‘Esat Oktay’ı Örnek Alan Siyasi Akla Boyun Eğmeyeceğiz’



Mersin, ardından da Ağrı ve başka yerlerde Kürt gençlerinin yöresel kıyafetleri, çektikleri halaylar ve attıkları sloganlar nedeniyle hedefe çakılıp siyasallaşmış yargı eliyle tutuklanmasına ilişkin DEM Parti ve Diyarbakır Barosu yazılı açıklamalar yaparak bu düşman hukukundan vazgeçilmesini istedi


Son günlerde Kürt gençlerinin yöresel kıyafet giymeleri, zafer işareti yaparak Kürtçe müzik eşliğinde halay çekmeleri, sloganlar atmaları sosyal medyada büyük bir ırkçı hezeyana neden oluyor, trol ordusu bu gençlerin videolarını tespit ederek hedef gösteriyor. Alabildiğine siyasallaşmış yargı ve polis, anında harekete geçip gençlerin tepesine biniyor ve onurlarını ezmek için yapılan işkenceler naklen yayınlanarak gözdağı mesajları salınıyor. Yargı da otomatiğe bağlanmış gibi tutuklama kararları veriyor.

Gençlerin sistemin çizdiği makbul sınırların dışındaki her davranış ve pratiğinin hedef haline getirilerek adeta bir cadı avına dönüştürülmesine karşı DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu ve Diyarbakır Barosu tarafından yazılı açıklamalar yapıldı.

‘Kürtlere dönük açık nefret ve ırkçılık suçu işlemekten vazgeçin’

DEM Parti MYK imzasıyla yapılan açıklamada şunlar belirtildi:

Son bir haftadır oldukça tehlikeli bir algı operasyonunun üretildiğine ve yürütüldüğüne şahitlik ediyoruz. Kürtlerin gündelik ve kültürel yaşam pratiklerinden siyasetine uzanan bir düşmanlık hâli normalleştiriliyor. Sosyal medyada birçok hesaptan aynı anda gençlerin giyiminden, çektiği halaya kadar neredeyse her fiili durum suça indirgeniyor, kriminalize ediliyor. Toplumu ayrıştıran bu ırkçılığın siyaset eliyle meşrulaştırılmaya çalışıldığını yakinen takip ediyoruz.

Sokaklarda, düğünlerde, Meclis’te, sosyal medyada ve yaşamın tüm alanlarında sahnelenen faşizmin organizeli gösterisine alkış tutanlar toplumu tehlikeli sulara sürüklüyor. Bu tür provakatif söylem ve eylemlerin maksadının ne olduğu açıktır. Bu durum Kürt halkının kültürüne ve diline savaş açmaktır. 

İçişleri Bakanlığı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek bir yana yaptığı açıklamalarla bu örgütlü suça zemin hazırlıyor. İçişleri Bakanlığı bu suçları normalleştirmek yerine, bir an önce linç kültürünü beslemeye dönük bu akıl tutulmasının önüne geçmelidir. Kürtleri düşmanlaştıranlar ve bu politikaları yaygınlaştıranlar hakkında derhal işlem başlatmalı ve sorumlular açığa çıkarılıp yargılanmalıdır. 

Buradan hükümet yetkililerini uyarıyoruz: Kürtlere dönük açık nefret ve ırkçılık suçu işlemekten vazgeçin. Kürtlerin gündelik yaşam kıyafetleri suç değildir, halay çekmeleri suç değildir, zafer işareti suç değildir ama bunlara dönük her girişim suçtur, aleni ırkçılıktır. 

12 Eylül faşizmi ile özdeşleşen ve Esat Oktay’ı örnek alan siyasi akla karşı boyun eğmeyeceğiz, değerlerimize, demokrasiye ve özgürlüğe en güçlü bir biçimde sahip çıkmaya devam edeceğiz.

‘Keyfi ve hukuki güvenlik hakkı ihlal edilerek…’

Diyarbakır Barosu tarafından yapılan açıklamada da yargının araçsallaştırılarak hukuki güvencelerin gözardı edildiği belirtilip tutuklanan gençlerin serbest bırakılması gerektiğini vurgulandı:

Son dönemde birçok şehirde Kürtçe şarkı eşliğinde halay çeken yurttaşların, şarkı ve atıldığı belirtilen slogan içerikleri üzerinden önce hedef haline getirildiği, sonrasında gözaltına alındığı, kötü muamelede bulunulduğu ve bir kısmının tutuklandığı görülmektedir.

Yargının araçsallaştırılmasıyla birlikte, Kürtçe müzik eşliğinde halay çeken kişilerin kötü muamelede bulunulmak ve görüntülerin farklı mecralarda yayınlanması suretiyle toplum nezdinde hedef haline getirilmesi ile lekelenmeme hakkının ihlal edilmesi suretiyle gözaltına alınması ve hatta tutuklanması kabul edilemez.

Baskı altında hissetmeden özgürce düşüncelerin dile getirebilmesi hukuk devletinin gereğidir. Kürtçe müzik eşliğinde halay çekmek, şarkı içeriğinde yer alan ifadeler ile atılan sloganlar, düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında olup yersiz suç ithamlarıyla yurttaşlar gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.

Diyarbakır Barosu olarak; gözaltı ve tutuklama kararlarıyla, Türkiye yargı pratiğinde bir kez daha hukuki güvencelerin gözardı edildiği, aşırı geniş tanımlanmış yasal mevzuat hükümleriyle, keyfi ve hukuki güvenlik hakkı ihlal edilerek yurttaşların yargı tehdidine maruz bırakıldığı görülmekte olup, ivedilikle gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşların serbest bırakılması gerektiğini kamuoyu ile paylaşıyoruz.