Hem demir parmaklıklar hem korona



Salgınının başladığı tarihten beri cezaevlerinde korona virüsü kol geziyor. Duvarların, parmaklıkların ardında eli kolu bağlı tutsakların tıka basa koğuşlarda nasıl bir varlık yokluk savaşı verdikleri sır olmasa gerek. Şimdiye kadar kaç mahpusun hastalığa yakalandığı, kaçının virüsten öldüğü açıklanmıyor. Bakırköy, Silivri ve Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevleri’nden gelen haberler durumun ne kadar vahim olduğunu doğrular nitelikte.


Korona virüsü salgınının başladığı tarihten beri cezaevlerinde kaç mahpusun hastalığa yakalandığı, kaçının virüsten öldüğü açıklanmıyor. Avukat Sümeyra Bulduk, Bakırköy Cezaevi’nde bir koğuşun tamamen virüse yakalandığını, dilekçe yazmadan idarenin kendileriyle ilgilenmediğini belirtiyor. Silivri Cezaevi’nde de test sonuçları kendileriyle paylaşılmadan herkese ilaç kullanma zorunluluğu getirildiği bilgisi var.

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin, Bakırköy ve Silivri hapishanelerinde müvekkilleri bulunan avukat Sümeyra Bulduk’la yaptığı görüşme sonrası ondan aldığı bilgileri kamuoyuyla paylaştı.

Avukat Sümeyra Bulduk, Bakırköy Cezaevi’nde müvekkili Fatma Saadet Yılmazer’in de tutuklu bulunduğu B4 koğuşunun tamamının korona virüsüne yakalandığını, mahpusların yataktan dahi kalkamadıklarını, yüksek ateşleri olmasına rağmen test yapılmadığını ve revire dahi çıkarılmadığını ailelerden öğrendiklerini belirtti.

Hastaysanız dilekçe yazın!”

Şikayetlerin başladığı andan itibaren mahpusların cezaevi yönetimine yazdıkları dilekçelere de henüz cevap verilmediğini aktaran Bulduk şöyle devam etti:

Yakınlarının revire çıkamadıklarını ve test yaptıramadıklarını, şikayetlerin de tüm koğuşa yayıldığını duyan aileler, haklı olarak endişeleniyor. Bugün sabah kurumla yaptığım görüşmede vaka olmadığı söyleniyor. Ancak test yapıldı mı diye sorduğumda ‘hayır’ cevabını alıyorum. Bu şikayetlere rağmen test yapmazsanız, tabii ki ‘kurumda korona yok’ diyebilirsiniz. Öğleden sonra tekrar görüşme yaptım, bu defa gün içinde mahpusları revire çıkarttıkları, testlerin ise muayene durumuna göre yapılacağı bilgisini verdiler. Dolayısıyla şu an için şayet yapılırsa konuyu netleştirmek için test sonuçlarını beklemek durumundayız.

‘Koğuş kapasitesi arttı’

Pandemi konusunda ülke olarak başarılı bir mücadele sergilediğimizi düşünmüyorum” diyen Bulduk, cezaevlerine sık giden bir avukat. Bulduk, buralarda yaşanan sorunlar için şunları söyledi: “Cezaevleri virüs konusunda en vahim olan kurumlardan biri. Bir kere kapalısınız. Uzun senelerdir vücudunuzun alması gereken vitamin ihtiyacını alamıyorsunuz. Doğru düzgün güneşe çıkamıyorsunuz. Yeterli ve sağlıklı beslenme ihtiyacınız karşılanamıyor. Dar alanda yürüme imkanınız olduğundan kas sıkıntısı, uzak mesafe görüşüne sahip olmadığınız için de görüş bozukluğu yaşıyorsunuz. Yani kapalı olmak başlı başına insanın sağlık sistemini alt üst eden bir durum zaten. Daha ilerisi, 7 kişilik koğuşlarda 40-45 kişinin kaldığı cezaevleri var. İnsanlar sırayla yatak kullanıyor, yerlerde yatıyorlar. Bakırköy Cezaevi’nde koğuşlar 24 kişilik olmasına rağmen kapasite 32’ye kadar çıkartılmış durumda. Pandemi olmasa dahi insan haklarını ihlal eden, insan onuruyla bağdaşmayan şartlarda tutuklu bırakılıyorlar. Devletler, kişiyi özgürlüğünden yoksun bıraktığında, kişilerin hem alıkonulma koşulları hem de gerekli bakımlarının sağlanması anlamında, sağlıklarının da sorumluluğunu almak zorunda.

‘Virüsün yayılması önlenemedi’

Daha önce başka bir cezaevinde bulunan müvekkilinin de korona virüsüne yakalandığını söyleyen Bulduk şöyle devam etti: “Bakırköy’de daha önce covid anlamında böyle bir sorunla karşılaşmadık. Ancak aynı sorun Gebze Kadın Cezaevi’nde de yaşandı. Müvekkillerden biri covid geçirdi ancak kendisinin şikayetleri zamanında kontrol edilmediği ve test yaptırılmadığı için virüsün tüm koğuşa yayılması önlenemedi.

Bakırköy Hapishanesi’nde revir kapalı”

Bakırköy Cezaevi’nde pandemi ilan edildiği andan itibaren revir kapalı. Mahkumların şikayetlerini ve talep ettikleri ilaçlarını dilekçe ile iletmeleri istenmiş. Yani hastaysanız şikayetlerinizi dilekçenize yazıp, doktor gibi tanınızı yapıp, ilaçlarınızı da kendinize reçete ettikten sonra kuruma bildiriyorsunuz ve kurum ilaçlarınızı veriyor. Şaka gibi ama gerçek! Neredeyse bir buçuk senedir revire çıkmadıklarını söylüyor mahkumlar. Bunun adı tedbir değil maalesef. Bizler yaşanan ihlalleri duyurmasak, herhangi bir adım atılmıyor. Pandemi başladığı andan itibaren mahkumlarla temas halinde olan memurlar iki haftalık karantinada kaldıktan sonra çalışmaya başlıyorlardı. Ancak vakaların artık daha fazla olmasına karşın, ilk zamanlarda alınan tedbirler de azaltılmış durumda. Son derece kalabalık olan koğuşlarda virüsten korunmak oldukça güç maalesef.”

***

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde de koronavirüs kol geziyor. Aynı koğuşta sekiz tutuklu koronavirüse yakalandı. Hastaneye kaldırılan iki tutuklu hiçbir şekilde tedavi altına alınmadan cezaevine geti götürüldü.

Türkiye’nin bütün cezaevlerinde siyasi tutsaklar ya boyun eğdirme ya da ölümlerine kayıtsız kalma vaka-i adiyeden sayılır. Türkiye’nin her yanı koronadan kırılırken tıka basa doldurulmuş hapishanelerin bundan muaf olması düşünülemez. MA’nın haberi de bunu doğruluyor. Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde B-11 koğuşunda bulunan on bir kadından sekizi covid-19’a yakalandı.

Tutsak kadınlardan Feriha Deyiş ve Emine Erol, rahatsızlanması üzerine 4 Mayıs’ta Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. İki kadın, koronavirüs testi için numuneler alındıktan sonra sağlık durumları ağır olmasına rağmen cezaevine geri götürüldü. 5 Mayıs’ta Deyiş ve Erol’un test sonuçları pozitif çıktı. Bunun üzerine yapılan testlerde 6 kadının daha salgına yakalandığı tespit edildi. Üç tutuklu kadın ise temaslı oldukları gerekçesiyle başka bir odada karantinaya alındı. Deyiş ve Erol’in ise altı kadınla birlikte aynı koğuşta karantinada tutuldukları aktarıldı.

B-12 koğuşunda ise bazı tutuklularda koronavirüs belirtilerinin baş gösterdiği ifade edilirken, tutukluların test yapılması için cezaevi idaresine yaptığı başvurunun reddedildiği belirtildi. Bu koğuştaki 3 tutuklunun kronik rahatsızlıkları bulunduğu, Temmuz 2020’de Diyarbakır’da yapılan ev baskınında köpekli işkenceye maruz kalan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi Rojbin Sevil Çetin’in ise kanser tedavisi gördüğü öğrenildi.

Sağlık durumları kötü

Koronaya yakalandığı teyit edilen üç tutsaktan birinin annesiSultan Deyiş, Salı (4 Mayıs) günü telefon görüşmesi günü olduğunu ve kızının kendilerini aramadığını belirterek, “Sonraki gün hastaneden bizi aradılar ve Feriha’nın korona virüsüne yakalandığını söylediler. Bizler cezaevini aradık ve bilgiyi doğruladılar. Dün ve önceki gün sağlık durumları çok kötüymüş, dün akşam hastaneye götürüp oksijen vermişler”dedi.

‘Gardiyanlar bulaştırdı’

Çocuklarıyla açık görüş gerçekleştiremediklerini söyleyen Sultan Deyiş, “Bu salgını biz aileler değil, gardiyanlar tutuklulara bulaştırmışlar. Çünkü sürekli koğuşlar aranıyor ve şu an çocuklarımızın ne halde olduklarını bilmiyoruz. Bize söyledikleri de gerçek mi, değil mi bilemiyoruz” dedi.

Tutuklu annesi Ayfer Erol ise kızının hastaneye kaldırılıp oksijen verildiği ve tekrar cezaevine götürülerek karantinaya alındığını belirterek, cezaevlerinde salgına karşı sıkı tedbirlerin alınmasını istedi. 

Koğuşa baskın 

Edinilen bilgilere göre, B-11 koğuşuna 3 Mayıs’ta gardiyanlar tarafından baskın yapıldığı, koğuştaki tüm eşyaların arandığı belirtilirken, baskınlar sırasında gardiyanların eldiven kullandıkları ancak tüm koğuş baskınlarında aynı eldivenin kullanılması nedeniyle koronavirüsün bu yöntemle bulaştığı iddia edildi.

Silivri’de test sonucu açıklanmıyor

Korona virüsü haberlerinin geldiği başka bir cezaevi ise Silivri Cezaevi. Buradan ailelerine ulaşan mahpuslar, korona testi yaptırdıklarını ancak testin sonuçlarının kendilerine iletilmediğini aktardı. Ayrıca mahpuslar, bir koğuşta bulunan bütün mahpuslara test sonucu bildirilmeden kendilerine Favipiravir ilacı verildiğini ve bu ilacın kullanımının zorunlu tutulduğunu söyledi.