Cumartesi Anneleri Onurumuzdur!



Analar, babalar, eşler Galatasaray’da beklerken tükendiler, birer ikişer sonsuzluğu uğurladık kimilerini; kardeşler, evlatlar yaş alıp yetişkin oldu, kavga aralıksız sürdü ama… Mücadele azmimizi dünya aleme ilan ederek bir gelenek yarattılar.


Bir karanlığın ortasında kaçırıldılar, dünyanın gözü önünde kaybedildiler. O kadar berraktı ki bu karanlık asla bir sis perdesinin arkasında kalmadılar.

Katiller gözaltında kaybedilen yüzlerce Hasan Ocak’ı, işkencede katledilen yüzlerce Remzi Basalak’ı, infaz edilen yüzlerce Musa Anter’i, Gazi, Sivas, Çorum, Maraş, Dersim’de sokak ortasında öldürdük sandılar ama anaları sahip çıktı onlara, Türk ve Kürt halkı sessizce bağrına bastı…

Analar, babalar, eşler Galatasaray’da beklerken tükendiler, birer ikişer sonsuzluğu uğurladık kimilerini; kardeşler, evlatlar yaş alıp yetişkin oldu, kavga aralıksız sürdü ama… Mücadele azmimizi dünya aleme ilan ederek bir gelenek yarattılar.

Gözaltında alındıkları tanıklarla belgelenen Hayrettin Eren, Nurettin Yedigöl, Kenan Bilgin, Ali Efeoğlu, Ayhan Efeoğlu, Hüseyin Toraman, İsmail Bahçeçi, Hasan Gülünay, Cüneyt Aydınlar, Erdoğan Şakar, Yusuf Erişti, Lütfiye Kaçar, Hüsamettin Yaman, Soner Gül, Hüseyin Morsümbül, Ahmet Cingöz, Edip Aksoy, Maksut Tepeli, Bedri Algan, Mehmet Özdemir, Orhan Yakar, Hüseyin Taşkaya, Fehmi Tosun, Nazım Gülmez, Murat Yıldız, Nazım Babaoğlu, Ali Kırlangıç, Hıdır Öztürk, Ramazan Yazıcı, Teyfik Kusun, Ramazan Tekin, Talat Türkoğlu, Düzgün Tekin, Ayşenur Şimşek, İzzet Tuav, İsmail Şahin, Lütfiye Kaçar, Ebubekir Deniz, Serdar Tanış ve ismini burada sayamadığımız politik tercihleri, etnik kimlikleri nedeniyle kaybedilen yüzlerce insanımızı unutmadık, onların peşindeyiz daima bizimleler…

Özgürlük tutkusu nasıl önlenemezse, bu uğurda seferber olma iradesini de yok edemediler. Her kaybedilenin yerini bir diğeri aldı. Korku ve baskının egemen olduğu “mezarsız annelerin ülkesi”nde analar, aileleri onca şiddete, dayak ve gözaltılara karşın evlatlarının çığlığını Galatasaray’da yankıladılar. Türkiye’nin en uzun süreli siyasal kampanyası bu sayede 1000. haftasına ulaştı. Bu ısrar, irade ve bedel sorma bilinciyle gurur duyuyoruz…

***

Lale Çolak’ın Ölüm Orucu’nda olduğu kesitte, 8 Mayıs 2001’de, Anneler Günü vesilesiyle Cumartesi Anneleri için kaleme aldığı yazıyı yayınlıyoruz:*

“Analarımız,

Kim inkâr edebilir; güzelim yüzlerine her görüş günü

Kanat düşürür de rüzgâr, kuş olup uçsa oğulları, kızları…

Canımız Gülmez, Gülnaz, Fatma, Gülşah, Güzel, Semiha, Zeynep, Gülizar, Berran, Bese, Sakine, Şehriban ve adını satırlara sığdıramayacağımız, başı dik, alnı ak yiğit analarımız ve babalarımız… Fotoğraflarınız ne de güzel anlatıyor sizleri. Hüznünüzü, acılarınızı, sevincinizi, hıncınızı, öfkenizi, isyanınızı… Çilekeş ve eğilmez bedenleriniz soluğumuzu taşırıyor alanlara. Öylesine yiğit ve güzel kokulu çiçekler – evlatlar sunar ki siz analarımızın doğurgan bedenleri insanlık deryasına, çiçeklerse kokularını, direngenliklerini salar şimdi tüm evrene. Tıpkı sizler gibi onurlu ve dik başımız her fırtınada.

Ne mutlu bizlere ki sizin gibi yiğit, eylem içinde yoldaşlaşan analarımız – babalarımız var. Bizi böyle duvarlar ardına koyan, sizi bizden bizi sizden ayıranlardan hesap soracağımız günler de gelecek. O günler bizim analarımızın günü olacak. Ve size en güzel armağanımız gökyüzünün tüm güzelliklerini, mavinin, kızılın her tonunu yeryüzüne indireceğimiz özgür yarınlar olacak. Emektar ellerinizden, gül yanaklarınızdan özlemle öpüyoruz.

8 Mayıs 2001”

  • Çitlerin Olmadığı / Bir Ölüm Orucu Direnişinin Güncesi, Lale Çolak, Sel Yayıncılık – Gri Yeşil Kitaplığı, 2022