Kürt korkusu ve yayılmacı hayallerle giriştikleri işgal saldırılarına ya da değişen dünya dengeleri içinde rol kapma savaşlarına “vatan topraklarının bütünlüğünü koruma” kılıfı geçiren iktidar, işçi ve emekçilerden de bu uğurda açlığa rıza göstermelerini istiyor. Tarihsel gericilik birikiminin köklerini kanla sulamak anlamına gelen bu siyaset, Meclis kürsülerinden açıktan propaganda ediliyor. Havadan atılan bir bombanın maliyetinin 7,5 milyon liradan başlayıp 22 milyon liraya kadar çıktığı söylenerek açlığa rıza üretilmeye çalışılıyor.
Bu militarist politikaların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koltuğunda oturan Vedat Bilgin’deki versiyonu da “bilim adamları” tarafından yapıldığını iddia ettiği araştırmalar olarak karşımıza çıkıyor. Herbirinin açıklamaları aynı noktada kesişiyor: Emekçiler sabretmeli, fedakarlık göstermeli. Ayrıca talep edilen rakamlar gerçekçi ve bilimsel değil!
Seçim öncesi kesenin ağzını açma beklentileri de bu söylemlerle en alt sınıra çekilmeye çalışılıyor. Gerçi onların bunu yapmasına gerek de yok. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na en büyük işçi konfederasyonu olarak katılan Türk-İş’in tepesindeki sendika ağası Ergün Atalay, şimdi Bilgin’in açıkladığı rakamı onlardan önce kırmızı çizgi ilan ederek işçi ve emekçilerdeki beklentileri alta çekme, manipüle etme çalışmalarına başlamıştı.
Bilgin’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmaların her satırı, Atalaygillerin de onayladığı satırlardır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2021 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifleri ile 2023 Yılı Bütçe Kanun Teklifleri’nin görüşülerek kabul edildiği TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Bilgin, Kasım ayında “bilim adamlarından (!) oluşan bir ekiple asgari ücret için kamuoyu eğilim araştırması yaptıklarını, bu araştırmada ortalama kamuoyunun asgari ücret beklentisinin “çok yüksek bir rakam” (!) olduğunu vurguladığı 8 bin lira olduğunu, patronların 7 bin lira diye belirttiklerini, asgari ücret dışında ücret alanların 7 bin – 7 bin 500 lira dediklerini, asgari ücretlilerin ise 7 bin 600 liralık beklenti ifade ettiklerini söyledi. Bilgin, asgari ücretlilerin beklentisi olarak ifade ettiği rakamın ardından “Ateş düştüğü yeri yakar” diye ekleyerek aklınca onların mevcut durumu anladıklarını ima etmeye çalıştı. Ama bir gerçeği de itiraf etmiş oldu, gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyor! Ama Bilgin’in temsil ettiği iktidara sıçraması da uzak bir ihtimal değil!
❗️Atalay bu yönlendirmeye göre mıntıka temizliğine çıkmış!
Kasımda araştırma yapmışlar, ortalama kamuoyunun asgari ücret beklentisi 8000 TL'ymiş, o da çok yüksekmiş! Patronlar 7000 beklermiş, asgari ücret dışında alanlar 7000-7500 lira demiş, asgari ücretlilerse 7600 lira… ⬇️ pic.twitter.com/fzhj4CcocU
— Alınteri (@GazeteAlinteri) December 8, 2022
Açlık-yoksulluk sınırı araştırmaları doğru değilmiş!
Aynı Bilgin işçi ve emekçilerin beklentilerini manipüle etmeyi açlık ve yoksulluk sınırı araştırma sonuçlarını hedefe çakarak da sürdürdü. Ev kiralarının en düşüğünün bile 3 bin-4 bin liradan başladığı, peynirin fiyatının (ki emekçilerin temel tüketim kalemi!) altınla yarışacak noktaya fırladığı, okul-giyim-ulaşım rakamlarının artık takip edilemez hale geldiği, kendi resmi istatistik kurumu TÜİK’in bile bu kalemlerdeki artışı yüzde 102 olarak kayda geçirmek zorunda kaldığı bu koşullarda pişkince şunları söyledi:
“Açlık ve yoksulluk sınırı ile ilgili çeşitli konfederasyonlar araştırmayı yapıyor. Sizin ifade ettiğiniz rakamla ilgili araştırmayı yapan konfederasyon bunu kamuoyu oluşturmak için yapıyor. Ben hem yapan arkadaşları tanıyorum hem de yöntemini biliyorum. Sadece Ankara’da 15 tane marketten fiyat alınarak oluşturulan bir şey. Kamuoyu oluşturmak açısından faydalı olabilir ama bundaki keyfiliğin ve bilim dışılığın altını çizmek isterim”.
Asgari ücret 9 ya da 12 bin olursa üzerindeki ücretler de artarmış!
Asgari ücretin açlık ve yoksulluk sınırının arasında bir rakama yükseltilmesi taleplerinin esasta hangi boyutlarda rahatsızlık yarattığını da patron temsilcisi gömleğiyle şöyle özetledi:
“Asgari ücreti siz artırdığınız zaman, 12 bin lira veya 9 bin lira yapıldığı zaman onun üzerindeki bütün ücretlilerin ücreti yukarı doğru farklılaştırıyor. Bu benim iddiam değil bu bir olgu. Bunu da nereden izliyoruz, bize bildirilen primler ve vergiler üzerinden biz tablolarımızdan bunu görüyoruz.”
EYT tiyatrosu!
Bir seçim “açılımı” olarak raflardan indirilen Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) konusunda nasıl bir tiyatro sergilendiğini birlikte izliyoruz. Patronlar için faizsiz krediden, başka sayısız kolaylığa kadar her şeyi düşünen iktidar, adı üstünde “yaşa takılanlar” mevzusunda aynı engeli taşıyacak bir düzenleme yaparak herkesin aklıyla dalga geçti. Strateji belli: Önce beklenti yarat, sonra beklentiyi alt sınıra çekecek bir toplum mühendisliği yap!
EYT düzenlemesinde yaş sınırını kaldırmadan kamuoyunda reklamı yapılan düzenlemeye ilgili de konuşan Bilgin, bu konuda görüş beyan etmek yerine zaman beklentisi yaratmayı tercih etti: Belli ki nasıl kıvıracaklarını netleştirememişler:
“Bütün veriler ortaya çıktıktan sonra karar vereceğiz, buradan karar açıklamam beklentisi doğru değil. Zaten çok geçmeyecek, 10-15-20 gün sonra, bu ay içerisinde Meclis’e intikal edecek. O zaman etraflıca açıklayacağız”.
Sözün kısası asgari ücret konusunda da işçi ve emekçileri ilgilendiren diğer başlıklarda ve EYT’de de sergilenen fırıldaklar nasıl bir sıkışmışlık içinde olduklarının, tahayyül ettikleri sömürü cehenneminin boyutlarını açıkça gösteriyor. Fakat sınıf mücadelesi sadece onların tahayyülleriyle ilerlemiyor. Ateşin sadece düştüğü yeri değil, karşısındakileri de yakması hiç de uzak bir ihtimal değil.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!