazetelerde yayımlamaya başlar. Çok beğendiği şair Gyula Juhász’la tanışır. 17 yaşındayken ilk şiir kitabı “Güzellik Dilencisi” yayımlanır. Bu arada liseyi dışarıdan bitirir. Edebiyat fakültesinde edebiyat ve felsefe derslerini izlemeye başlar.
Yirmi yaşında ikinci şiir kitabı “Haykıran Ben Değilim” yayımlanır. ‘Temiz Yürekle’ şiiri yüzünden fakülteden uzaklaştırılır. Önce Viyana Üniversitesi’ne, ardından Sorbonne’da okumak üzere Paris’e gider. Bilinci ve şiiri gitgide gelişir. Marta Vagó’ya sevdalanır. Kısa sürede ayrılmaları onu sarsar. Ruhsal sorunlar yaşar. 1929 ekonomik krizi Macaristan’ı da vurur. Bu yılda üçüncü kitabı “Ne Babam Var Ne Anam” yayımlanır. 1930 yılında girdiği Macaristan Komünist Partisi’nde tüm sanatsal ve ideolojik donanımını seferber eder. ‘Köylere’ adlı bildirisi yayımlanır. Emekçileri eğitir. ‘Kalabalık’ şiirini yazar. Ancak politik istemlere birebir uyum gösteremez. Bireysel dünyası, kişisel eğilimleri her zaman daha ağır basar.
Şiir söz konusu olunca şiiri yüceltir, seçimini şiirden yana yapar. Ödün vermez. Böylece güzel-duyusal bütünlük korunarak da politik mücadele içinde olunabileceğinin etkili bir örneğini yaratır. Bu bile günümüze başlı başına bir iletidir, bildiridir. Şiirinin düzeyini hiç düşürmemiştir. Sınıf kavgasından da geri durmamış, hatta şiirini de cepheye sürmekten çekinmemiştir. 1931’de ruhsal sorunları sürdüğü bir dönemde “Ağlayıp Sızlanma” adlı kitabının yayımlanmasıyla toplatılması bir olur. Ardından şairin 1932’de “Kenar Mahallede Gece”, 1936’da “Çok Acıyor” adlı kitapları basılır.
1937’de, Flora’yla tanışır, sevdalanır. Aynı yılın Temmuz’unda Attila József’in durumu ağırlaştı. Psikolojik tedavi için bir sanatoryuma yatırıldı. Üç buçuk aylık bir tedavinin ardından da ablaları tarafından Balatonszárszó’da bir pansiyona çıkarıldı.
1937 yılının 3 Aralık günü dolaşmak için pansiyondan ayrıldı. Bir daha da dönmedi. Tren istasyonunda bir yük treninin önünde raylarda can verdi. Ölümü hala tartışmalıdır. Kimileri şairin ölümünün bir kaza nedeniyle olduğunu söylerlerken kimileri de intihar ettiğini savunurlar.
Macar şiirinin dahisi olan Attila József’in bize bıraktıkları, çok genç yaşta hayatını kaybeden ve kısacık ömrünü de fiziksel ve ruhsal acılar içinde geçiren şairin ne kadar paha biçilmez bir eser yarattığının da kanıtıdır.
Genç Yaşamların Marşı
Babalarımız köle gibi çalıştılar
azıcık ekmeğimiz olsun diye
dertleri, dirençleriyle
ilgilenmedi onlarla tanrı bile.
Her şeye rağmen büyüdük işte
neşeyle yaşamanın ne olduğunu bilmeden
artık inançla, yüreklilikle,
yazgımızı değiştirmek istiyoruz.
Biliyoruz korkaktık biz de
hakkımız olmadı hiçbir zaman,
yalnız gerçeğimizdi elimizde olan…
karşımıza kimse çıkamaz artık,
kalkışan olursa yapışırız boğazına.
Biz yaşamın çocukları,
savaşa hazır kahramanlarız
başlıyor artık yürüyüş hey!
Çökecek bu dünya, ayaklarımızın altında.
Atilla József, 1922
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!