Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla birçok ilde yapılan basın açıklamalarından biri de Ankara’daydı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Çocuk Hakları Komisyonu tarafından İHD’nin Ankara Şubesi önünde yapılan açıklamada, “Çocuk hakları bir gün değil her zaman öncelik ve gündem olsun” pankartı açıldı. Komisyon üyesi Cansu Yumuşak tarafından okunan açıklamada, yaşanan çocuk hakları ihlallerinin sorumlusunun devlet olduğunu belirtilerek, “Türkiye’nin de imzacı olduğu, onayladığı, yürürlüğe koyduğu ama yükümlülüklerini yerine getirmediği Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin gerekliliklerini ısrarla ve inatla hatırlatmaya, talep etmeye devam ediyoruz” denildi.
İnsan haklarının çocuklar için de gereklilik olduğundan yola çıkılarak ve en çok devlet tarafından kabul edilen insan hakları belgesi olma özelliğini taşıyan Sözleşmeye, Türkiye’nin de taraf olduğu belirtilerek, “Ancak yoğun bir şekilde yaşanan çocuk hakları ihlalleri nedeniyle Türkiye’nin zaten zayıf olan çocuk hakları karnesi daha da düşüyor” denildi.
Çocuklar için sorun alanları büyüyor
Nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturan çocuklar özelinde daha yakıcı etkileri olan sorun alanlarının büyüdüğü kaydedilen açıklamada, bunun nedenleri, “Tahakküm üreten ilişkiler, yapısal ve çıplak şiddet, yoksulluk, yoksunluk, ırkçı, cinsiyetçi ve her türlü ayrımcılık ile son dönemlerde etkisi derinden hissedilen pandemi ve küresel iklim krizinin olumsuz sonuçları büyüyor. Yetişkinler tarafından kurgulanan politika ve yaklaşımlar ihlallerin kesişimsel olarak artmasına neden oluyor.” şeklinde sıralandı.
Sorumlu devlettir
Yaşanan çocuk hakları ihlallerinin sorumlusunun, barış içerisinde ve birarada yaşama kültürünün gerekleri doğrultusunda ihlallerin oluşmasını olmadan önleme, etkin müdahale, sorumluluk zincirine odaklanma, onarıcı adalet ve cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılması konusunda yükümlülüklerini yerine getirme eğilimini çocuğun yüksek yararına odaklamayan devlet olduğu vurgulandı.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı da bunun ifadesidir
Sadece şiddete maruz bırakılan kadınlar için değil çocuk ve gençler için de önemli olan İstanbul Sözleşmesi’nden 2020 yılında çekilme kararının da çocuğun yüksek yararı odağındaki eğilimi açıkça ortaya koyduğu kaydedilen açıklamada, “Hatırlatmak isteriz ki Sözleşmeden çekilerek cinsiyetler arası eşitsizliği gidermek için adım atılmamasına, önleyici programların geliştirilmesinin önünün tıkanmasına, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve istismarın cezasız kalmasına yol açılmıştır. Çocukların evlilik yoluyla istismarının kabul edilmesi, istismar ve şiddet sonrası destek sistemlerinin sunulmaması, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi ve suçların teşvik edilmesi gibi kabul edilemez ihlallere zemin hazırlanmıştır” vurgusu yapıldı.
Devletin yapması gerekenler!
Türkiye devletini taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme’deki yükümlülüklerini yerine getirmek üzere öncelikle yapması gerekenler şöyle sıralandı:
-Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin 28 ve 29. maddeleri gereğince eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için gerekli her türlü alt yapının her bir çocuk için oluşturulmasını,
-Şiddete maruz bırakılan çocukların kolay erişebilecekleri destek ağlarının yaygınlaştırılmasını,
-Hapishanelerde kaç çocuk olduğunun açıklanmasını ve hapishanelerde bulunan çocukların derhal serbest bırakılmasını,
-Çalışan çocukların eğitim ve sağlığa ücretsiz erişimlerinin sağlanmasını,
-Çocuk istismarına evlilik yoluyla cezasızlık getiren yasa tasarısının yeniden gündeme alınmayacak biçimde iptal edildiğinin açıklanmasını,
-Medeni Kanun’da aile rızasıyla 17, mahkeme kararıyla 16 olan evlilik yaşının, koşulsuz şartsız olarak 18 yaş üzerine çekilmesini,
-Çocuklara karşı işlenen suçlarda çocukların yüksek yararının gözetilerek cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılmasını,
-Sözleşmenin 17, 29 ve 30. maddelerindeki çekinceleri kaldırarak çocuklara ana dilinde eğitim hakkının tanınmasını,
-Çocuk hakları örgütleri ile iş birliği yaparak, uygulanabilir bütüncül bir çocuk koruma politikası oluşturulmasını ve başta Çocuk Haklarına dair Sözleşme olmak üzere insan hakları belgeleri üzerine inşa edilen inşaa edilen İstanbul Sözleşmesi’ne tekrar taraf olunmasını acilen talep ediyoruz.
Türkiye’nin de imzacı olduğu, onayladığı, yürürlüğe koyduğu ama yükümlülüklerini yerine getirmediği Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin gerekliliklerini ısrarla ve inatla hatırlatmaya, talep etmeye devam ediyoruz. İ
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!