Sokağın Gücü: “Dur Sırbistan” Eylemlerinin Etkileri



Bugün “Dur Sırbistan” sadece bir slogan değil adalet, hesap verebilirlik ve daha iyi bir gelecek talebi etrafında birleşen bir halkın direnişinin sembolü


Sırbistan’da 1 Kasım 2024’te Novi Sad’daki tren istasyonunda beton sundurmanın çökmesi sonucu 15 kişinin hayatını kaybetmesiyle başlayan ve “Dur Sırbistan” sloganıyla büyüyen protesto dalgası, sadece bir trajediye tepki olmanın ötesine geçerek hükümete ve onun yolsuzluklarına karşı bir toplumsal başkaldırıya dönüştü. Öğrencilerin öncülüğünde başlayan bu eylemler, giderek toplumun farklı kesimlerinden destek alarak ülke genelinde etkili bir direniş hareketi haline geldi.

Başlangıçta Novi Sad merkezli olan protestolar, kısa sürede 100’den fazla şehir ve kasabaya yayıldı. Üniversite ve lise öğrencilerinin öncülüğünde başlayan hareket, yargı üyeleri, öğretmenler, özel sektör çalışanları, işçi sendikaları ve çiftçilerden destek alarak geniş bir toplumsal dayanışma örneği sundu. Özellikle Belgrad’da düzenlenen büyük çaplı gösteriler, “Dur Sırbistan” hareketinin sembol noktalarından biri haline geldi.

Eylemciler en son Belgrad’daki Autokomanda kavşağını bir gün boyunca bloke ederek trafik akışını durdurdu. Bu eylem başkentin günlük hayatını aksatmakla kalmadı aynı zamanda hükümet üzerindeki baskıyı da artırdı. Çiftçiler traktörleriyle protestoculara destek verirken bu görüntüler 2000 yılında Slobodan Milošević’in düşüşüne yol açan kitlesel protestoların yankısını hatırlattı. Binlerce kişinin bir araya geldiği eylemler sırasında iki ciddi trafik kazası yaşansa da bu olaylar dayanışmayı sarsmak yerine protestoculara olan desteği daha da güçlendirdi.

Protestoların büyüklüğü ve sürekliliği karşısında hükümet istifalar ve reform vaatleriyle durumu yatıştırmaya çalışsa da atılan adımlar toplumsal öfkeyi dindirmeye yetmedi. Novi Sad’daki facianın ardından Ulaştırma Bakanı Goran Vesic ve birkaç hükümet yetkilisi istifa etti. Ancak toplumsal baskı hükümetin daha yüksek seviyelerde sorumluluk almasını zorunlu kıldı.

Başbakan Milos Vucevic, 27 Ocak 2025’te düzenlediği basın toplantısında hükümet başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. TASS haber ajansının aktardığına göre Vucevic, istifasının ‘geri dönüşünün olmadığını’ belirterek şu sözleri dile getirdi: “Bence bu şekilde seçilmişlerin sorumlu olması gerekliliğini de göstermiş oluyoruz.” Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ile yaptığı uzun toplantının ardından kararını duyuran Vucevic istifasının Vucic tarafından kabul edildiğini ifade etti.

Bu istifa sokağın hükümet üzerindeki baskısının doğrudan bir sonucudur. İşçi ve emekçilerin protestolarla ortaya koyduğu değişim talebinin somut bir yansımasıdır. Ancak protestocular bireysel istifaların yeterli olmadığını, sistemin köklü bir şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini savunmaya devam ediyor.

Hükümet ayrıca eylemlerin zoruyla Novi Sad’daki tren istasyonu yenileme projesine ilişkin bazı belgelerin gizliliğini kaldırarak “şeffaflık” gösterisinde bulundu. Bu proje bir Çin konsorsiyumu tarafından yürütülmüş ve çöküşün inşaat sırasında yapılan ciddi ihmal ve yolsuzluktan kaynaklandığı gündeme gelmişti. Savcılık soruşturması kapsamında on üç kişi suçlanmış olsa da protestocular bu sürecin hızlandırılmasını ve sorumluların adil bir şekilde yargılanmasını talep ediyor. Aynı zamanda göstericilere yönelik saldırıların faillerinin yakalanmasını ve protestolarda öne çıkanlara yönelik kovuşturmaların sona ermesini istiyorlar.

“Dur Sırbistan” sloganı, Balkanlar’da kökleşmiş adaletsizliklere ve yozlaşmış yönetime karşı bir çığlık olarak toplumu birleştiren güçlü bir sembol haline geldi. Alida Vračić’in belirttiği gibi, bu eylemler, geleneksel muhalefet hareketlerinin ötesine geçerek doğrudan hesap verebilirlik ve adalet talep ediyor. Öğrenciler ve destekçileri sadece diyalog ya da reform değil kurumların şeffaf ve adil bir şekilde işlemesini istiyor. Bu talepler sistem içi bir eksene sahip olsa da umut verici bir değişim çağrısı niteliğinde.

Sırbistan’daki bu hareket yalnızca bir trajediye karşı değil çürümüş bir düzene karşı yükselen bir ses. Çiftçilerin traktörleriyle, öğretmenlerin derslerini bırakıp sokaklara çıkmasıyla ve yargıçların adliyeleri terk ederek protestoculara destek vermesiyle bu hareket, toplumsal dayanışmanın ve değişim arzusunun en güçlü örneklerinden biri haline geldi.

Bugün “Dur Sırbistan” sadece bir slogan değil adalet, hesap verebilirlik ve daha iyi bir gelecek talebi etrafında birleşen bir halkın direnişinin sembolü. Bu hareketin başarısı yalnızca Sırbistan için değil Balkanlar ve ötesindeki tüm emekçiler için ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Çünkü halk korkuyu aştığında ve birleştiğinde, hiçbir güç onun taleplerini görmezden gelemez.