İstanbul’da 9 Belediyeye Yönelik Operasyon: On Kişi Gözaltında



Bu gelişmeler yalnızca yerel yönetimlerin geleceği açısından değil aynı zamanda faşist iktidar koalisyonunun kendi iktidar mekanizmalarını sağlamlaştırarak yeniden yapılandırma sürecinin bir parçası olarak işliyor


İstanbul’da 9 belediyeye yönelik “kent uzlaşısı” operasyonu gerçekleştirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Kartal ve Ataşehir Belediye Başkan Yardımcılarının da aralarında bulunduğu on kişi gözaltına alındı.

Operasyonun Gerekçesi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre soruşturmanın merkezinde, 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde CHP ve DEM Parti arasında oluşturulan “kent uzlaşısı” modeli yer alıyor. Savcılık bu uzlaşının “PKK’nin yerel yönetimlere sızma stratejisinin bir parçası” olduğunu öne sürüyor.

Açıklamada “Kent uzlaşısı formülünün DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğu özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) halkı örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu” ifade edildi. Bu kapsamda adı geçen insanların örgütle bağlantılı olduğu iddia edildi.

Gözaltına Alınanlar

11 Şubat 2025 sabah saat 06.00 itibariyle eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınanların bazıları şu şekilde sıralandı:

  • Şişli Belediye Meclis üyesi Sinan Gökçe
  • Üsküdar Belediye Meclis üyesi Bülent Kaygun
  • Fatih Belediye Meclis üyesi Güzin Alparslan
  • Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür
  • Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel
  • Tuzla Belediye Meclis üyesi Hasan Özdemir
  • Beyoğlu Belediye Meclis üyesi Turabi Şen
  • Sancaktepe Belediye Meclis üyesi Elif Gül
  • Adalar Belediye Meclis üyesi Nesimi Aday
  • Beyoğlu Belediyesi ile irtibatlı olduğu belirtilen İ.P.

Polis ekiplerinin gözaltı işlemleri sırasında şüphelilerin evlerinde işyerlerinde ve belediyelerde aramalar yapıldığı belirtildi.

Siyasi Gözlemler ve Tepkiler

CHP ve DEM Parti cephesinden operasyonlara yönelik tepki gelirken bu sürecin yerel yönetimlere baskının bir parçası olduğu savunuluyor. CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyım atanması da benzer gerekçelerle gerçekleştirilmişti. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’la ilgili yolsuzluk soruşturmasının, Esenyurt Belediye Başkanı Özer ve Diyarbakır’daki müteahhitlerle bağlantılı hale getirilmesi CHP’li belediyelere baskı kurulmasının bir parçası olarak yorumlanıyor.

Bu operasyonlar iktidarın yerel yönetimlerde muhalefetin gücünü kırma politikasının devamıdır. 2016’dan bu yana HDP’li belediyelere yönelik kayyım atamalarıyla başlayan süreç son yerel seçimlerde İstanbul gibi büyükşehirlerde CHP’nin kazandığı belediyeleri de hedef alacak şekilde genişletilmiş durumda. Özellikle kayyım politikası seçilmiş yöneticilerin uydurma gerekçelerle devre dışı bırakılması ve yerine iktidar tarafından atananların yerleştirilmesi şeklinde sistematik bir baskı aracı olarak işliyor.

DEM Parti ve CHP yetkilileri operasyonun “seçimle kazanılan belediyeleri kayyım atamaları yoluyla etkisizleştirme planının bir devamı” olduğunu belirterek tepki gösterdi.

Güzel Parti ve Saadet Partisi gibi muhalefet partilerinin bazı temsilcileri de operasyonlara dair hukuki sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti.

Sonraki Adımlar

Gözaltına alınan kişiler hakkında şu an adli işlemler sürerken soruşturmanın derinleştirilerek başka belediyelere de yayılabileceği öngörülüyor.

Muhalefet partileri bu sürecin hukuki boyutunu takip edeceklerini ve “seçimle gelen belediye yöneticilerinin sudan bahanelerle gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğunu” dile getiriyor.

Bu gelişmeler yalnızca yerel yönetimlerin geleceğini açısından değil aynı zamanda faşist iktidar koalisyonunun kendi iktidar mekanizmalarını sağlamlaştırarak yeniden yapılandırma sürecinin bir parçası olarak işliyor. Muhalefetin elindeki belediyelere yönelik bu operasyonlar iktidarın seçimle kazanamadığını kayyım atamaları ve yargı sopasıyla gasp etme stratejisinin bir devamı niteliğinde. Böylece iktidar bloku faşist tahakkümünü derinleştirerek Hitlerci rejimi daha da stabilize etmeyi hedefliyor.