Sosyalist aydın Ahmet Say dün hayatını kaybetti. Müzik eğitimcisi ve edebiyatçıydı. Aydın birikimi, duruşu ve dürüstlüğünü kuşanmıştı. Üretken, yorulmak bilmez bir karıncaydı. Ezilenlerin yanında, hangi türden olursa olsun adaletsizliklerin karşısındaydı. Sözünü söylemek zorunluluğu hissettiğinde sistemin şiddet araçlarına pabuç bırakmazdı. 19 Aralık katliamı yaşandıktan sonra katıldığı bir toplantıda Hikmet Sami Türk’ü “İnsanlık değerlerini hiçe sayanlar, adalet hakkında konuşamaz” diyerek protesto etmişti. Yaşanan vahşeti bildiği kadarıyla anlatmış, bunun bir insanlık suçu olduğunu dile getirmişti.
Müzik eğitimcisi ve edebiyatçı sosyalist aydın Ahmet Say hayatını kaybetti. Ahmet Say, 19 Aralık katliamı yaşandıktan sonra katıldığı bir toplantıda Hikmet Sami Türk'ü "İnsanlık değerlerini hiçe sayanlar, adalet hakkında konuşamaz" diyerek protesto etmişti. pic.twitter.com/dFGxoQINBU
— Alınteri (@GazeteAlinteri) May 10, 2022
Bilge aydınlığı, aydın dürüstlüğü, cesareti örnek olsun.
Uzun süre Evrensel yazarlığı yapan Ahmet Say’ı dostları, arkadaşları ve onun tedrisatından geçmiş olan kimi aydın ve sanatçılar, Say’ın Türkiye’de aydın mücadelesine, edebiyata ve müziğe kattıklarını anlattı.
“BANA YENİDEN YAZARLIĞI HATIRLATTINIZ”
Cavit Nacitarhan / Yayıncı:
“Ahmet Say’ı ilk ziyarete gittiğimde, ‘Kitaplarını basmak istiyorum’ dediğimde ‘Benim kitaplarımı basmakla hiçbir şey kazanamazsın, satmaz da benim kitaplarım. Böyle bir şeye neden giriyorsun’ dedi. Uzun zamandır kitapları yayımlanmıyordu. Ben de dedim ki ‘değerli edebiyatçıların kitaplarını’ basıyoruz. ‘Olmaz, düşüneyim’ vs. dedi. Bir gün sonra sözünü aldık, yayımlamaya başladık. Daha sonra arkası geldi. ‘Bana yeniden yazarlığımı hatırlattınız’ dedi. Yeniden yazmaya başladı Ahmet Say, çok uzun yıllardan sonra. Anılar yazdı, Koca Kurt’u, İnsanoğlu İnsanları yazdı. Yeniden yazıya dönmek onu çok mutlu etmişti. Güçlü kalemi vardı. Türkiye’de argoyu edebiyata yediren en önemli yazarlardan biriydi. Herkes severek okumuştur anılarını, Koca Kurt’u özellikle. Hakikaten çok üzüldüm. Ne söylenebilir ki üzgünüm…”
“MÜTHİŞ BİR AYDINDI”
Eren Aysan / Şair, yazar, dramaturg:
“Benim Ahmet amcayı tanıdığım yıllar aslında ortaokul yılları, hatırladığım yıllar… Çünkü o tarihlerde Ankara’da ABC Kitabevini kurmuştu ve burası başkentte kültür sanat merkezine dönüştürdüğü bir kitabeviydi. Her perşembe orada edebiyat sohbetleri yapılırdı. Babam (Behçet Aysan) ve şair Ahmet Erhan’la birlikte.
Ahmet amca hep yenilikçiydi. Yıllar geçtikten sonra görüyorum ki daha önce edebiyat anlamında çok kıymetli bir oluşumu var ettiği; Cemal Süreyya ile var ettiği; Ragıp Gelencik, Vecihi Timuroğlu, Demir Özlü’yle var ettiği Türkiye Yazıları dergisinden sonra bu defa da daha yeni bir yolculuğa kitabeviyle çıkmak istemişti.
Dönüşümcüydü, devrimci bir ruha sahipti. Yapılmayanı yapmak niyetiyle kolları sıvamıştı. Bu süreçten sonra ne yazık ki kitabevinden ayrıldı. Sonrasında bir yazar örgütü içerisinde, Edebiyatçılar Derneğinin oluşumunda muazzam derece etkili oldu. Ve sanıyorum 1980 sonrasında kimi yazar örgütlerine taş çıkaran bir örgütlenmeydi. Hatta bu süreç bir süre sonra İstanbul merkez yazar örgütlerinin toparlanmasına yol açtı. Ne yazık ki edebiyatçılar derneği Ahmet amcadan sonra çok iyi isimlerin başkanlık yapmasına rağmen proje olarak kaldı.
90’lı yılların ikinci yarısından itibaren kendini müzik dünyasına adadı, edebiyattan uzaklaşmasındaki etken Sivas Katliamı ve Edebiyatçılar Derneğinde başlattığı o mücadeleci ruhun eksik kalmasıydı. Ama o zamana kadar yazdığı edebiyat eserleriyle; Koca Kurt, Güneşin Savrulduğu Yerden, İpek Halıya Ters Binen Kedi’yle görevini yerine getirmişti zaten. Ama keşke çalışmalarını sürdürseydi.
Ahmet amca yazdıklarına benzerdi. Mizah yeteneği uçsuz bucaksızdı, ironisi boldu, yenilik sunardı. Yani bütün bunlardan sonra düşünüyorum müthiş bir aydındı. ‘İnsanoğlu İnsanlar’ kitabını ulaştırmak için aradığımda, ‘Hayatımızda o kadar çok hayvanoğlu hayvan var ki onlardan sıyrılıp İnsanoğlu İnsanlar’ı yazdım, her biri gerçek insanlardı, adam gibi adamlardı demişti. O kitapta babam da vardı. Ahmet amca da artık bugün o ‘İnsanoğlu İnsanlar’ın bir parçası… Onuruyla, erdemiyle…
MEMLEKET ÖYKÜCÜSÜ, EZİLEN İNSANLARIN YAZARI…
Adnan Özyalçıner / Yazar, TYS Genel Başkanı:
“Sevgili okul arkadaşım, değerli yazar dostum Ahmet Say’ı yitirmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Ahmet Say, Koca Kurt romanı, Bingöl Hikayeleri gibi kitaplarıyla bir memleket öykücüsüdür. O toplumsal ve ekonomik yönden ezilmiş, ezilen insanların yazarıdır. Müzik kitaplarıyla birlikte edebiyatımıza ve kültürümüze büyük katkılar sağlamıştır. Bu yönüyle hep yanımızda olacak, hep yüreğimizde yaşayacaktır.”
“BİZDEN SONRAKİ KUŞAKLARIN DA YOLUNU AYDINLATACAK”
Zeynep Altıok:
“Bir tarihti Ahmet Say. Ülkemizin aydınlanma tarihinin çok önemli isimlerinden, aydınlarından biriydi. Artık günümüzde ne yazık ki etkili edebiyat, düşün dergileri azaldı. Türkiye’nin edebiyat tarihinin en önemli dergilerinden birinin yayıncısı, nice kitabın yayıncısı, yazdıklarıyla, ürettikleriyle ülkeyi önemli noktalara taşıyan bir aydınımızı kaybettik. Ülkemizin kültür-sanat dünyası yazın dünyası, müzik dünyası için büyük kayıp. Elbette ki onu kaybetmiş olmamız onun bize bıraktıklarını anlamına gelmiyor. Ahmet Say bize olduğu gibi, bizden sonraki kuşakların da yolunu aydınlatan bir aydın olarak yaşamaya devam edecek. Ama acımız tarifsiz.”
“BİR KÜLTÜR DEVİ GÖÇTÜ”
Aydın Çubukçu:
“Ahmet ağabeyim, yalnızca bir edebiyatçı değil, belki daha çok bir müzikologdu. Dünyada yaşayan tek Marksist müzikolog olduğunu övünerek söylerdi. Müzik Tarihi, Müzik Ansiklopedisi yıllarca üniversitelerde, konservatuarlarda ders kitabı olarak okutuldu. Bütün birikimine ve çalışkanlığına, yaratıcı verimine ve dünya görüşüne bakınca, onu çağdaş bir ansiklopedist olarak tanımlamak gerekir. Fransız Devrimi’nin düşüncesini yaratan o büyük filozoflar gibi, tam anlamıyla bir ‘aydınlanmacı’ ve gerçek bir aydınlatıcıydı. Bir kültür devi göçtü hayatımızdan. Dostluğuyla da bilgeliğiyle de yakınlarına sadece onur değil, keyifli anılar da bıraktı. Elveda Ahmet abi.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!