Derman Sendedir



Foggo tarzında yürütülen bir mücadelenin lokal yaraların sızısını geçici olarak uyuşturmanın ötesine geçeceği beklenemezdi. Öyle de oldu zaten. En son varabileceği yer CHP’de kendisine bir koltuk aramak oldu!


Poyraz Soysal

Her şey kurallarınca işliyor. Zulüm kurallarınca, açlık kurallarınca. Kural dışı değil sömürümüz. Gocuklu celep kendi yasalarınca sürü muamelesi yapıyor bize. Yüzümüzde patlayan kırbacını gül ile süsleme gereği bile duymuyor. Birileri sürekli Kurallara, yasalara uymasını bağırıyor ona. Onun kendi kurallarınca hareket ettiğini bile bile ve yasalardaki geçmiş bedellerin kazanımı hakların bir dudak hareketiyle değişeceğini. Biliyor. Bildiği sesine yansıyor…

Öfke katılmamış bir haykırış yağsız yemeğe benzer sonuçta. Hani şu bizim markette elimizi uzatırken elimiz titreyen şeyin olmadığı yemeğe. Yavan ve etkisiz bir ses dalgası. Oysa bu alçaklığı midesi kaldırmayanın atacağı ilk adım, onu kendi kurallarına uyması yönünde etkilemeye çalışmak değil. Onun kurallarına göre şekil almak da değil. Onun kurallarına kendi kurallarımızla, sınıf mücadelesinin kurallarıyla yanıt vermek!

Bir yıl önce rant düzeninin sonucu olarak 10 il yerle bir oldu. Su bekledi insanlar enkaz başlarında. Yakınlarının cenazesini bekledi. Ölümün bile en sefilini yaşattılar. İlk kurtarmaya çalıştıkları banka kasaları oldu. Leş kargaları gibi üşüştüler enkazlardaki para edecek her şeye. Rezerv yasasıyla halkın evine çökmek için “Allahın lütfu” oldu deprem onlar için.

Buna rağmen, bir seçim girdabına çektiler halkı. Bataklığın hangi bölgesinde yaşayacağınızı seçmek için, bu seçim dönüm noktası dediler. Burjuva muhalefetinden reformist soluna, her renkten “muhalefet” dünden kabul etti bu hileli oyunu. Taş çalınacağını, zar tutulacağını bile bile… Bataklığın kapısında, kendi taraflarının anahtarını da mevcut iktidara teslim edip çekildiler “kutsal” köşelerine. Halka yine yalnızlık, çaresizlik ve haksız yere birbirine öfkelenmek düştü. Bu iğrenç gösteriyle zihinlerimiz meşgulken deprem bölgesinde en temel ihtiyaçlar temin edilemiyordu. Hâlâ da edilemiyor. Neredeyse bir yıl sonra bile enkazlardan cenazeler çıkıyor. 

Burjuva muhalefeti, tıpkı AKP ve MHP faşizmi gibi depremdeki can kayıplarında payı olanları başkan adayı gösteriyor. Lütfü Savaş gibi bir halk düşmanını bile aday göstererek durduğu yeri zihinlere çakıyor. Küçükburjuva ve reformist sol, birkaç belediye meclis üyeliği kapmak için harcıyor tüm eforunu. Halkın sokaktan kesilmiş ayağı iktidarı o kadar güvende hissettiriyor ki, AKP’li Cumhurbaşkanı Hatay AKP’nin elinde olmadığı için yardım gönderilmediğini açıkça dile getiriyor. 

Halkı hak aramaktan uzaklaştırma politikalarından birisi de “Hayırseverlik” tarzı çalışmalar… İslamcıların emekçi semtlerden kadro devşirmek, daha çok da en iyi bildikleri para cukkalama işleminin bir aracı olarak gördükleri bu tarz çalışmalar, son dönemde yoksulluğun kahredici bir boyut almasıyla başka biçimlerde uygulanmaya başladı. Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur gibi kişiler üzerinden yoksullara hayırsever kurtarıcıların dertlerine derman olacağı pompalandı. Bunlardan birisinin açık faşist kimliği biliniyor. Diğeri ise deprem döneminde bütün yardımları AFAD’a peşkeş çekti. Öncesi şaibeleri de ayrı sorun…

Bir de derin yoksulluk çalışmaları adı altında Hacer Foggo çıktı. Yoksulluğun yaşam biçimi haline getirildiği bir ülkede önemlidir o tür çalışmalar şüphesiz. Sorun bunun amaçlaşması ve çözüm gibi gösterilmesi!

Yoksulluğun kökkaynağı olan kapitalizmi hedef almayan, iyiniyetli çalışmalarla bu sorunun üstesinden gelebileceğini düşünmek yoksulluğun kronikleşmesi anlamına geliyor. Zira Hacer Foggo’nun burjuva muhalefetinin derin öğütücülüğünde öğütülmesi çok şey söylüyor. Burjuva muhalefetin Hacer Foggo gibi bu sorunu en “yapıcı” şekilde dile getiren birisine bile tahammül edememesi onlardan emekçi yığınlara faydalı bir şey çıkacağı yanılgısını yerle bir ediyor.

Diğer taraftan, Foggo tarzında yürütülen bir mücadelenin de lokal yaraların sızısını geçici olarak uyuşturmanın ötesine geçeceği beklenemezdi. Öyle de oldu zaten. En son varabileceği yer CHP’de kendisine bir koltuk aramak oldu!

Niyet sorgulaması yapmıyoruz. Bilinen anlamda koltuk derdi olmayabilir. Yoksulluğa karşı bu aracı kullanmak istemiş olabilir. Bu doğal. Derdimiz Foggo da değil zaten. Yoksulluk ile mücadelenin sınıf gerçekliğinden kopuk bir yere varamayacağı gerçeği.

Herkese ve her kesime eleştirimiz oldu. En yakıcı eleştiriyi de kendimize yapmalıyız. Yoksulluğun, çürümenin doruğa çıktığı bir ortamda bile umudu bir alternatif haline getiremediğimiz için… Dünyayı yaratan emekçi ellerle, onu yeniden kurabileceğimizi anlatamamak yeterince. Belki yavaş ilerliyoruz ama tarihin akışı ileri akar. İşçi ve emekçi yığınlara “Derman sendedir” demenin yaratıcı yollarını bulmalıyız. Çünkü başka bir çözüm yok!