Çarşamba, 7 Ekim 2026

Ukrayna’daki Savaşın Kazananı Sadece Emperyalist Ülkeler*



Türkiye’nin de üyesi olduğu, emperyalist ABD’nin denetim ve güdümündeki etkili bir savaş örgütü olan NATO’nun dünya genelindeki siyasi perspektifinin temel çizgisi, Ukrayna’daki savaşı kabul etmeye, hatta dünyada genişlemesine ve askerileşmesine teşvik etmeye yöneliktir


Ali Arayıcı

Litvanya’nın başkenti Vilnius’taki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi, Ukrayna’daki savaşın sürdüğü, Rusya’nın haksız ve canice saldırganlığının 500. gününden sonra, 11-12 Temmuz tarihlerinde yapıldı. NATO tarafından Vilnius’ta düzenlenen bu son toplantıda alınan kararların gerçek niteliği ve özü Avrupa kamuoyundan gizleniyor. 

Gerçekten, 13 Temmuz’dan sonra bazı yayın organlarında çıkan yazılarda belirtildiği gibi, Ukrayna’nın NATO’ya girmesi için, “kaçırılmış tarihi bir fırsat” olarak sunulmaya çalışıldı. Oysa gerçekler hiç de öyle değil. Amaç silah tüccarlarını zengin etmek, milyarlarca dolar silah satmak, Ukrayna’nın Rusya işgaline karşı birleşmek, Rusya’yı sıkıştırmak ve gözdağı vermek içindir. 

Aynı zamanda, savaşın sürmesinin gerekli olduğunu ve üye devletlerin buna hazır olmasını sağlamaktır. Yoksa, Ukrayna’da süren çatışmadan bir çıkış yolu bulmak ve savaşa son vermek için, paydaşların tartışabildiği ve soruna temelden bir çözüm yolu bulunduğu bir zirve değildir.

NATO’NUN DÖNÜŞÜ 

Türkiye’nin de üyesi olduğu, emperyalist ABD’nin denetim ve güdümündeki etkili bir savaş örgütü olan NATO’nun dünya genelindeki siyasi perspektifinin temel çizgisi, Ukrayna’daki savaşı kabul etmeye, hatta dünyada genişlemesine ve askerileşmesine teşvik etmeye yöneliktir. Bir başka deyişle, savaşı önemsizleştirmek ve onu neredeyse doğal kılmakla ilgilidir.

Bugün, Ukrayna’da yüzlerce ölümcül çatışmanın Ukrayna’yı kana buladığı her yerde on binlerce ölüm, parçalanmış hayatlar, yerinden edilmiş ve gelecekleri yok olmuş milyonlarca insan ve çocuk unutulmuş gibi. Bu insanlık dışı dram, ölüm ve yokoluşlar dikkate alınmıyor. 

Rusya’daki Putin rejiminin, Ukrayna halkına yönelik haksız vahşice askeri saldırısı ve korkunç sorumluluğunu bir an için bile olsa unutma gafletine düşmemeli. Göz göre göre insanlığı yok edenleri unutmamalı, unutturmamalı ve bunu yapanlar cezasız kalmamalıdır

Son aylarda, Ukrayna’daki savaşla ilgili olarak Putin’e, Çin, Brezilya, birkaç Afrika ülkesi ve Papa Francis gibi şahsiyetler de dahil olmak üzere, dünyada birçok ülke tarafından savaşını ve zorla işgalini bir an önce durdurması için baskı yapıldı. NATO’ya üye devletlerin böylesi bir girişimi değerlendirmeyi reddetmesinin yanı sıra girişime önderlik eden kişiler mazeret gösterilmeden hemen dışlandı. Bu eylem de, doğal olarak başarısızlıkla sonuçlandı

SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Ukrayna’daki savaşta halihazırda 9 binden fazla sivil insan öldürüldü. Çatışmalarda her iki taraftan da on binlerce asker yaşamını yitirdi. Yüz binlerce insan yaralandı ve sakat kaldı. Buna, 14 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesi ve milyarlarca dolar yıkım eklenirse bu durumun ne kadar vahim ve acı olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.

İç acıtan manzaralar, yerle bir olmuş binalar, insan kayıpları ve kilometrelerce uzunluktaki siperler bize 1914-1918 ve 1940-1945 tarihlerinde yapılan, “Birinci ve İkinci Dünya Emperyalist Savaşları”nın zorlu mücadelelerini anımsatıyor. Tarih tekerrür etmez derler. Ama, Ukrayna’da yaşanan bu acı olaylar dünyayı yakından ilgilendiriyor ve endişelendiriyor.

Ukrayna’nın NATO’ya girişi, Rus Ordusu’yla savaşmak ve bu çatışmaya girmek isteyen Fransız ve Almanlar da dahil olmak üzere, savaş çığırtkanlığı yapan bazı ülkelerin çağrılarına rağmen bizzat ABD emperyalizmi tarafından şimdilik ertelendi. Ukraynalı ve Rus askerleri, 900 kilometrelik bir cephe hattında bir yıpratma ve ölüm-kalım savaşı sürdürüyor. 

ABD, İngiltere başta olmak üzere, bazı emperyalist ülkeler, Ukrayna’daki savaşla ilgili olarak birkaç yıl sürebilecek bir savaştan bahsediyor. Almanya, Fransa gibi bazı Batılı liderler de, zihinleri uzun vadeli bir çatışmaya hazırlamak için bu fikri aktarıyor. Avrupa’da nükleer tırmanışın başgösteren hayaletiyle, siper savaşını yeniden yaşamak istemiyoruz. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi bazı emperyalist ülkeler dışında bu savaşı hiçbir lider ya da ülke istemiyor.

SAVAŞA SON VERMEK

“Birinci ve İkinci Dünya Emperyalist Savaşları”ndan sonra, dünyada yaşanan bu en büyük insani drama ve ekolojik felakete bir an önce son vermek ve savaşı bitirmek için diplomatik ve siyasi olarak ne gerekiyorsa her şey ivedi olarak yapılmalıdır. Aksi takdirde, Ukrayna’daki savaşın boyutları daha da yaygınlaşarak dünyayı bir felakete götürebilir.

Bu haksız savaşın uluslararası sonuçlarının çok daha önemli olduğunu unutmamak gerekir. Birincisi, herkese dayatılan bu savaş ekonomisinin bedelini üstlenen dünya halkları, bu savaşın sonucunda diğer şeylerin yanı sıra enflasyonla karşı karşıya kalıyor. İkincisi, liberal bir ekonomide, halklar her zaman silah ve finans tüccarlarının yararına bedel ödemeye zorlanıyor. 

Bu bağlamda, önemli bir konu da, Rusya tarafından 17 Temmuz’da askıya alınan ve Temmuz 2022’de imzalanan anlaşmanın izin verdiği buğday ihracatı konusunda çok ağır baskı ve tehditler oluşturuyor. Açlık sorunu yaşayan ve kıtlıkla tehdit edilen, özellikle Afrika ve Asya’nın pekçok ülkesinin buğday arzı büyük ölçüde buna bağlı olduğundan bu durumdan çok etkileniyor.

Son olarak, Putin Rusyasındaki gücün olası istikrarsızlaşması, dünyanın en büyük ikinci nükleer gücü için bilinmeyene kapı aralayacaktır. Böyle bir gelişme, sorumluluk sahibi hiç kimsenin sevinemeyeceği bir durumdur. Fransız Komünist Partisi (PCF) Genel Sekreteri ve Nord kenti milletvekili Fabien Roussel’in işaret ettiği gibi, “Ukrayna’daki savaşı hızla bitirmek için diplomatik ve siyasi olarak her şeyi yapmalıyız”.

* Prof. Dr. Ali Arayıcı / Paris