…Hem köylülere hem de kadınlara karşı bir savaş başlatılmıştı. İlki ayan beyan ortada olduğu için onunla mücadele etmemiz daha kolaydı, ama ikincisi yavaş yavaş kök saldı ve tüm toplumsal gücümüzü kemirdi.*
Kendi halimizde yaşayıp giderken her şey hepimize yetiyordu; bereketli toprak rızkımızı veriyordu ve paraya ihtiyacımız yoktu. Oysa topragımız elimizden alındıktan sonra, parası olanlar tüm hayatımızı kontrol etmeye başladılar. Ambarlar tahıl doluydu ama halk açlık içindeydi, çünkü toprak sahipleri bunları ihraç ederek daha fala para kazanmak ve mal stoklayarak kıtlık yaratıp fiyatları artırma derdindeydi.**
Bu arada bizim de elimiz armut toplamıyordu tabii ki. Geceleri ambarlara gidip tahıl çalıyor, buğday taşıyan atlı arabaları yabalarımızla yoldan çıkarıp birkaç çuvalını kendimiz için ayırıyorduk. Vicdanımız rahattı çünkü bizim ürettiklerimize el koyarak zenginleşenlerdi esas hırsızlar. Biz sadece hakkımız olanı geri alıyorduk. Sonra da hep birlikte bir şenlik ateşi yakıp şarkılar söyleyip, sabaha kadar dans ederek zaferimizi kutluyorduk. Ama anlaşılan bu eylemlerimiz birilerini çok korkutmuş ve rahatsız etmişti. Meğer bu yeni para düzenine karşı direnişimizle çizmeyi aşmışız.
Çok zekice ve gaddarca bir plan yaparak, ortak düşmana karşı birleşen köylüleri bölüp birbirine düşürmek için kadın düşmanlığını kışkırttılar.***
Eskiden kadın-erkek tarlada birlikte çalışır, birlikte ürettiğimizi birlikte tüketirdik. Ama para işin içine girince mertlik bozuldu. Artan kiraları ödeyemeyince tefeciye borçlandık ve o da küçük tarlalarımızı, birkaç tavuğumuzu, ineğimizi elimizden alıp bizi dımdızlak ortada bıraktı. Köy halkının çoğu şehirlere gitti, iş bulamayanlar dilencilik yapmaya başladı. Ama dilencilik de yasadışı ilan edildiği için dilenciler kızgın demirlerle damgalanıyor, yoksul evlerine kapatılıyor, kırbaçlanarak para ödenmeden zorla çalıştırılıyorlardı. Köylerde sadece yaşlılar kalmıştı.
Köylülerin toprakları, kadınların bedenleri çitlenip ellerinden alındı.
(*) 15. yüzyıl sonlarında Fransa’da ve İtalya’da tecavüz suç olmaktan çıkarıldı, toplu tecavüzler yaygınlaştı; hedef genellikle hizmetçilik ya da çamaşırcılık yapan kadınlardı. Tecavüze uğrayan kadınlar ya kenti terk etmek ya da fahişelik yapmak zorunda kalıyorlardı. Tecavüzün yasallaştırılması, sınıf farkı gözetmeksizin bütün kadınları değersizleştiren yoğun bir kadın düşmanlığı havası yarattı. (Federici, s. 76)
(**) 1500-1600 arasında tahıl fiyatları sekiz kat, ücretler ise sadece üç kat armıştı. Fiyatlar, tarımsal ürünlerin ithalat-ihracatını teşvik eden ulusal ve Uluslar arası bir piyasa düzeninin gelişimi ve tüccarların malları daha sonra yüksek fiyatlara satmak için istif etmesi yüzünden yükselmişti. (Federici, s. 183)
(***) “Kapitalist toplumda fabrika ücretli erkek işçiler için neyse beden de kadınlar için aynı şeydir. Kadın bedeni, devlet ve erkekler tarafından temellük edildiği ve emeğin yeniden üretimiyle birikimin bir aracı olarak işlev görmeye zorlandığı oranda, kadınların sömürülmelerinin ve direnişlerinin esas zeminidir.” (Federici, s. 29)
[Kökler, Çarklar ve Bulutlar / Bir Karşılaşmalar Masalı, Yıldız Silier, Yordam Kitap]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!