Poyraz Soysal
Bir inşaat alanı… Sahibi kim? Nereyi ve neleri gasp ederek aldı orayı bilinmez. O inşaattan ne kadar semirecek kimbilir. Bu düşünceler belki kafasında milyon kere dönmüştü ama dilinden belki hiç dökülmemiştir. Belki birkaç dost meclisinde kısık sesle dillendirmiştir. Çünkü o “İstediğini düşün ama kimseyle paylaşma” ikliminin binlerce suskun emekçisinden biriydi. Belki suskun değildi ama kolektif suskunluğumuzun bedelini ödemişti.
İliğine kadar sömürülmek, 12’sinde de 80’inde de mesaide olmak ve çalışırken ölmek kader kılınmıştı bu iklimin insanlarına. O da bu emekçi topluluğunun bir parçasıydı. 80 yaşını bulmuş, meşhur deyimle “yaşı kemale ermiş”. Bir köşede ayağını uzatıp dinlenirken, torun severken, bir deniz kıyısında emekliliğinin tadını çıkarırken sonlanmadı yaşamı…
Bir ömür boyu çalışan emekçilerin yukarıda saydığımız hâyâlleri bile hâyâl kaldı onun için. Belki izinli olduğu günlerde tek eğlencesi, o herkesin başına kaktığı 65 yaş kartıyla birkaç durak yolculuk etmekti. Olmadı. Küçücük çocukların makine dişlileri arasında öldüğü, yüz yaşına merdiven dayamış insanların inşaatlarda çalışırken öldüğü alçak düzen onu da katletti.
Düşmedi televizyonlara ölüm haberi. Belki 30 saniyelik bir yer bulmuş da olabilir. O ekranlar bir başka âlemi pazarlıyorlardı. Pazarlamak da ne ki, kustururcasına bastırıyorlardı beynimize. O çok renkli ve kirden görünmez alemin çürümüş insanları hak etmedikleri milyon dolarları daha da haksız biçimlerde katlamaya çalışırken dolandırılıyorlardı.
Kapitalizm neydi? İşte tam da buydu. Bir tarafta ömrünün son saatlerini bile çalışarak geçirenler, bir tarafta onlardan çaldıklarını çarçur edecek yer bulamayanlar. Bir de sokak. Sokak neydi? Gerçek ve umuttu. Dövüşenler vardı bu havalarda o sokaklarda. Patronun bir emriyle devletin zor aygıtının tepesine çöktüğü, tüm zorbalığa inat direnen işçiler. Gerçek de umut da ekranlarda değildi. Sömürücü de onun zor aygıtı da ona karşı direnen umut da apaçık kendini gösteriyordu. Yani çalışarak büyümemek, çalışarak “yaşayıp” çalışarak ölmemek için umut bir ucundan tutmamızı bekliyordu.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!