Mayıs ölümsüzleri: Zamanının dışına çıkabilenler



Mart-Mayıs ateşi ortayı sardığında yeni bir gelecek için her mevsim yola çıkanlar ölüm dahil her bedeli göze aldılar. Saygı ve mücadele sözüyle anıyoruz.


Leyla Qasım

13 Mayıs 1974‘de Kürt kadın savaşçısı Leyla Qasım Irak Baas rejimi tarafından katledildi.

O, yüzyıllardır köle halinde tutulan ulusunun özgürlüğü için başkaldırı yolunu seçti. 29 Nisan’da Bağdat Havaalanı’ndan uçak kaçırma sırasında beş arkadaşıyla birlikte yakalandı. O, Kürt kadın gerillalarının önderlerinden biridir.

Dörtlerin Gecesi

17 Mayıs 1982 tarihinde Ferhat Kutay, Eşref Anyık, Necmi Öner, Mahmut Zengin Diyarbakır zindanında kendilerini yakarak, bedenlerini direniş meşalesi yaptılar. 

12 Eylülcü faşist vahşet Diyarbakır zindanını tam bir Nazi kampına çevirmişti. Bu ortamda boy gösteren teslimiyeti kırmak için, önce Mazlum Doğan koydu kendini ortaya Newroz günü. Onu Ferhat’lar izledi.

Dört yiğit yurtsever bedenlerini saran alevlerin içinden şöyle sesleniyorlardı diğer tutsaklara:

“Ateşi yakın, ateşi… Su dökmeyin… Su döken haindir… Bu bir siyasi eylemdir. Eylemi kırmayın.”

Özlenen ateş yakılmıştı sonunda
Elden ele bütün dünyaya taşınmıştı
Kıvılcım dansıydı gözlerdeki sevinç
Kavga dağlarda bilinci kuşanmış
Zindanlarda dirence sarılmıştı
Ve haykıran dudaklar
Her ihanet vakti çöl çöl yarılmıştı

Bir ağıttır belki Ağrı’da Zilan deresi
Dersim’de Lac deresi bir kanlı şiir
Oysa bir destandı Diyarbakır kalesi
Ve Diyarbakır zindanında
Ateşle sevişen ‘dörtlerin gecesi’ (Adnan Yücel)

Kaypakkaya: Devrime baş koyuşun adı

18 Mayıs 1973 günü TKP/ML örgütünün kurucusu ve önderi İbrahim Kaypakkaya işkencede katledildi.

Kendini devrime adama, yiğitlik ve militanlık özellikleriyle 12 Mart devrimcilerinin başlıca karakteristik özelliklerinin seçkin temsilcilerinden olan İbrahim Kaypakkaya, işkencede “ser verip sır vermeme” tavrıyla ülkemiz devrimci hareketinde bir simge oldu. Onun işkence tezgahlarında sergilediği bu soylu direnişçi tutumu TİKB’li komünistler daha sonra “örgüt tavrı” haline getirerek bir üst düzeye yükselttiler.

İbrahim Kaypakkaya’nın tavrı, işkencecilerin yüzlerine haykırdığı şu sözlerde en iyi ifadesini bulur:

Esasen biz komünist devrimciler prensip olarak siyasi kanaatlerimizi ve görüşlerimizi hiçbir yerde gizlemeyiz ancak örgütsel faliyetimizi, örgüt içinde bizimle beraber çalışan arkadaşlarımızın ve örgüt içinde olmayıp bize yardımcı olan şahıs ve grupları açıklamayız.

Fevzi Aslansoy

1976‘nın 18 Mayıs’ında ise TİKB önceli grubun yürekli militanlarından Fevzi Aslansoy polisin sivil faşistlerle işbirliği içinde kurduğu pusuda kurşunlanarak öldürüldü. Suruçlu bir Kürt devrimcisi olan Fevzi Aslansoy, Ankara öğrenci gençlik hareketinin önder ve militan kadrolarındandı. Sessiz ve mütevazı görünümünün arkadında mangal gibi bir yürek ve güçlü bir sınıf kini taşıyordu.

Serdar Yılmaz

TİKB militanı Serdar Yılmaz da Mayıs ayında ölümsüzleşti.

Örgütçü özellikleriyle öne çıkan Serdar, işçi ve emekçilerle ilişki kurma ve onları mücadeleye kazandırmada örnekti. Alçakgönüllü, fedakar, çok çalışkan ve ısrarlı bir örgütçüydü Serdar Yılmaz. Kartal’da Yıldırım düşmesi sonucu öldü.

Hüseyin Cevahir

31 Mayıs 1971 tarihinde THKP/C önderi Hüseyin Cevahir İstanbul Maltepe’de şehit düştü. Hüseyin Cevahir, Mahir Çayan ile birlikte kaldıkları evden güvenlik nedeniyle ayrılırken kötü bir tesadüf sonucu karşılaştıkları devlet güçleriyle önce sokak sokak çatıştılar. Geri çekilme sırasında girdikleri bir evde kuşatıldılar. 51 saat süren kuşatma boyunca teslim olmayı sürekli reddettiler. Düzenlenen operasyon sonucunda Hüseyin Cevahir silahı elinde vuruşarak şehit oldu. Mahir Çayan ise ağır yaralı olarak tutsak düştü.

Bir insanı ‘unutulmaz’ yapan en önemli şey, zamanının dışına taşabilmesi, kendi zamanının dışında da yaşayabilmesidir. Bu da ancak, ondan güç ve moral alınabilmesiyle mümkün olabilir. O, maratonu bırakmamış; ölümüyle, kendi sonrasına da güç ve moral verebilmiştir. Nasıl ki bir şair, ancak geleceğe taşan şiirleriyle ölümsüz olabiliyorsa Hüseyin Cevahir’i de ‘unutulmaz’ yapan mücadelesi, edebiyatı ve sonuna kadar gidebilme karakterine sahi olabilmesidir. ‘Unutulmaz’ olmak; güç alabilmek için geçmişten bir imge arandığında akla gelebilmektir. Hüseyin Cevahir (elbette Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Deniz Gezmiş ve diğer arkadaşlarıyla birlikte) dayandığı ve güç aldığı geçmişin yerine gelecek kuşaklar için yeni bir ‘geçmiş’ olabilmeyi başarabilmiştir.

Nurhak Direnişi

Hüseyin Cevahir’in katledildiği gün THKO önderlerinden Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdoğan Nurhak’ta ölümsüzleştiler.

Deniz Gezmiş ve diğer yoldaşlarının idamını engellemek amacıyla Malatya Kürecik’teki Amerikan üssünü basmaya giden THKO’lu devrimciler ihbar üzerine jandarma tarafından kuşatıldılar. Onlar “teslim ol” çağrısına silahlarını ateşleyerek yanıt verdiler. Ama içine düştükleri hain çemberi yaramadılar.