Roza Yıldız
Egemenlerin son günlerde hızlı bir şekilde gündem değiştirmelerine ayak uyduramayan halk, ne yazık ki artık o gündemi, iktidarın halk karşıtı söylemlerini ve aleyhine çıkan yasalarını takip edemez/etmez bir duruma geldi.
Sermaye ve sözcüleri pervasızca saldırılarına topyekun devam ederken halk televizyonların başında, kendi sonundan habersiz, domatesin, salatalığın, peynirin o günkü borsasını, açılış fiyatını konuşmakta… Fazla yaşam koşullarının olmadığı, sesini ve açlığını duyuramadığı iktidardan tek talebiyse ne yazık ki erken seçim ve kölelik ücretine birazcık zam…
Burjuva medyanın haberlerini izlemekse hem psikolojik işkence yöntemi hem de ayrı bir hak ihlali. Gerçek bir toplumsal travma nedeni. Ve listeler halinde uzayıp giden halka yönelik saldırıları püskürtecek örgütlü bir sınıfın var olabilme korkusu değil midir, bunca saldırı bunca tedbir? Bu sisli, puslu havada at izi, it izi birbirine karışmışken tünelin sonundaki ışıktan da umudunu kesmiş bir halk söz konusu.
Türkiye ve gündemleri üzerine bunları düşünürken yarın kimbilir hangi cehennemlik haberlere açılacak gözlerimiz, hangi işkence aletinin benliğimizde onulmaz yaralar açmasına halk olarak hep birlikte izin vereceğiz demekten kendimi alamıyorum. Bu suskun bu perişan bu yoksul bu kimsesiz -hiç kusura bakmayın-, biraz da onursuzluk anlamına gelen tarafıyla masum olmayan halkın dili yok, yönetenlerin de imanı yok! Bir avuç direnen aynı simalardan başka kimi var? Her şeyin bir sonu var. Sonsuzluğun dahi bir sonu olmalı…
Egemenlerin komplo teorilerinin ve uygulamalarının da bir sonu var. Emperyalist kapitalist güçler dünyayı yağmalarken elbette burjuvazinin “Yeni Dünya Düzeni” fetvalarını sınıf bilincinden yoksun halklara empoze edecektir. Bunu da egemenlerin satılık kalemlerinin aracılığıyla yapacaktır.
Ekolojik sistemin bozulması, doğanın yağmalanması, milli servetlerin peşkeş çekilmesi, milyonlarca çocuk işçi ve işçi sorunu, can güvenliği, kadın, çocuk ve göçmenleri de kapsayan insan kaçakçılığı sorunu, sağlığa, eğitime sağlıklı gıdaya erişememe sorunu, dünyanın her yerinde artan şiddet, savaş, hak ve sınır ihlalleri, işgalleri ve yaşamsal daha ne varsa herbirinde sorun üreten kapitalist sistemin sınıfa ve sömürüye dayalı uygulamaları varlığını sürdürmektedir. “Nereye kadar sürdürecek şovunu” diye sormaktan kendimi alamıyorum. Burjuvaziden başka şakşakçısı olmayan, tam kadrolu bu gösteri dünyasının da sonu gelecek elbet. Başta yazdığım gibi, hiçbir şey sonsuz değildir. Ne diyor Nazım; “Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir…”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!