Faşist bir kibir ve ırkçılıkla Türkiye’de oluşan/oluşturulan yeni fay hattını sürekli kaşıyan Ümit Özdağ, göçmen/mülteci işçileri tehdit etmeye devam ediyor. Türkiye’nin kızışmasında aktif rol oynadığı, camilerde namaz kılma hayali kurarken savaşın yıkımına maruz kalan Suriyelilere “gelin, gelin” çağrısı yaptığı, emperyalistler ve Türkiye gibi bölge gericiliklerinin parça parça koparmaya çalıştıkları, Kürt düşmanlığıyla yayılmacı hayallerin iç içe geçtiği kirli siyasetin doğal sonucu milyonlarca göçmen/mülteci oldu. Bu milyonlar, Türk devleti tarafından her açıdan kullanıldı. AB’li emperyalistlerin korkulu rüyası oldukları için pazarlık masalarına sürüldü, milyonlarca euro bu tehditlerle alındı, siyasi baskı unsuru olarak kullanıldı. İçerde de ucuz işgücü olarak sömürü cehennemine sürüldüler. Üstüne bir de ülkede az toplumsal fay hattı varmış gibi sürekli hedefe çaktılar, sürekli kışkırtıcı söylemlerle kaşıdılar.
Suriyeli mülteciler ırkçılığa tutum alınca Özdağ!
Suriyeli göçmenler/mülteciler ucuzun da ucuzuna sömürülmelerine dikkat çekmek, ırkçı-faşist saldırganlığın hedefi haline getirilmelerine ve bunun bizzat Özdağ gibi sözümona parti liderleri tarafından alenen yapılmasına karşı tepki göstermek için grevden bahsedince Özdağ kıyameti kopardı. Çünkü bu ırkçı açısından onlar insan değil, işçi değil, hakları-onurları yok! Bu ırkçı için göçmenler/mülteciler “Burada nefes aldıklarına şükretsinler”dir, ki ona bile izin vermek istemediğini sayısız kere açıklamış bir isim kendisi!
Hatay’da katledilen Suriyeli gencin ardından mültecilerin ırkçılık propagandası yapan siyasetçilerin tutuklanması, bu yapılmazsa 12-17 Eylül tarihleri arasında çalışılan her yerde greve gidilmesine yönelik çağrılarına ateş püsküren Özdağ, Suriyeli gencin katledilmesini bile ağır tahrikle açıklayıp “Misafir misafirliğini ve haddini bilecek” diyecek kadar ileri gidebildi:
“Bu ülkede serseriliğe izin vermeyeceğiz” ifadesini kullanan Özdağ’ın ırkçı sayıklamalarındaki o bölüm şöyle:
“Bunun Hatay’da bir Suriyeli gencin, bir Türk genci tarafından öldürülmesi sonrasında yapılmış olması da hiç tesadüf değildir. Olayın gerçeği şudur ki öldürülen Suriyeli genç öldüren Türk gencinin annesini birlikte çalıştıkları fabrikada suratından yumruklamıştır. Ortada ağır bir tahrik vardır. Özetle hiçimse hem suçlu hem güçlü olmaya kalkmasın. Misafir misafirliğini ve haddini bilecek. Buradan uyarıyoruz bavullarınızı toplamaya başlayın hepiniz vatanınıza geri döneceksiniz. Zafer Partisi olarak Türk Milleti’ne söz veriyoruz. Bu ülkede serseriliğe izin vermeyeceğiz.”
Suriyelilerin çağrısını “Bu Türk devletine şantajdır” diye niteleyen Özdağ bizzat kendisi bir iç savaş kışkırtıcısıyken, bunun sorumluluğunu da mültecilere yükleyecek kadar arsız bir isim!
Açık ırkçılar belli, bir de bunu “sessiz sedasız” yapanlar var, ABB gibi!
Özdağ ırkçı kafatasçılığın en açık örneği. CHP’li Bolu Belediyesi Başkanı Tanju Özkan da öyle. Bir de bunu daha dolambaçlı ve sinsice yapanlar var. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) gibi…
MA’dan Fırat Can Arslan’ın dünkü haberden, ABB’ye bağlı Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (ASKİ), yabancı uyruklu Ankara sakinlerinin su aboneliklerinin başlatılması için mevzuata göre ödenmesi gereken tutarın 4 katı güvence bedeli istediğini öğrendik. Bu abonelerden bin 600 lira tahsil edilmeden işlemin başlatılmadığını.
“Siz yabancısınız”
Bu uygulamaya uğrayanlardan adının açıklanmasını istemeyen İranlı bir Ankara sakini, duygularını “Türkiye’ye geldiğimden beri, kendimi ötekinin ötekisi gibi hissediyorum” diyerek dile getirdi.
İranlı abone, ASKİ’de yaşadıklarını şöyle özetledi:
“ASKİ’de bana güvence bedeli için Türk yurttaşlardan 4 kat fazla vermem gerektiğini söylediler. İlk başta bin 600 Lira istediler sonra ise bin 545 TL olur dediler.
“Ödeme yaptıktan sonra, kadından evraklarımı aldım. Kâğıtların ortasına zımbayı vurmuştu. Kâğıtlar okunmuyordu zımba tam ortasındaydı. Vezneye götürmeden zımbayı açıp kâğıtlara baktım. Oradaki memur bana zımbayı açmanın yasak olduğunu söyledi. Ben de bunun hakkım olduğunu söyledim. İmzaladığım evrakları okumam gerekiyor dedim. Bana herhangi bir sözleşme vermediler. Sadece parayı tahsil ettiklerine dair, makbuz verdiler.
“Onlara neden bizden daha fazla para alıyorsunuz diye sorduğumda ise ‘siz yabancısınız ve ondan bu kadar fazla alıyoruz’ dediler.”
Tüm Bel-Sen bu uygulamanın ASKİ’de rutine dönüştüğünü, ancak hukuksuz bir uygulama olduğunu vurguladı.
İranlı mülteci, bu ırkçı ayrımcı uygulamalara sigorta şirketinden doktora ve telefon şirketlerine kadar her yerde maruz kaldığını anlattı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!