Teknoloji Tekellerinin Savaşta Yıkıcı Rolü: Gazze Laboratuvara Çevrildi



Google ve diğer teknoloji tekellerinin askeri kullanım için sunduğu yapay zeka ve bulut teknolojileri insan hakları ihlallerinin araçları haline geliyor


Teknoloji tekelleri, modern savaşların doğasını değiştiren kapitalizmin insan hayatı ve doğa üzerindeki yıkıcı etkisini derinleştiren birer araç haline geldi. Son dönemde yayımlanan raporlar, bu dönüşümün sömürü ve şiddet mekanizmalarını nasıl derinleştirdiğini gözler önüne seriyor.

The Washington Post’un sızdırılan belgelere dayandırdığı haberine göre, Google’ın ileri düzey yapay zeka (YZ) teknolojileri, İsrail tarafından Gazze ve Batı Şeria’da yürütülen askeri saldırılarda kullanıldı. Bu, Gazze’yi adeta bir laboratuvara çeviren ve soykırım suçlarını teknolojiyle güçlendiren bir süreç olarak dikkat çekiyor.

Google ve İsrail Askeri İşbirliği

Google’ın İsrail Savunma Bakanlığı ve Ordusu’na yönelik desteği 2021 yılında başlamış gibi görünse de bu ilişkinin gerçek doğası ve kapsamı yeni belgelerle daha da netleşti. Sızdırılan bilgiler ışığında:

Google’ın Yapay Zeka Teknolojisi (Gemini): Google çalışanlarından biri, İsrail Ordusu’nun “Gemini” isimli yapay zeka teknolojisine erişim talep ettiğini ve bu talebin karşılanmaması durumunda ordunun teknik destek için Amazon’a yönelebileceğini belirtti. Bu baskının ardından, Google tarafından gerekli erişim izni sağlandı.

Proje Nimbus ve İhlal Endişeleri: Google ve Amazon tarafından İsrail’e sunulan 1,2 milyar dolarlık “Project Nimbus” anlaşması, özellikle Batı Şeria’da YZ destekli bulut hizmetlerinin insan hakları ihlallerine yol açabileceği endişelerine rağmen devam etti. Bu anlaşma kapsamında Google’ın sağladığı teknolojiler, görüntü ve video analizi, veri işleme ve video konferans hizmetlerini içeriyor.

İç Protestolar ve Çalışan Tepkileri: Google yönetiminin İsrail Ordusu’yla kurduğu kirli ilişki üzerine Google’da çalışan 100’den fazla işçi, şirketin İsrail Ordusu’yla olan ilişkisini gözden geçirmesi talebinde bulundu. Ancak bu talepler dikkate alınmadı ve protestoların ardından yaklaşık 50 Google çalışanı işten çıkarıldı.

Bu eylem emperyalist tekel içindeki onurlu bir direnişi ve teknolojinin etik kullanımı için verilen mücadelede öncü bir çıkışın simgesidir. İşçiler savaş teknolojilerinin yıkıcı etkilerini ve bu teknolojilerin sivil halka karşı kullanıldığı gerçekliğini gözönüne alarak ahlaki bir sorumluluk bilinciyle hareket etti. Bu tür protestolar, kapitalist üretim ilişkilerinin insan hakları ihlalleriyle nasıl iç içe geçtiğini görünür kılarken işçilerin kolektif direnişinin önemini ve gelecekte daha güçlü örgütlenme gerekliliğine de işaret etmiş oluyor.

Gazze: Teknoloji Destekli Bir Soykırım Laboratuvarı

Kapitalist üretim ilişkilerinin en yüksek ve gerici safhası olan emperyalizm, savaş teknolojilerini sömürü ve şiddetle iç içe geçirerek halklar üzerinde yeni tahakküm mekanizmaları yaratıyor. Google’ın yapay zeka teknolojileri ve bulut hizmetleri, İsrail’in Gazze’yi bir tür test alanına dönüştürmesine olanak tanımış durumda.

Yapay zeka destekli gözetim teknolojileri, Gazze’de yaşayan insanların her hareketini takip ederek onları sürekli olarak kontrol altında tutuyor. YZ tabanlı sistemler, hassas hedefleme yaparak İsrail’in askeri operasyonlarını daha ölümcül hale getiriyor. Bu tür saldırılar, sivil kayıpların artmasına ve bölgedeki yıkımın derinleşmesine yol açıyor.

İsrail’in bu teknolojileri kullanarak gerçekleştirdiği saldırılar, uluslararası burjuva hukuk açısından bile soykırım olarak tanımlanan eylemler içeriyor. Teknoloji bu suçların daha sistematik ve etkili bir şekilde işlenmesini getiriyor.

Google ve diğer teknoloji tekellerinin askeri kullanım için sunduğu yapay zeka ve bulut teknolojileri, insan hakları ihlallerinin araçları haline geliyor. Proje Nimbus anlaşmasında, Google’ın danışmanları ve hukukçuları, bu teknolojilerin İsrail’in işgal altındaki topraklarda kötüye kullanılabileceği yönündeki uyarılarına rağmen şirket kapitalist kâr mantığından ödün vermemiştir. Bu, teknoloji tekellerinin kapitalizmin şiddet aygıtına nasıl entegre olduğunu gösteriyor.

Gazze’de yaşananlar, kapitalizmin savaş teknolojilerini nasıl insanlığın aleyhine bir silaha dönüştürdüğünü kanıtlamaktadır. Google’ın yapay zeka destekli hizmetleri, İsrail’in Filistin halkına karşı yürüttüğü soykırımın bir aracı haline gelmiştir. Bu tür işbirlikleri, yalnızca kapitalizmin kâr hırsını değil, aynı zamanda insanlık değerlerine yönelik bir saldırıyı da temsil etmektedir.

Google çalışanlarının bu süreçte gösterdiği direniş, emekçilerin emperyalist tekel politikalarına karşı bir mücadele alanı açabileceğini gösteriyor. Ancak bu direniş, daha geniş bir örgütlü sınıf mücadelesiyle birleşmediği sürece etkisi sınırlı kalmaktadır.