Mehmet Ağar: “Benden, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz



Sözcü’den Saygı Öztürk’ açıklamalarda bulunan Ağar daha ilk elde “Benden, ehli namus olan, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz” diyerek yaptığı tüm işleri devlet için yapmış olduğunu ima etti


Eskinin ve şimdinin kontrgerilla şefi Mehmet Ağar, uyuşturucu trafiği başta olmak üzere tüm kara para trafiğinin tek merkezde toplanması ve başına da kendisinin getirilmesi sürecinde yaşanan tepişmelerle tasfiye edilen Sedat Peker’in ifşalarına karşı sessizliğini bozdu. Peker Ağar’ı; uyuşturucu ticareti yapmak, Azeri oligark Mübariz Gurbanoğlu’nu Fethullah Gülen’le tanıştırmak, sonra da Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı’na tehditlerle çökmek, Pelikancılar’la iş tutarak devlet içindeki klikler arası savaşın başını çekmek, gazeteci Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümünün faili olmakla suçlamıştı.

Sözcü’den Saygı Öztürk’ açıklamalarda bulunan Ağar daha ilk elde “Benden, ehli namus olan, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz” diyerek yaptığı tüm işleri devlet için yapmış olduğunu ima etti. Tıpkı daha önce Susurluk’ta açığa çıkan pislikleri bu devlet için “bin operasyon yaptık” diyerek savunması ve aynı zamanda devletin kendisini tehdit etmesi gibi. Bu tutumunu daha da ileri götürerek yaptığı her şeyden devletin bilgisi olduğunu ifade ederek de sürdürdü.

Sadece oğlunun tecavüzünün ardından şikayette bulunmasının ertesi günü ölü bulunan ve Peker’in anlatımlarıyla kendisi tarafından öldürtülen gazeteci Yeldana Kaharman olayına değinmeyen Ağar, esas olarak Yalıkavak Marina’yla ilgili konuştu. Kendisinin orada rica üzerine yöneticilik yaptığını, eğer böyle bir konumu kabul etmese bir döviz makinesi olan dünyanın bu en lüks marinasının mafyanın eline kalacağını, zaten şu anda da sözkonusu spekülasyonların asıl olarak orayı ele geçirme amacıyla yapıldığını anlattı. Uzun uzun marinanın Gurbanoğlu’nun elinden nasıl çıktığı, devir-teslim-borç hesaplama süreçlerinin nasıl yaşandığı üzerine bilgiler veren Ağar, araya sık sık devletin her şeyi bildiğine dair imalar serpiştirerek, istenirse soruşturulabilir cümleleri sokuşturdu, dolaylı olarak devleti tehdit etti.

Ağar’ın Öztürk’e aktardıkları satırbaşlarıyla şöyle:

‘Buraya mafya çökecek’

Devlet hizmetinden ayrılalı 25 yıl, siyaseti bırakalı da 15 yıl oldu. Dokunulmazlığım yok. Devlet benimle ilgili istediği araştırmayı istediği zaman yapar. Bunun için herhangi bir engel yok. İnsan yaptığından korkar, yapmadığından değil. Benim çok şükür korkacak hiçbir şeyim yok. Ben alnı açık gezerim. Böyle olduğumu devlet de millet de bilir. Benden, ehli namus olan, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz. Ama son dönemlerde Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve PKK siteleri marina ve benimle ilgili yalan haberler üretiyor. Bunlar karşılık bulmuyordu. Şimdi farklı taktikler uygulanıyor. Beni gündeme getirmelerinin asıl nedeni de bizi buradan uzaklaştırmak. Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli: Buraya mafya çökecek. Bugün eğer mafya buraya giremiyorsa bizim burada olmamızdandır.”

Elbette eski Susurlukçular ve çete bozuntusu Çakıcı’yla fotoğraf vermesinin manası hakkında söz söylemedi!

‘Burası döviz makinesi’

Ağar, Peker’in kendisine yönelik kokain ticareti suçlaması için de şunları söyledi: “Burası, dünyanın, Akdeniz’in en önemli marinasıdır. Bu marina döviz makinesidir. Buraya gelen yatlarda prensler, devlet başkanları, dünyanın bilinen iş insanları var. Dünyanın sayılı milyarderleri gelip Türkiye’de bir ay kalıyorlar. İngiltere’nin ünlü yat dergisi, en iyi mega yat marinası olarak burayı seçti.
Buraya gemi değil, yatlar geliyor. Prensler, dünyanın sayılı zenginleri mi uyuşturucu taşıyor? Roman Abramoviç mi, Katar prensi mi, Suudi
yetkililer mi kaçakçılık yapacak, uyuşturucu sokacak. Kimin geldiği belli. Devletin polisi, sahil güvenliği var. Bunları yayanlar da FETÖ ve PKK siteleridir. Bunu görmeyecek kadar gözleri körleşmiş kişiler var. Bu söylentilerin üzerine atlayan siyasetçiler, gazetecilerin yaptığı Türkiye’nin aleyhine düşmanlık yapmaktan başka nedir? Bu düşmanlığı yapan, dedikodunun üzerine atlayanlara yazıklar olsun. Beni tanıyan bazı gazeteci ve siyasetçilerin tutumuna üzüldüm. Yazıklar olsun onlara.”

‘Tehdit yok, rica üzerine yönetici oldum’

Ağar’a, Azerbaycan kökenli Türk vatandaşı Mübariz Gurbanoğlu’na ait Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı’na tehditle el koyduğu iddiası için de “Madem tehditle el koydumsa, bu kişinin tehdit davası açması gerekirdi. Madem tehdit, zorlama varmış niye dava açılmamış. Bu marinanın biz bir tarafında yokuz. Rica üzerine profesyonel yönetici olarak buradayım. Devletin bütün kayıtlarında buradaki konumum bellidir.

‘Her adımı devlet tarafından bilinen, 24 saat korunan biriyim’

Utanç verici, saçma sapan iddia ve isnatlarla suçlama konusu yapmak utanç vericidir. Yıllarca terörle mücadele etmiş, bütün terör örgütlerinin
hedefinde olan, her adımı devlet tarafından bilinen, 24 saat korunan kişiyim. Bu kadar kör gözle bakan insanlarda mantık diye de bir şey
yok.”

Gurbanoğlu Gülen’e zaten gidiyordu

Ağar, Gurbanoğlu’nun kendisini Fethullah Gülen’e Mehmet Ağar’ın götürdüğünü şeklindeki iddiası için de, “Mübariz Gurbanoğlu, Fethullah Gülen’e bir kez değil, devamlı gidiyordu. En az 10 sefer gittiğini ben biliyorum. Benim uçağım yok. Fethullah Gülen’le bağlantım yok. Onun Fethullah Gülen’e yakınlığı biliniyordu” yanıtını verdi.

Mehmet Ağar ayrıca marina ile ilgili hisse devir sözleşmesi ve diğer ayrıntılarına ilişkin de bilgiler verdi.