Yanlış tarım politikalarının Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve bu işgalin Karadeniz Bölgesi’nden tahıl ithalatını-ihracatını kesintiye uğratacağı, diğer emperyalistlerin uygulamaya koyduğu yaptırımların durumu ağırlaştıracağı beklentileriyle çakışması, Türkiye’yi ciddi bir gıda kriziyle karşı karşıya getirdi. Tarımın adeta tasfiye edildiği bu koşullarda önemli bir ithalat kapısı haline gelen Rusya ve Ukrayna’dan gemilerin boş dönmesi, emtia fiyatlarının dünya çapında fırlaması ekmek başta olmak üzere yağ ve diğer tahıl ürünlerinde ciddi bir krize kapı araladı. Bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin yanlış politikalarla getirildiği nokta bu. Köylünün girdi maliyetlerinin yüksekliği, pazarın gıda tekellerinin vahşi kar güdüsünün denetimine girmesi, yüksek faizli kredilerin girdabında boğulması ve devletin sunduğu tüm desteklerden mahrum bırakılmasının başka bir sonucu da olamazdı. Buna bir de akaryakıt fiyatlarının son gelişmelerle birlikte tavan yapması ve bu durumun devam edeceği olasılığını eklediğimizde önümüzdeki aylarda emekçilerin en temel tüketim maddelerine ulaşmasının neredeyse imkansızlaşacağını öngörmek zor olmayacaktır.
Afrin’i işgal ederek zeytinyağını, diğer tarımsal ürünlerini buralara kaçırıp satmaya benzemeyen bir süreçle karşılaşılınca karşılaşan burjuva devlet ne yapacağını şaşırmış durumda. Besicilerin daha çok Rusya ve Ukrayna’dan ithal edilen yem stoklarının 15 güne indiğini söylediği, bitkisel yağ stokunun 1-2 aya anca yeteceğinin açıklandığı bu koşullarda devletin aldığı ilk önlem ihracatı sınırlamak oldu. Onun da acısının işçi ve emekçilerden çıkarılacağını söylemeye gerek yok.
18 Ocak’ta tonu 347 dolara ithal edilen buğday için şimdi 420 dolarlık teklif verildi
Ciddi bir kriz haline gelme potansiyeli hayli yüksek olan buğday-arpa ve diğer gıda ürünleri için verilen devlet ihaleleri de aylık farklarla astronomik oranda artmış durumda. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) buğday için verdiği ihale teklifleri bunun çarpıcı ifadesi. TMO’nun 30 Haziran’da başladığı ekmeklik buğday ithalatı ihalesinde dün 9’uncu ihale yapıldı. 435 bin ton buğday ithalat ihalesinde 415 ile 495 dolar/ton arasında teklif geldi. Bu tekliflere göre ortalama fiyatların 420 dolar/tondan aşağı olmayacağı görülüyor.
TMO, bundan önce 18 Ocak’ta yaptığı ihalede buğday ortalama 347 dolar/tondan ithal edilmişti. Dün yapılan ihalede ortalama fiyatların en düşük 420 dolar/ton olacağı düşünülürse ithal buğday fiyatının tonda 73 dolar arttığı anlamına geliyor. Bu ithalatın TL karşılığı ise 6 bin liraya denk geliyor.
Savaşın ilk etkilerinin undaki etkisi daha şimdiden çuval başına 30-40 TL kadar zam oldu.
Türkiye’de büyük marketlerin en az 3 aylık anlaşmalarla un almasından dolayı, TMO’nun alacağı zamlı unların fiyat artışlarının da asıl olarak 3 ay sonra yansıması bekleniyor. Yani gelecek aylarda emekçileri birikmiş ekmek başta olmak üzere gıda zamları bekliyor. Şimdiden yapılanları saymıyoruz bile.
Mevcut krizin savaşla birleşerek ciddi bir geçinememe-beslenememe sorununa dönüştüğü bu koşullarda gerek emperyalistler arasındaki savaşa gerekse sömürü ve yağmaya dayanan politikalara karşı sınıf savaşını yükseltmek dışında bir seçenekse yok!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!