Düşük ücretler, angaryaya zorlamak, keyfi tutumlar ve baskıya maruz kalan Pololnez Sucuk işçileri Tek Gıda-İş’te örgütlendi. Patronun ilk tepkisi 19 Temmuz’da 13 işçinin işine son vermek oldu. Berbat çalışma koşulları altında düşük ücretlerle çalıştırılan işçiler, bu işçi ve sendika düşmanı tutuma karşı üretimi durdurarak tepki gösterdi. Patronun buna yanıtıysa 24 Temmuz gecesi 100 kadar işçinin iş haklarını bir mesajla feshetmek oldu.
Polenez işçileri işe geri iade ve sendikal örgütlenme hakkının tanınması talepleriyle fabrika önünde geceli gündüzlü direnmekte kararlı.
Piyasada ‘Polonez Sucukları’ olarak bilinen Trakya Et ve Süt Ürünleri Sanayi Ticaret A.Ş. sucuk, salam, sosis çeşitleri üzerine üretim yapıyor ve yüzde 77 payı 2021 yılında Ürdünlü Siniora Food and Manufacturing tarafından satın alındı.
İşçiler, fabrika önünde yapılan basın açıklamasında; “Atılan işçiler geri alınsın!”, “Ölmek var dönmek yok!”, “İşveren şaşırma sabrımızı taşırma!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Yaşasın onurlu mücadelemiz!”, “Açlıktan ölmeyiz biz bu yoldan dönmeyiz!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”, “Direne direne kazanacağız!”, “İş, ekmek yoksa barış da yok!” sloganları attı.
‘Haklarınızı savununca suçlu oluyorsunuz’
Dün fabrika önünde yapılan eylemde İlk konuşmayı yapan Türk-İş İstanbul 1. Bölge Başkanı Halil Faki Erdal, Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ve Yönetim Kurulu’nun patronla görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti. Erdal konuşmasında, “İşveren, işçilerin Anayasal haklarına saygı duymadığı gibi iş haklarını feshetti” dedi.
Tekgıda-İş Sendikası Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Kemal Köse ise yaptığı basın açıklamasında çıkarılan 13 işçinin ardından, eylemlere destek vermeleri nedeniyle 100 işçinin daha çıkarıldığını söyledi.
Köse, şunları söyledi:
“Trakya Et yöneticilerini, yaptıkları baskıcı uygulamalardan bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz. Çalışanların sendikaya üye olma hakları, gerek Anayasamızın 51. maddesi gerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır.
“Sayın Trakya Et yöneticileri, astığım astık, kestiğim kestik mantığıyla bir yere varamazsınız. Çalışanlarınızı, Anayasal hakkını kullandı diye kapının önüne koyamazsınız. Siz işverenler olarak nasıl geleceğinizi ve çıkar menfaatinizi düşünerek TÜSİAD’a, MÜSİAD’a ve ilgili kuruluşlara üye oluyorsanız, çalışan kardeşlerimiz de Anayasadan doğan haklarını kullanarak sendikamıza üye olmuştur. Bizler bağcıyı dövüp üzüm yemek değil, bağdaki üzüm payımızı istiyoruz. Çalışanlarınızın iradesine ve tercihine saygı duyun. Çalışanlarınızın ekmeği ile oynamaktan vazgeçin.
“6 Haziran 2024 tarihinde Türk Sicil Gazetesi’nde yayımlanan açıklamanızda şu ifadeler yer almaktadır: ‘Şirket, Birleşmiş Milletler Küresel Sözleşmesi’ni imzalamış, bu sözleşmeye göre iş dünyası çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü desteklemelidir.’
“Peki siz ne yaptınız? 22.07.2024 tarihinde bu fabrikada kıdemleri 17 yıla varan ve şirkete sizden çok emeği olan 13 arkadaşımızı, dün gece de 100’den fazla arkadaşımızı gereksiz ve yersiz sebeplerle sırf sendika üyesi oldukları için kapının önüne koydunuz. Bu arkadaşlarımızın bir an önce işlerine dönmelerini talep ediyoruz. Aksi takdirde, bu mücadele başarıya ulaşana kadar sadece fabrikanızın önünde değil yasal haklarımızı da kullanarak haklı mücadelemizi tüm alanlara taşıyacak ve eylemlerimizi gerçekleştireceğiz.”
10 yıl çalıştı tek mesajla çıkarıldı
Nuriye Şahin ise fabrikada 10 yıldır çalıştığını ve tek bir mesajla işten çıkarıldığını dile getirdi. Şahin, “İşten çıkarıldığımızı yüzümüze söyleyebilirlerdi. Saat 11 buçukta eve gittik, gece ‘İşinize son verildi.’ diye mesaj geldi. Sabah geldiğimizde hırsız muamelesi yaptılar. Dolaptan güvenlikle birlikte özel eşyalarımızı aldık. Ben 10 yıldır burada çalışıyorum. Asgari ücret alarak çalışıyorduk. Ek ücret verilmedi. Her işi yaptık, üç vardiya çalışıyorduk” diye belirtti.
Hakları verilmiyordu
Sekiz senedir fabrikada operatörlük yapan Saniye Taş, şu ifadeleri kullandı:
“Asgari ücretten biraz fazla alıyordum. Operatör olmayan hiç kimse asgari ücretin üstünde almıyor. İzin günlerinde, pazar günleri çalıştığımızda o günün yarısını bile almıyorduk. Zor şartlarda çalıştık. İş yüklerimiz ağırdı. Maaşımızın artmasını istesek de kabul etmediler. Biz de sendika üyesi olarak hakkımızı aramak istedik. 13 arkadaşımızın işten çıkarılmasının üzüntüsüyle kendimizi işe verememiştik. Sendika üyesi olan, arkadaşlarımıza destek veren tutumlarımız nedeniyle dün akşam işten çıkarıldık.”
‘Çalışma şartları çok kötüydü’
İşten atılan işçilerden Fatma Polat, sendikalı olmadan önce çok kötü şartlarda çalıştıklarını ve pazar gününde dahi çalıştıklarını belirtti. Polat, “Pazar gelmeyen pazartesi gelmesin, pazar gelmeyenler işten çıksın.’ diyorlardı. Bulunduğum bölümün yüzde 80’i bayan. İşten çıkmak zorunda bıraktılar. Azar işitmemek için işim olmadığı halde, pazar günü bile işe geliyordum.” dedi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!