Nəriman Bakı
Gazete Duvar’da Ahmet Tirej Kaya imzasıyla yayınlanan İsveçli siyaset bilimci Paul T. Levin’in şu sözü durumu özetliyor: İsveç artık sosyal-demokrat bir ülke değil. (1)
Finlandiya seçim sonuçları henüz belli olmadı ama, sosyal demokrasinin son büyük kalesi İsveç yıkıldı. İsveç’te yapılan son seçimde aşırı sağın da içinde yer aldığı sağ blok yüzde 49,7 ile 175 sandalye elde ederken, sol blok ise yüzde 49 ile 174.
İsveç’teki son seçimlerin sağcılaşmasına dair ilginç bir not düşelim. İsveç’teki Türkiyeli göçmen arasında Konya/Kulu’nun kayda değer bir yeri vardır. Öyle ki babası Kulu’nun eski MHP başkanlarından olan Mikail Yüksel’in partisi sağcı Nyans Partisi bazı belediye ve yerel bölgelerde yüksek oy almış durumda. (2)
Sosyal-demokrasinin I. Paylaşım Savaşı’ndaki tarihsel ve sınıfsal ihanetine karşılık, II. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrası dünyanın üçte birinin sosyalist kampta yer alması sonucu sosyal-demokrasi “şirin kapitalizm” rolünü üstlendi. 1945’ten sonraki 45 yıllık süre içinde özellikle kuzey ülkeleri (İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya) kapitalizm ve onun son aşaması olan emperyalizmle savaşmak yerine uzlaşarak yaşamak isteyen sosyal demokrasinin örnek ülkeleri oldular. Ancak deniz 2000’lerde bitti.
Thatcher-Reagan ikilisinde sembolleşen sermayenin sosyal devlete tüm gücüyle saldırdığı 1980-2000 arasında dahi bu ülkelerdeki sosyal-demokrasi hüküm sürebildi. Ancak 2000’ler ile birlikte sosyal-demokrasi -bırakalım solun temel değerlerine sahip olmayı-, sağcılaşmaya doğru pupa yelken yol almaya başladı. (3)
Emperyalist sermayenin saldırılarına direnmek ne kelime, onunla birlikte var olunacağını iddia eden Kuzey ülkeleri son yıllarda toplumdaki sağa kaymanın önüne geçemediği gibi bizzat üreticisi oldu. Öyle ki, bunun en acı sonuçlarından birisi 2011 yılında Norveç’te yaşandı. Anders Behring adındaki bir faşist İşçi Partisi Gençlik Kampı’na saldırarak 77 kişiyi katletti, 242 kişiyi yaraladı. Okuyucunun dikkatini özellikle bir noktaya çekmek istiyoruz. Parmakla gösterilen sosyal-demokrat bir ülke olan Norveç’te tek bir faşist 319 kişiye saldırdı, bunların 77’sini katletti.
Emperyalizmin iç krizlerine bağlı olarak burjuva siyasette -ABD’de de görüldüğü üzere- Trump gibi tipleri üreten sağcılaşma eğilimi son birkaç yılda hızlanmaya başladı. Türkiye’de Erdoğan, Brezilya’da Bolsonaro, Hindistan’da Modi, Macaristan’da Orban… Fransa 2022 seçimlerinde Le Pen’den cumhurbaşkanlığını kurtardığını sanıyor ancak mecliste hatır sayılır sandalyeye sahipler.
İsveç 13 Eylül itibariyle sosyal-demokrat niteliğini hızlıca kaybedeceğe benziyor. Türkiye’nin İsveç’te yaşayan özellikle Kürt mültecileri istemesine İsveç Hükümeti “Stockholm’de hakimler var” diyerek karşı çıkmıştı. (4) T. Levin, Duvar’daki söyleşisinde tam da bu duruma işaret ederek, İsveç’in sağ hükümetinin Türkiye’ye daha fazla taviz vereceğini öngörüyor.
Frankfurt Okulu’nun önemli düşünürlerinden Horkheimer’ın sözünü hatırlatarak bitirelim: “Kapitalizmi eleştirmeyen faşizm hakkında sussun”.
1- Ahmet Tirej Kaya’nın Paul T. Levin ile röportajı, “İsveç Seçimleri: Sağ hükümet Türkiye’ye daha fazla tavizler verecek” https://www.gazeteduvar.com.tr/isvec-secimleri-sag-hukumet-turkiyeye-daha-kolay-tavizler-verecek-haber-1580996
2- Nyans Partisi ve başkanı ile ilgili okunabilecek kısa bir yazı: https://www.indyturk.com/node/528916/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/t%C3%BCrkiyeli-g%C3%B6%C3%A7men-politikac%C4%B1-mikail-y%C3%BCkselin-kurdu%C4%9Fu-n%C3%BCans-partisi
3- Sağa yelken açan sosyal-demokrasinin bizdeki örneği CHP ve -DSP başta olmak üzere- ondan çıkanlardır. Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” sloganının arkasında dahi sosyal-demokrasinin sağcılaşma mekaniği vardır.
4- “Berlin’de hakimler var”: Bir Alman köylüsünün anlaşmazlığa düştüğü Alman İmparatoru’na “hukukun üstünlüğünü” işaret etmek için söylediği iddia edilen ünlü söze atfen.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!