Yargısı, polisi, siyasetçisi, din görevlisi ve bir bütün olarak devletin kendisinin kadın cinayetlerine yaklaşımının yeni bir örneği daha yaşandı. Dilşen Avcı cinayeti hem “şüpheli kadın ölümleri” karşısındaki tutumun vahameti hem de yargının ideolojik-siyasi yaklaşımının anlaşılması açısından çarpıcı bir özet. Avcı 2 yıl önce evinde ölü bulundu, intihar ettiği iddi edildi ve devlet mekanizmaları da araştırma yapmadan bunu böyle kabul etti. Dosya “intihar” olarak kapatılmışken 40’ı aşkın sicil ve arşiv kaydı bulunan üvey kardeşi Selim Kantar’ın itirafıyla Avcı’nın intihar etmediği, katledildiği açığa çıktı. Kantar, cinayeti işlediği sırada pandemi nedeniyle bulunduğu cezaevinden eve gönderilmişti. İtirafıysa cinayetten 9 ay sonra başka bir suçtan cezaevine konulduğu sırada adli mercilere yazdığı dilekçeyle itiraf etmişti.
Siciliyle tam bir suç makinesi olan Avcı, devletin yargısını da polisini de iyi tanıdığından olsa gerek işlediği cinayeti büyük bir açıklıkla üstlenmiş, “pişman değilim, yine olsa yine yaparım” demişti. Çünkü döşediği dilekçede iki çocuk annesi Dilşen Avcı’nın boşanarak annesinin yanına yerleştiğini ve geceleri özel araçlarla evden alınıp geç saatlerde bırakıldığını anlatıyordu. Defalarca uyardığını ama uyarılarının dikkate alınmadığını özellikle vurgulayan katil, Dilşen’i ima ettiği fuhuş nedeniyle öldürdüğünü, diğer ifadeyle “ailenin namusunu temizlediğini” anlatmak istiyordu. Tasarlanarak işlenen cinayet için devletin bildiği yaklaşımı üzerinden hayli yüksek bir “tahrik indirimi” alacağını öngören bu katilin beklediği gibi gelişti olayın sonrası.
Annesi de oğlundan şikayetçi olmamıştı. Fakat cinayeti bu denli pervasızca savunan Kantar’a yerel mahkeme “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” verdi.
Dosya Yargıtay’a gitti ve Yargıtay Başsavcısı Kantar için bir gözyaşı dökmediği kalan gerekçelerle yüklü bir ceza indirimine gidilmesini istedi.
Birgün’den Nurcan Gökdemir hem katilin anlatımlarını hem de Yargıtay Başsavcısının indirim gerekçelerini haberleştirdi.
Tasarlayarak katletti
Selim Kantar kendi ifadesiyle tasarlayarak cinayeti nasıl işlediğini şöyle anlattı:
“D. sürekli akşamları çıkıyordu. Araba ile D’i alıp götürüyorlardı. Geç saatlerde de eve bırakıyorlardı. Bu sebeple kendisi ile tartıştım. Dışarıya çıkmamasını söyledim. Bir şeye ihtiyaçları olmadıklarını, annemin maaşının yeterli geldiğini söyledim. Fakat beni dinlemedi. İki tane de küçük çocuğu vardı bunlarla da ilgilenmiyordu. Olay günü saat gece 11 sıralarında evden çıktı yine bir araç geldi, aldı. Saat 02.00-03.00 gibi bıraktılar. D.’yi öldürdüm. İntihar süsü vermeye çalıştım. Geçip odama uzandım. Birisinin görmesini bekledim. Kızı annesini görünce koşup anneme haber verdi.”
Dosya Yargıtay’da
İstinaftan sonra Yargıtay’a taşınan davaya ilişkin mütalaasını hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, Selim Kantar isimli katile verilen cezanın bozulmasını talep etti. Öldürülen kadının sabit bir işi olmadığını, “erkeklerin çağrısı üzerine giderek bir iki saat sonra gece geç saatlerde geri döndüğünü”, çocuklarına bakmadığını iddia etti. Savcı, katilin şu gerekçelerle haksız tahrik indiriminden yararlandırılmasını istedi: “Sanığın bu durumdan rahatsızlığını dile getirip onu defaten uyardığı sonuç alamayınca onu öldürdüğü anlaşılmaktadır. Maktulun yaptığı işler yasal olarak bir suç oluşturmasa da aile bireyleri açısından onaylanmayacak toplum içerisinde onları küçük düşürecek nitelikte fiil olup sanığın uyarılarına rağmen aldırış etmeyen maktulun davranışlarından kaynaklı hiddet ve şiddetli elem altında suçun işlenmiş olması nedeniyle haksız fiil olarak kabul edilerek sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması…”
Adalet herkese eşit davranmak değil hak edene hak ettiğini vermekmiş!
Savcı ayrıca, katilin iyi hal indiriminden yararlandırılmamasına da itiraz etti. Adaletin “Herkese eşit davranmak değil hak edene hak ettiğini vermeyi” gerektirdiğini de ifade eden Savcı, katil Selim Kantar’ın olaydan sonra intihar etmeyi düşündüğünü, dava takipsiz kalmak üzere iken ve olayın üzerinden de dokuz ay geçtikten sonra itiraf ettiğine dikkati çekti. Savcı, bu nedenlerle sabıka kaydı gerekçe gösterilerek katilin iyi hal indiriminden yararlandırılmamasının da hukuka aykırı olduğunu iddia etti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!