Büyük Tehlike: Paramiliter Çeteler



Çiçek Özgen Türkiye’de paramiliter çeteler kol geziyor. Son zamanlarda SADAT ile bir kez daha gündeme gelen bu örgütler, rejimin toplumu baskı altına almak ve politikalarını dayatmak amacıyla kullandığı araçlar olarak iş görüyor. Bu çetelerden biri daha geçtiğimiz günlerde tesadüfen ortaya çıktı. İzmir Torbalı’da bir kişinin üzerinden “Türkiye Devlet Fedaileri” yazılı ve üstünde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan …


Çiçek Özgen

Türkiye’de paramiliter çeteler kol geziyor.

Son zamanlarda SADAT ile bir kez daha gündeme gelen bu örgütler, rejimin toplumu baskı altına almak ve politikalarını dayatmak amacıyla kullandığı araçlar olarak iş görüyor. Bu çetelerden biri daha geçtiğimiz günlerde tesadüfen ortaya çıktı. İzmir Torbalı’da bir kişinin üzerinden “Türkiye Devlet Fedaileri” yazılı ve üstünde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan bir kart çıktığı basına yansıdı.

Mehmet Cazip Obay adlı kişiye ait olan kartın, sosyal medyadan silah ve şarjör ile paylaşıldığı da görülüyor. Obay, bu gruptaki görevlerini ise devlete uyuşturucu gibi “bazı” konularda bilgi toplamak olduğunu ifade ediyor. Tıpkı SADAT’ın spor faaliyeti yürütmek için insan eğittiği gibi…  Devletin koruma şemsiyesi altında, her türlü yetki ile donatılmış durumdalar.

Devlet tarafından çeşitli amaçları yerine getirmek için kurulan bu örgütlerin, kolluk güçlerinin ulaşamadığı yerlere ulaşarak boşluk doldurma gibi işlevlerinin yanı sıra, rejim politikalarını topluma zor ile dayatma, toplumu baskı altına alarak muhalifleri “susturmak” gibi amaçlara sahip olduğunu biliyoruz. Hatta SADAT örneğinde gördüğümüz gibi, ülke sınırı dışındaki yayılmacı ve gerici politikaların uygulanmasını kolaylaştırmakta, halkların katledilmesinde bizzat görev alıyorlar. Bu tür oluşumlar tarihte birçok faşist devlet tarafından kullanıldı.

Nazi Almanyası’ndaki paramiliter örgütlere baktığımızda, ırkçı politikaların dayatılmasında ve muhaliflerin katledilmesinde görev aldıklarını görüyoruz. Bu örneği izleyen ardılları, benzer yöntemlerle iktidarlarını devam ettirmeye çalıştı.

Türkiye’de, Türkeş’in kurduğu Ülkü Ocakları birçok cinayet ve katliamda görev almış paramiliter yapılanmaların başında gelmekteydi. ’90’lardan sonra Kürdistan’da oluşturulan köy korucuları da yine paramiliter örgütler içerisinde yer alıyor. Köy korucuları gibi, belirli bir kesimde ve daha sınırlı bir alanda konuşlandırılan bu gruplarla birlikte, daha geniş alanlarda ve toplumun hemen hemen her yerine konuşlandırılmış yapılanmalara duyulan ihtiyaç, özellikle yaşanan kriz süreciyle birlikte daha da arttı. Rejim açısından gerici sistemi kalıcılaştırma arzusu, sermaye açısından elde edilen kârın devamlılığının sağlanma arzusu bu tür yapıların oluşturulmasını ve çoğalmasını sağlıyor.

SADAT, Alperen Ocakları, Türkiye Devlet Fedaileri gibi grupların ortaya çıkma nedeni bu. Bununla birlikte rejimin olası bir “Gezi” benzeri halk hareketlerine karşı artık bu silahlı çeteleri devreye sokacağı da aşikar. Varlık yokluk sorunu yaşamaya başladıkça daha da agresifleşen ve saldırganlaşan rejim, kolluk güçleriyle birlikte bu çetelerle korku ve dehşet salarak halkın üstüne gelmeyi planlıyor. Üstelik bizim ortaya çıkardıklarımız sadece buzdağının görünen kısımları…

Devletin kanlı planları bu çetelerde vücut bulmuş durumda. Bize faşist rejimin sunacağı gelecek, katliamlarla döşenmiş, çetelerce çevrilmiş bir gelecek… Neyle karşı karşıya olduğumuzu ve nelerin planlandığını unutmadan, bu çetelerin nefes aldığı her alanı boğmak ve  zamanı geldiğinde karşı durabilmek için şimdiden önlem almak zorundayız.