“Sosyete pazarı”nda “asgari” yaşamlar…



Adının “sosyete” pazarı olduğuna bakmayın; lüks villalarda oturanların, fabrika sahiplerinin, patronların falan alışveriş yapmaya geldiği bir Pazar değil burası. Yoksullukla, açlık ve sefaletle yüz yüze bırakılan işçilerin emekçilerin geldiği ve lüks mağazalardan defolu olarak bir kenara ayrılan ya da ihraç fazlası denilerek kırıntısı bile sermayeye çevrilmek için satışa sunulan ürünlerin bulunduğu bir pazar. İkinci el …


Adının “sosyete” pazarı olduğuna bakmayın; lüks villalarda oturanların, fabrika sahiplerinin, patronların falan alışveriş yapmaya geldiği bir Pazar değil burası. Yoksullukla, açlık ve sefaletle yüz yüze bırakılan işçilerin emekçilerin geldiği ve lüks mağazalardan defolu olarak bir kenara ayrılan ya da ihraç fazlası denilerek kırıntısı bile sermayeye çevrilmek için satışa sunulan ürünlerin bulunduğu bir pazar. İkinci el -kullanılabilecek durumda olan- ya da tadilattan geçirilerek satışa çıkarılan hatta defolu olarak da sergilenen ürünlerin görece ucuza satıldığı bir pazar. Son yıllarda da adına uygun duruma gelmiş artık. Yoksulun, sefalet içinde açlıkla boğuşanların bile buradaki fiyatlarla yarışamadığı ve beş ihtiyacı varsa belki ancak iki tanesini alabildiği bir Pazar.

Ankara’nın önemli iş ve geçiş bölgesi olan Sıhhiye’deki pazar, kentin ana ulaşım hatlarından Sincan-Etimesgut-Kayaş banliyö tren hattı ile Başkent metro ağının merkez duraklarının yanı başında bulunuyor. Pazar aynı zamanda iki büyük ilçe olan Çankaya ile Altındağ’ın kesişim noktasında yer alıyor. Şehrin en yoğun hastanelerinin dibinde konumlanıyor. Gıdadan giyime pek çok ürünün satıldığı pazardan 500’e yakın esnaf ekmek yiyor, 500 binin üzerinde işçinin-emekçinin-yoksulun uğrak yeri…

Eskiden bu pazara giderken bayram yerine gidiyoruz gibi gelirdi. Çünkü iyi kötü ihtiyaçlarımızı karşılayabilirdik. Eskiden ailece gidilirdi buraya Arkamıza baka baka değil yüzümüz gülerek dönerdik. Görece kaliteli, yeni şeyler almış olurduk çünkü. Artık aileler çocuklarını pek götürmüyorlar, yalnız gidiyorlar; öncelikli olanı almak için tercih yapmak zorundalar çünkü…

Çankaya Belediyesi Yenişehir Pazar yerinde Perşembe günleri Sıhhiye “sosyete pazarı” kurulur. Dün biz de oradaydık. Hem pazar esnafıyla hem de alışveriş yapmaya gelen emekçilerle konuşmaya çalıştık. Eskiden, yani bundan 3-4 sene önce iğne atsanız yere düşmemecesine kalabalık olurdu. Hele öğle ve akşam mesai bitimlerinde pazara girmekte bile zorlanırdınız. İnsanların alım güçleri o zamanlar biraz daha iyi gibiydi. Çoluğunun çocuğunun, evinin ihtiyaçlarını buradan karşılardı insanlar. Çünkü bütçelerine göre en uygun alışveriş yeriydi burası.

Şimdi çocuklarıyla gitmiyor buralara emekçiler. Çünkü çocuklarının isteyebileceği şeyleri karşılayamayıp onları üzebileceklerini düşünüyorlar.

Lüks mağazalarda 2 bin, normal mağazalarda 500-600-700 lira olan kabanlar Sıhhiye sosyete pazarında ihraç fazlası denilerek 300 lira. Lüks mağazalarda 700, normal mağazalarda 300-400 lira olan kadife pantolonlar burada 130-150 arasında değişiyor Üç çift çorap 30-40 lira, kot pantolonlar 140-170 arasında, parça kumaşlar bile almış başını gitmiş. Altı ay önce 5 liraya, 10 liraya alınabilen parça kumaşlar 60-70 lira -o da kalitesine göre değişiyor.

Çamaşırdan ayakkabıya, perdeden yatak örtüsüne, her türlü ürünün bulunduğu Sıhhiye “sosyete pazarı” artık gerçekten sosyete pazarı olmuş durumda. “Kuru ekmek bulabilen aç değildir” diyenlerin tıka basa doyduğu bir sistemde artık sosyete pazarları yoksula, sefalet içinde boğulana değil bir zamanlar maddi-manevi olarak yoksul olmayan ‘orta halli” olarak tanımlanan zengin eskilerinin pazarı olmuş durumda.

İşte kapitalizmin çarpıklığının resmi: Yoksul daha da yoksullaşırken bir avuç asalak hâlâ saltanatına acımasızlıkla devam ediyor. Sıhhiye sosyete pazarından alışveriş yapmaya gelenlere “Sosyete pazarı sizin için ne anlam ifade ediyor?” diye sorduk.