Belediye işçileri bu zinciri ya kıracak ya kıracak!



Belediye işçileri artık kendi taleplerini kendileri belirliyor. Tabii bu durum adeta CHP’nin arka bahçesi olan DİSK-Genel İş Sendikasının işine gelmiyor. Çünkü sarsıntı yaşıyor, korkuyor aslında ve bu nedenle işçilere mesajlar gönderiyor, tehdit ediyor.


Çankaya Emekçilerinden 11 Ocak Perşembe Saat 17:30’da Genel İş 1. Nolu Şube önünde basın açıklaması çağrısı yapıldı. Bu çağrı üzerine sendika şube yönetimi anında işçilere mesaj göndererek “İtibar etmeyin” dedi. İşçilerin dile getirdiği talepleri kendisi savunup mücadeleye öncülük yapmak yerine öncü tutumlar alan emekçileri ayrıştırma yoluna gitti.

Bu tutum DİSK-Genel iş ve Çankaya Belediyesi’nde uzun süredir tekrarlanan bir tutum. Neden böyle?

Çünkü taban uyanıyor… 

Belediyelerde çalışan işçiler içinde uzun zamandır bir kıpırdanış var ve bu kıpırdanış özellikle DİSK-Genel İş Sendikası yönetimini rahatsız etmeye başladı. 

Kapalı kapılar adında, gece yarıları imzalanan toplu sözleşmeler, “biz yapılabilecek en iyi TİS’leri yaptık” mavalları artık tutmuyor. Konfederasyonlar ve bağlı sendikaların işçi aidatları üzerinden kurulan saltanatları sanki artık tehlikeye giriyor. İşçiler, kendilerini satan, söz hakkı vermeyen, özellikle TİS süreçlerinde taleplerini hiçe sayan, “bari yoksul olalım” demek zorunda bırakan sendika bürokrasisine karşı seslerini yükseltiyor. Ücretlerinin açlık sınırının da altında kalan asgari ücretten de düşük bir rakama tekabül etmesine seyirci kalan bu bürokratlara karşı seslerini çıkarıp dertlerini kamuoyuyla paylaşmaya başlıyorlar. 

Artık işçiler sizin köleniz ya da oy potansiyeliniz değil

Bütün işçi sınıfı üzerinde oluşturulan kölelik koşullarına karşı artık işçi sınıfı eski işçi sınıf değil ve bunu herkesin görmesi gerekmektedir. Özelde belediye işçileri üzerinde kurulmuş olan ve bütünüyle işçilerin sırtından yükselen bir saltanat var, bu saltanata sessizce boyun eğmiyor işçiler. Bu saadet zincirinin sayısız halkası var: Yıllardır “benim partim” dediği CHP, benim sendikam ve konfederasyonum dediği DİSK-Genel İş, “benim belediyem” dediği CHP’li belediyeler… Ve bu saadet zincirinin en büyük halkasını oluşturup bu adını saydıklarımıza saltanat, şatafat içinde yaşamalarını sağlayan işçiler tabii ki. 

Uzun zamandır hem içinden hem de uzaktan gözlemlediğimiz belediye işçileri artık eski belediye işçileri değil. Ve kendisi için sınıf olmaya daha çok yakınlar. 

Artık kendi taleplerini açıktan ifade eden, bunun için basın açıklamaları, şube önlerine çağrılar yapmayı göze alan  (SENDİKALARININ TEHDİTLERİNE RAĞMEN) işçiler var. Ayrıca işçi sınıfı düzenin yalakalarının sandığı gibi balık hafızalı falan da değiller. Özellikle işçi sınıfı tarihini kendi sınıfına hatırlatanları da var içlerinde. 

Bir şeylerin tohumları filizlenmeye başlıyor işçi sınıf içinde; ki bunlar aslında tarihsel gerçekliklerdir. Çünkü tarihsel geçmişine sahip çıkıp bu geçmişten ders alamayanlar ilerleyemezler. 

Tarihsel olarak sosyal demokratların işçi sınıfına ihanetleri incelenmelidir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda ve bu topraklarda kendisini halkçı-sosyal demokrat olarak lanse edenler işçi sınıfını oyalamaktan ve onu sadece oy potansiyeli olarak görmekten başka hiçbir şey yapmadılar. Özellikle belediye işçileri bu gerçeği daha net görebilmelidirler. Yıllardır taşerona kadro meselesinde ve daha bir çok meselede kendi belediyelerinde hiçbir adım atmayanlar ancak Meclis’te işçileri kandırmak için konuşurlar, önerge verirler ve işçiden yanaymış gibi görünüp o önergeler oyalanırken bile Meclis’te bulunma gereği duymazlar. Bu sadece kendisine “sosyal demokratım” diyen CHP için de değil bugün bu düzenin parçası olan bütün partiler için de geçerlidir. O nedenle işçiler umudunu düzen partilerine, onların lafazan vekillerine değil kendi sınıf bilinçlerine ve kararlı mücadele azimlerinde görebilmeli, bir birine sıkı sıkı kenetlenerek bütünün çıkarı için kendine sınıf olma haliyle mücadele etmelidir. 

Keza belediye işçilerinin büyük çoğunluğunun üyesi olduğu DİSK-Genel-İş için de aynı durum geçerlidir. İşçilere sınıfsal mücadele anlamında hiçbir eğitim, örgütlülük vadetmeyen ve artık çürümüşlüğü tescillenmiş bir sendikal anlayışa karşı işçiler kendi iç örgütlenmelerini oluşturacak, tabanı örgütleyecek ve gerekirse içinden alternatif sendikal anlayışı çıkaracak olan bir mücadele hattını göze almalıdır. 

Belediye işçileri artık kendi taleplerini kendileri belirliyor. Tabii bu durum yukarıda da dediğimiz gibi adeta CHP’nin arka bahçesi olan DİSK-Genel İş Sendikası’nın işe gelmiyor. Çünkü sarsıntı yaşıyor, korkuyor aslında ve bu nedenle işçilere mesajlar gönderiyor, tehdit ediyor. Algı operasyonu yapmaya çalışıyor. Demek ki işçiler haklı ve doğru şeyler yapıyor ki DİSK-Genel iş oklarını taleplerini ortaya koyan ve açıklayanlara çeviriyor. 

Sözü nereye getireceğiz? Elbette Çankaya Emekçilerinin bir hafta önce yaptığı çağrıya. Çankaya Belediye Emekçileri bir hafta önce DİSK Genel İş Ankara 1. Nolu Şube önünde 11 Ocak Saat 17:30’da basın açıklaması yapacaklarını duyurdular. Bunun ardından Genel İş pespaye bir açıklama yaptı ve işçilere mesaj attı, “Çağrı sendikanın çağrısı değildir, İTİBAR etmeyiniz” dedi. 

Şimdi Çankaya Belediyesi Emekçilerinin taleplerine bir göz atalım isterseniz. Biz işçilerin haklı talepleri ve mücadelelerinin yanındayız. 

1) Taban Ücret:

A) Ek Protokoller ile kazancımız olan NET 6.000 TL’nin (brüt ortalaması yaklaşık 9000TL’nin) taban ücretimize yansıtılmasını, sonra yıllık TÜFE oranında zam uygulanıp bunun üzerine de yüzde 45 refah payının eklenmesini,

B) Toplu İş Sözleşmelerinde Taban Ücret maddesinde yevmiye ücretlerinde 31 Aralık yerine 1 Ocak tarihinin baz alınmasını,

C) Çankaya Belediyesi’nde En Düşük Aylık Net Taban Ücret hiçbir dönemde, ilgili ayda açıklanan yoksulluk sınırının altında olmayacak şekilde madde eklenmesini. (Ekim Ayı Yoksulluk Sınırı 44.750TL)

D) Taban Ücretler arasındaki farklar her dönemde aynı oranda korunacak şekilde imzalanacak bir TİS talep ediyoruz. (En düşük ücrete yapılan zam oranları diğer ücretlere de aynı oranda yansıtılır.)

2) Kıdem Zammı: Çankaya Belediyesi İşçilerinin İşyerinde geçirdikleri her hizmet yılı için (Deneme Süresi dâhil) günlük net 5TL Kıdem Zammı olmalıdır.

3) Toplu İş Sözleşmelerindeki tüm ödemeler “BRÜT Ücret“ yerine “NET Ücret” olarak belirtilmelidir. (İşçiler Gelir Vergisi yükü altında ezdirilmektedir. Ocak ayında aldığımız ücretlerin Aralık ayında pula dönmesini istemiyoruz.)

4) Kira Yardımı: Kadrolu İşçi, Şirket işçisi fark etmeksizin tüm belediye personeline eşit bir hak olarak tanınmalıdır. Belediye şirket işçilerinin de en temel hakkı olan barınma sorununu çözmek için imkân ve olanaklar yaratılmalı, koşullar zorlanmalıdır. Ankara’da 2023 yılı kira artışı %82 olarak kaydedilmiştir. Toplu İş Sözleşme Taslağına Kira Yardımı maddesi eklenmelidir.

5) Yemek Ücretleri dâhil paraya taalluk eden bütün Sosyal Yardımların 6 ayda bir enflasyon ve (+)refah payı oranında güncellenmesi yapılmalıdır.

6) Arazi tazminatlarının ayrım göstermeksizin arazide çalışan tüm işçi arkadaşlarımıza uygulanmalıdır.

7) Masa başı çalışan büro işçilerine bilgisayar ekranına uzun süre maruz kalmasından dolayı bilgisayar yıpranma tazminatı ödenmelidir.

8) Evde bakım refakat izni: Birinci dereceden yakını hasta olan işçi için doktordan alınacak evde refakatçi raporu geçerli olmalıdır. İşçi bu sure boyunca ücretli izinli sayılmalıdır.

9) Kreş çalışanları için 1 hafta sömestre tatili verilmelidir.

10) Yıllık İzin Destek Primi verilmelidir.

11) Koruyucu aile olan personele kreş desteği ve yalnızca biyolojik çocuk sahibi olan işçiye değil evlat edinen ve koruyucu aile olan işçilere de yılda bir kereye mahsus verilen sosyal yardımın ödemesi yapılmalıdır.

Ankara/Alınteri