Yasin Keskin’in işten atılma sürecinde neler yaşandı?



Yasin Keskin ile işten çıkarılış süreci, sendikanın tutumu, 29. Madde’nin toplu sözleşmeye nasıl konulduğu, kendi sürecinde bu maddenin nasıl yok sayıldığı ve direniş sürecine, direnişinin 12. gününde DİSK Genel İş Genel Merkezi’nin Belediye Başkanlığı’na gönderdiği belgeye ilişkin kapsamlı bir sohbet ettik. Bu röportaj ile bir nevi konuya hakim olmayanlara da bilgilendirme mahiyetinde olan röportajda aslında …


Yasin Keskin ile işten çıkarılış süreci, sendikanın tutumu, 29. Madde’nin toplu sözleşmeye nasıl konulduğu, kendi sürecinde bu maddenin nasıl yok sayıldığı ve direniş sürecine, direnişinin 12. gününde DİSK Genel İş Genel Merkezi’nin Belediye Başkanlığı’na gönderdiği belgeye ilişkin kapsamlı bir sohbet ettik.

Bu röportaj ile bir nevi konuya hakim olmayanlara da bilgilendirme mahiyetinde olan röportajda aslında öğrendik ki toplu sözleşmede yer alan 29. Madde’den ilk yararlandırılan ve güvenlikten Katı atığa geçirilen ilk ve tek kişi Yasin Keskin.

Katı atık biriminde çalışmaya başlamasının üzerinden bir sene geçtikten sonra izinli olduğu bir gün muhasebe tarafından şantiyeye çağrıldığını anlatan Yasin, “Güvenlik kartına ilişkin devam etmekte olan hukuki süreçte karar var mı” diye başlayan bir süreçten söz ediyor. Mahkemenin bir ara kararı olduğunu bu ara kararında yargıtaya taşındığını henüz kesinleşmemiş bir kararın olmadığını anlattığını söylüyor Yasin. “Tüm haklarım saklı kalmak kaydıyla iş akdinin feshine” ilişkin bir belge imzalatmak istediklerini, kendinin bu belgeyi imzalamadığını söylüyor.

Bu işten çıkarma olayına ilişkin sebep olarak da İBB’ye Süleyman Soylu’nun başlattığı bir soruşturma bahane gösterilerek temellendirmeye çalıştıklarını ve Alper Başkan’ın bu konudan rahatsız olduğunu, Yasin için Ankara Valiliği’nin itham ettiği yasadışı örgüt eylem ve etkinliklerine katılma ile ilgili istihbari bir bilginin bulunması gerekçe gösterilmiştir. Yasin Keskin, bunun hiçbir karşılığı olmadığını sadece bir bilgi notu şeklinde olduğunu, herhangi bir gözaltısının, mahkumiyetinin, sabıkasının olmadığını, olsa bile kanunlar çerçevesinde, yargının vereceği bir karar ve hüküm bulunmadığını ve patronun işten atmaya bu şekilde karar veremeyeceğini kendilerine de ifade ettiğini, kendisine uzatılan işten çıkarma belgesini imzalamayı reddettiğini söyleyerek oradan ayrıldığını ve üyesi olduğu sendikasının şubesine (Genel İş 1. Nolu şube) gittiğini, durumu anlattığını fakat başkanın orada olmaması nedeniyle kendisine verilen evrakı oraya bıraktığını ayrıca telefonla görüştüğünü, başkanın konuyla ilgileneceğini ifade ettiğini belirtiyor.

Ertesi gün şube Başkanı İsmail Yıldırım Yasin Keskin’e, “Sen konuyu böyle anlatmamıştın, adamlar haklı, yapacak bir şey yok” demesi üzerine şube başkanına “Patron ağzıyla konuşamayacağını bunun haksız işten çıkarma olduğunu, benim yasal haklarım olduğunu söylediğimde bu konuya ilişkin pek bir bilgisinin olmadığını genel merkez avukatlarına danışması gerektiğini” söyledi.

Herhangi bir şekilde disiplin kurulu toplanmamış, iş güvencesi yok sayılmış, iş kanunlarına uyulmamış özellikle 29. Madde yok sayılmış:

29. Madde’nin bir hükmü var. Kesinlikle yoruma kapalı ve kesin uygulaması gereken bir hüküm. Bütün bunlar yok sayılarak işten atıldım. 29. Madde’nin yoruma kapalı hükmüne göre güvenlik kartım hiçbir zaman yenilenmese bile belediye beni herhangi başka bir birimde çalıştırmak zorunda. Bu katı atık olur, park-bahçeler olur farketmiyor yani. Ama işten böyle atamaz. Fakat sendikanın şube başkanı bile bu şekilde yorumlamıyor patronun söylediğini söylüyor bana.

29. Madde’nin toplu sözleşmeye girişi

Alınteri: 29. Madde toplu sözleşmeye nasıl girdi, biraz açabilir misin?

Yasin Keskin: Bu madde özellikle ÖGB’yi yakından ilgilendiren bir madde. Geçmiş zamanlarda Özel Güvenlik olarak çalışırken ÖGB kartları iptal olduğunda çoğu işsiz kaldı. Böyle bir mağduriyet söz konusu olduğu için 2020’nin 6. ayında TİS görüşmelerinde tüzüğe yerleştirildi.

İşsiz kalan güvenlikçi arkadaşlar bu durumdan kaynaklı geçim sıkıntısına düşüyordu. Ve yükselen tepkilerle tüzüğe bu madde (29. Madde) istemeyerek de olsa konuldu. Yani, İsmail Yıldırım istemeyerek de olsa tabandan gelen baskıyla bu maddeyi genel merkeze taşıdı ve sözleşme döneminde kabul  edildi. Toplu sözleşmede genel merkezden imzaları bulunan Çetin Çalışkan, Remzi Çalışkan’ın patronlarla yapılan toplu sözleşmede karşılıklı imzalamalarıyla yürürlüğe girdi.

2020 Kasım ayında benim özel güvenlik kartımım iptal edilmesiyle birlikte başka bir birime geçirilen ilk kişi benim.  Ve kesinlikle yoruma kapalı bir madde bu madde, hiçbir şekilde yorumlanamaz.

Özel güvenlik kartımı yeniden almak için yürütmeyi durdurma dava süreci devam ediyor.

Şu an işsizim. Çalışma hakkımın elimden alındı. Fakat ben sadece Yasin Keskin değilim ki, biz beş kişilik bir aileyiz. Çocuklarımın geleceği, hayalleri ellerinden alındı. Yaşayabilmek için ihtiyacım olan çalışma hakkım gasp edildi.

Bu süreçte büyük bir yanlışlık yapıldı, sendikam ile birlikte bu yanlışlığın düzeltilebileceğini düşünüyordum. Bu konuda daha önce temsilcilik yapmış olan arkadaşlar da bunun haksızlık ve yanlışlık olduğunu söyleyerek bana destek verdiler. Bu arkadaşlar da sendika ile görüşmeler yaptılar ve şube başkanının tavrı biraz da olsa değişti, maddi-manevi-hukuki ne gerekiyorsa yapacağını söyledi. Gerekli yerlerle görüşmeler yapacağını vaat etti. Yani bürokrasi görüşmelerini önümüze koydu. Fakat 30 günlük süreçte hiçbir gelişme olmadı. Muhtemelen aralarında bir çıkar ilişkisi var.

Şube başkanının, “Toplu iş sözleşmesi maddeleri üyelerimizin iş güvencesidir. Yasin Keskin şubemizin bir üyesidir. Sözleşme maddeleri hiçe sayılamaz” gibi bir tutumu ben göremedim maalesef.

İlk eylemim döviz açmak oldu

Bütün bu yaşananlardan sonra eylemlerime başladım. İlk eylemi Ahlatlıbel’deki TİS görüşmelerine giderken arabasının önüne geçip “İşimi geri istiyorum” dövizi açarak yaptım. Bir ay boyunca hiçbir şekilde ulaşamadığım Alper Başkan’ın Özel Kalem Müdürü aynı saatte oraya yanıma geldi. Kendisinin bir memur olduğunu, yapabileceklerinin sınırlı olduğunu söyledi. “Evraklarını bana gönderirsen yardımcı olmaya çalışırım” dedi. İki gün sonra Alper Başkan işe geri alamayacağını söyledi. Ben de belediyenin önünde işimi geri istiyorum eylem ve direnişini başlatacağımı kendilerine ilettim.

Bu sürece kadar patrona karşı tavır gösterecek bir sendikamız olduğunu düşünüyordum. Maalesef bunu göremedim. Hukuki süreç elbette vazgeçilmez hakkımız, bunu devam ettireceğiz.

Belediye-sendika benim hakkımda aslı olmayan söylemler ve ithamlarla yalnızlaştırma politikası izliyor. Çünkü direnişi sahiplenen işçi sayısı çok olursa bunun önünü alamayacaklarını düşünüyorlar. Ben kendimden eminin ve işimi istemekte haklıyım.

İşçi arkadaşların direnişi sahiplenişi

[Burada Alınteri olarak bir not düşelim: Sürecin yakından takipçisi olduğumuz için şunu yakından biliyoruz. Belediyenin ve sendika şubesinin yalnızlaştırma politikası başarılı olamadı. Bunu fili olarak belediye önünde pek göremesek de gerek belediyeye gerekse şubeye işçiler tarafından tepkilerin iletildiğini, toplu görüşmelerin yapıldığını biliyoruz.] 

Alınteri: Çanpaş işçileri Yasin Keskin direnişini sahipleniyor mu? Seninle dayanışma içindeler mi?

Yasin Keskin: İşçi arkadaşlarım beni her zaman destekledi, sahiplendi. Her gün arayan işçi arkadaşlarım oluyor. İşçi arkadaşlar büyük bir baskı altında olduklarını, yönetim tarafından tek tek arandıklarını, bu baskıların hem sendika hem amirler tarafından yapıldığını söylüyorlar. Mobbing uygulandığını ifade eden iş arkadaşlarım var. Buna rağmen benim yanımda olduklarını ve bu durumdan kaynaklı vicdanen çok rahatsız olduklarını ileten arkadaşlarıma, kendilerinin de işlerinden olmasını istemediğimi söylüyorum. Ayrıca gerek sosyal medyadan sesimi duyurmaya, dayanışmaya çağırmada benim direnişime katkı sunabileceklerini ve bunun bana büyük bir motivasyon katacağını ilettim, arkadaşlarımla olan görüşmelerimiz devam ediyor. Destek ve dayanışmaları bana güç katıyor.

İşimi geri istiyorum. Alacağımdan da eminim

Alınteri: Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Yasin Keskin: Şu an benim direnişim basın açıklamaları ve protestolarımdan ibaret. Ben neler yapacağımı da kendilerine anlatıyorum aslında. Yasin kod 4’ten çıkarılmış, kendilerini haksız göstermişler işten çıkarırken, geçerli bir hüküm yok, işe iade davası ne kadar sürer bilmiyorum. Biz onu mahkum ettik. Belediye önündeki basın açıklaması direnişi bir adımdır. İleride farklılaşabilir. Bunu süreç belirleyecek.

Alınteri: DİSK-Genel-İş Merkezi’nden belediye Başkanlığına gönderilen bir belge var. İşine geri alınman ile ilgili bununla ilgili kısaca bilgi verebilir misin?

Yasin Keskin: O belgede ‘İş kanunlarının hükümlülükleri sendikamız tarafından yerine getirilmediği gibi işveren de bu hükümlere uymamıştır. İvedilikle Yasin Keskin’in işe iadesi gerçekleştirilmelidir’ deniyor.

Bu belge DİSK Genel Merkez tarafından beni en haklı çıkaran bir belge ve itiraftır. Bu belgenin belediyeye gönderilmesinde şubenin kesinlikle hiçbir çabası olmadı. Sadece benim ve işçi arkadaşlarımızın çabaları sonucunda belediye başkanlığına gönderildi. Genel merkez geç de olsa bir adım attı. Ama sadece bununla yetinmemeliler. Şubenin de kulağını çekmeliler. Çünkü şube genel merkeze bağlıdır bunun da bilincince olunmalı diye düşünüyorum .

Eğer belediye gönderilen bu belgeye rağmen hala hükümleri yerine getirmezse sendikanın belediyeye dava açması gerekir. Ama şu an bunu pek yapacaklarını düşünmüyoruz maalesef.

Alınteri: Bu belgeden sonra Belediye Başkanı’nın olumlu adım atmasını bekliyor musun?

Yasin Keskin: Ben umut ediyorum olumlu adım atmasını. Çünkü benim düşmanım değil belediye de başkan da… vatandaşa hizmet adı altında etkinlikler yaparlarken ben orada özel güvenlik olarak görev yapıyordum. Alper Taşdelen’in önünde onun koruma görevini yerine getiriyordum. Şimdi biz karşı karşıya geldik maalesef belki Alper başkan yanlış bilgilendirdi, belki başka bir şey, belki inisiyatif Alper başkandadır bilemiyoruz. Ama şu an içinde bulunduğumuz durumdan kaynaklı birbirimizin muhattabıyız. Ben işimi geri istiyorum. Alacağımdan da eminim.